Kuran Yurdu

Değiştirilen İlim Adları Ve Konuları

    Bil ki,yerilen ilimler ile şer’i ilimlerin birbirine karıştırılmasının sebebi,övülmüş olan isimlerin tahrif edilip değiştirilmesi ve bozuk amaçlar güdülerek selef-i salihin kasdetmediği manalara nakledilmesidir.Söz konusu ilimler beştir

    1. Fıkıh
    2. İlim
    3. Tevhid
    4. Öğüt Verme
    5. Hikmet

    Fıkıh = Bu kelimenin anlamını nakille değil,tahsisle değiştirmişler ve fıkhı füru konularını ve illetlerini bilmeye mahsus bir ilim olarak anlatmışlardır.Fıkıh ismi birinci asırda ahiret yolunun ilmi,nefsin gizli afetlerini ve amelleri boşa çıkaran şeyleri bilmek,dünyanın hakir bir nesne olduğunu tam olarak bilmek,ahiret nimetlerini elde etmek için çok çaba sarfetmek ve korkunun kalbi istila etmesi anlamına geliyordu.Yüce Allah’ın şu kavli sana bu hususta yol gösterir:

    • “Dinde geniş bilgi elde etmek ve kavimleri döndüklerinde onları ikaz etmek için … (1)”.Ayette geçen ikaz ancak bizim zikrettiğimiz şeyle meydana gelir.

    Bir keresinde Sa’d b. İbrahim’e ‘Medineliler’in hangisinin daha fakih olduğu sorulunca şöyle cevap vermişti:En takvalı olanı’

    Hasanü’l-Basri şöyle söylemiştir: ‘Gerçek fakih dünya zevklerinden uzaklaşan,ahirete rağbet eden,dini hususlarda basiretli.Rabbine ibadete devame den,Allah’tan korkan,Müslümanlar’ın onurlarına dil uzatmayan,mallarına göz dikmeyen ve onlara nasihat eden kimsedir’

    Derim ki biz bunları söylemekle fıkıh isminin fetvaları kapsamına almadığını kasdetmiyoruz.Ancak bunu genelleme yoluyla söylüyoruz.Onlar fıkıh ismini daha çok ahiret ilmi anlamında kullanırlardır.Fıkıh isminin bu şekilde belirli bir ilmin adı olarak tahsis edilmesi,insanların zahiri fetvalar ilmiyle meşgul olmalarına ve ahiret için öğrenilmesi gereken muamele ilminden uzaklaşmalarına sebep oldu.

    İlim = Bu kelime ilk başta yüce Allah’a , ayetlerine ve kulları üzerindeki fiillerine dair ilim anlamında kullanılıyordu.Onu da tahsis edip tefsir ve hadis konusