Din Adı Altında Yapılan Yanlışlar

Nitekim şartlarla beraber,gelişen teknoloji ve imkanlarla beraber bir çok yenilikler,bir çok oluşumlar ve bir o kadarda yeni yeni icat edilen şeyler meydana geldi.Tabi ki Allah’ın vermiş olduğu nimetleri kullanmayıp sırtını dönmek, nimetine nankörlük olur.Bu belki de sevaptan çok cezayı gerektirir. Çünkü bir hadis-i şerif de Allah Teala nimetlerinin kulunun üzerinde görülmesini ister şeklinde bir rivayet bulunmaktadır.En iyi Allah bilir.

Ancak Allah Teala’nın vermiş olduğu nimetleri kullanırken de bunlara aşırı sevgi beslenilmemesi, aşırı bir bağlılık gösterilmemesi de dinimizin emirlerindendir. Aslında nimetler insanlara azap için değil de ondan faydalanılması için Allah Teala’nın kullarına karşı bir lütfüdür.Yeter ki bu nimetleri şeriat/sünnet ışığında kullanmasını bil.Kullanmasını bildikten sonra,bunun zararını değil faydasını görürsün inşallah.

Eğer icad edilen,yani sonradan çıkarılan şey şeriat/sünnete aykırı değilse eğer bunun bir vebali günahı ve sorumluluğu yoktur.Nitekim eğer sonradan çıkarılan şey eğer,şeriat/sünnete aykırı,ters bir davranış ise işte o zaman düşünmek ve bin defa ölçüp bir defa biçmek misaline gireriz.Şayet eğer şeriat/sünnete aykırı bir şey icad edilmiş ise buna eğer elinle,dilinle mani olamıyorsan kalbinden buğzet ve ondan uzaklaş.Çünkü o senin ateşe girmene vesile olacaktır.Kaldı ki ortaya çıkan şey şeriat/sünnete aykırı olmadığı halde sen bunu Kitap/sünnete ters gelecek bir şekilde kullanıpda Allah’ın emir ve yasaklarına,Resulü’nün sünnetine muhalefet ediyorsan bunun sorumluluğu icad edene değil kullananadır.Tabi ki doğrusunu ancak Allah bilir.

Hz Aişe tarafından rivayet edilip,Buhari ve Müslim kanalı ile bizlere ulaşan bir hadis-i şerif de peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor;”Kişinin icat ettiği herhangi bir şey dinimize uymuyorsa,o şey reddedilir.(vebalide kendisine yüklenir)”.Yine aynı şekilde Hz Enes tarafından rivayet ediliş olup,Darekutni kanalı ile ulaşan bir hadis-i şerif de Allah Resulü;

  • Allah’ın meleklerin ve bütün insanların laneti,ümmetimi gaşyeden (gölgeleyen) kimsenin üzerine olsun.
  • Ümmetinin gayşi nedir ? diye soranlara şöyle buyurdu;
  • Dinden olmayan birşeyi icad edip,insanları oraya sürüklemektir.

Evet kişi eğer şeriat/sünnete uymayan bir şey icad edip de bunu eğer yaymış ve insanların hizmetine sunmuşsa eğer,bunun vebali,günahı hem kendine,hemde icad etmiş olduğu şeyin arkasından gidenlerin günahlarına ortaktır. İcad eden icad ettiği şey için iki defa icada uyansa uyduğu için günaha girer.

Oysa dediğimiz gibi Allah Teala nimetlerini genişletti diye,bunlara dört elle sarılmak gerekmiyor. Sen sana yarayan kısmını al,gerisini bırak. aldığın kısımda şeriat/sünnete uyuyorsa al.Uymuyorsa terket gitsin.Bu şu misale benzer.Yemek yersiniz yersiniz bir süre sonra tuvalet ihtiyacı duyasınız. Mide kendisine yarayan kısmı ayırmıştır, yaramayan kısmı ise dışarı atman için seni uyarmaktadır, ikaz etmektedir.Bunu atarsan rahatlarsın aksine kendi kendine eziyet etmiş olursun.Ancak bir de şu var midenin kabul etmediği,tam aksine zarar göreceği bir gıdayı alırsan,misal bir zehir içecek olursan eğer ki şeriat/sünnete aykırı davranış içine girersen mide o zehiri sindiremez ve eğer hemen tedbirini almazsan eğer seni öldürür.İşte sonradan icad edilen yada var olan şeylerin şeriat/sünnete uyan kısmını alınız,uymayanı terk ediniz.

Başka bir misal verecek olursak eğer en basit örneği neredeyse herkesin kullandığı bilgisayar ve internet. Şuanda bu okumuş olduğunuz yazıyı okumak da sizin elinizde,okumayıp internet vasıtası ile şeriat/sünnete uygun düşmeyen işleri yapmak da sizin elinizde.Bu da demek oluyor ki yukarı da ki örnek misali mide gibi ol.Sen sana yarayan kısmı ile ilgilen,diğer kısmının peşine düşme ve ilgilenme. Nitekim;

Hz İsa diyor ki;

“Hikmeti ehli olmayan vermeyiniz,hikmete haksızlık edersiniz.Ehli olandan esirgemeyin,o zaman ehline haksızlık edersiniz.İlacı yara üzerine koyan doktor gibi olunuz”

Aynen anlatıldığı gibi,yaraya hangi ilaç gerekiyorsa,o ilacı koyun.Aksine ters bir ilaç koyarsanız eğer bunun faydasını değil zararını görürsünüz.

“……sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım…. (1)”.Allah Tela bu ayeti ile kitab-ı Kur’an-ı Kerim ve Reslüllah’ın sünneti ile insanların dünya ve ahiret mevzusunda olan bütün konularını açıkladığını belirtmek istemiştir.Kurtuluşun ancak bu iki kutsal ışık ile mümkün olacağını bildirmek istemiştir.

Evet.en güzel söz Allah Teala’nın sözü,en güzel yolda Resulü’nün yürüdüğü yoldur.Sözü ile yolu öğretmiş,Resulü ile de o yolda nasıl yürünebileceğini göstermiştir.Şayet bu söze kulak vermeyip de kendi yolunu kendi çizenler helak olmuştur.Nitekim

Peygamberimiz Hz Muhammd (s.a.v) buyuruyor ki;

Beni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki,bütün ümmetim mensup oldukları esas din ve cemaatten ayrılarak yetmiş iki fırkaya (gruba) bölünecektir.Bunların hepsi sapık oldukları gibi,insanları da cehenneme davet edip sapıtacaklardır.Bu zamana rastlarsanız,aziz ve yüce olan Allah’ın kitabına sarılın.Zira sizden öncekilerle, sizden sonra yaşayanlara ait haberler ve aranızda uyacağınız hükümler orada yazılıdır.Bunlara karşı gelen zalimlerin belini Yüce Allah kırar. İlmi burada değil de başka yerde arayanları Allah saptırır.O (Kur’an),Allah’ın sağlam ipi,açık nuru ve insanlar için yararlı olan kurtuluş kaynağıdır.Ona sarılanlar için koruyucu ve ona uyanlar için kurtarıcıdır. İncelikleri ve acaiplikleri tükenmez,tekrar tekrar okumak onu eskitmez

İslam alimlerinden bn Mesut diyor ki;

“İnsanı kurtuluşa erdirecek iki çeşit ilim vardır;

  1. Kelam
  2. Yol

En güzel söz Allah kelamı,en güzel yolda Peygamber yoludur.Sakın sonradan uydurulan şeylere yaklaşmayın.Zira sonradan çıkarılan işler kötü işlerdir.Sonradan meydana çıkarılan her şey bid’at ve her bid’at de sapıklıktır.Uzun yaşama hevesine kapılmayın,yoksa kalbiniz katılaşır.Kesin olarak bilin ki,her gelecek kesindir.Kesin olmayan gelmeyecek olandır.”

Her gelecek olan şey ölüm ise bize düşen oraya kendimizi hazırlamaktır ve ölmeden önce kendimizi ölmüş varsayarak hesaba çekmektir.Yok ölmeden eğer sen kendini hesaba çekmezsen eğer,öldükten sonra verecek çok hesabın,hesabımız olur.Nitekim

İslam büyüklerinden Süfyan-ı Sevri diyor ki;

Kabri düşünen,ona duyduğu korku ve endişesini gizleyen ve kendini kabre hazırlayan kimse kabri cennet bahçelerinden bir bahçe şeklinde bulur.Kabri düşünmeyen,ondan gaflet ederek kendini ona hazırlamayan kimse de orasını cehennem çukurlarından bir çukur halinde bulur.

Nitekim Yüce Allah buyuruyor ki;

“Her kim Âhiret ekimi isterse ona ekinini artırırız, her kim de Dünya ekimi isterse ona da ondan veririz amma Âhirette ona hiç nasîb yoktur . (2)”

Dünya hayatının devam edebilmesi için,hayatta kalabilmen için bazı şeyler olmazsa olmaz kurallardır.Misal;hayatta kalabilmek için yemek zorundasın ama yemeği de kazanabilmek için çalışmak zorundasın.Ağzına lokmayı alıyorsun da çiğnemeden yutamıyorsun misali.Ancak bu çalışmak yani meşguliyet senin Rabb’ine olan kulluk görevlerine bir engel teşkil etmeyeceği gibi aşırı derecede daha fazla kazanmak için de daha fazla bir meşguliyet içine girmemelisin.Ancak insanların gidaşatı ve durumu ortada.Kendilerini helak ettikleri yetmiyormuş gibi aile efradını da helak ediyorlar.Evlet yetiştirmekle ilgili konumuzda üzerinde durulacaktır inşallah…!!!

Ne acıdır ki herkes bunun ayan beyan farkındadır kazanması için çalışması gerekiyor,ancak çalıştıktan sonra yani iş bitiminden sonra da artık saatlerce müzik dinlemek mi dersin,saatlerce gezmek mi dersin,beş dakika deyip de saatlerce internet başında oturmak mı dersin. Dersinde dersin artırabilirsiniz.Ancak bunları yaparken hiç Allah’ın rahmeti ve azabı aklına gelmiyor.Nasıl gelsin ki.İşte iken düşünmüyor ki işten sonra düşünsün (Çalışmak da ibadettir adlı bir yazı ilerleyen zamanlarda inşallah gelecektir.O yüzden bazı mevzuların teferruatına girmiyorum)

Nitekim bütün vaktini gereksiz işlere,müzik dinlemeye değil de ,Allah Resulü’nün şu hadisine tercih etseydin “Kur’an’dan bir ayet dinleyene.kıyamet gününde o ayet bir nur olacaktır” sözüne istinaden belki kıyamet gününde tutunacak bir dalın olurdu.

Sen eğer bütün gününü eğer çalışarak tüketiyorsan eğer,ahiretin için ekin ekmeyi ne zaman düşünüyorsun.İşe gidiyorsun işte çalışıyorsun,işten çıkıyorsun gereksiz gereksiz işlerle vaktini tüketiyorsun.Eeeeeeeeee ne olacak bu işin sonu hiç düşündün mü ? (Her koyun kendi bacağından asılır mış sözde adlı bir yazıda bazı noktalara değineceğim için teferruata girmiyorum). Dur bunun cevabını Kur’an-ı Kerim’den verelim;

Her nefis ölümü tadacaktır (3)”

Biz, sizi sınamak için gâh şerle, gâh hayırla imtihan ederiz (4)”

Bizim huzurumuza geleceksiniz ve Biz de yaptıklarınızı size bir bir göstereceğiz (5)”

Her kim Allah’a ve âhiret gününe (gerçekten) iman eder ve amel-i salih işlerse, elbette onların Rab’leri yanında mükafatları vardır (6)”

Onlar ne korkacak ve ne de üzüntü duyacaklardır (7)”

Çalışanların mükafatları ne güzelmiş! (8)”

Ancak;

(Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (9)”

“O inkarcılar kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbin emrinin gelmesinden başka bir şey mi beklerler (10)”

Allah’ın âyetlerini inkâr edenlere pek çetin bir azap vardır (11)”

“…lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu. (12)”

Bunların hakkı büyük bir azaptır (13)”

Ha birde şu varki kitap ve sünnette olmayan şeyleri kitap ve sünnette varmış gibi göstermek,dine sokmak büyük bir günahtır,büyük bir vebaldir.Bu konu üzerine ileride değinilecektir.Salevat toplamalar,salavat dağıtmalar,cüz dağıtmalar,cüz toplamalar vs vs.Ben kitapla yatıp kitapla kalkmama rağmen şimdiki zaman değil de geçmiş zaman alimlerinden ne böyle birşey duydum ne de böyle bir şey okudum



(1-Maide Süresi’3);(2-Şura Süresi’20); (3-Al’i İmran Süresi’185);(4-Enbiya Süresi’35);(5-Yunus Süresi’23);(6-Bakara Süresi’62);(7-Bakara Süresi’112);(8-Zümer Süresi’74);(9-Zümer Süresi’9);(10-Nahl’33);(11-Al’i İmran Süresi’4);(12-A’raf Süresi’176);(13-Bakara Süresi’7)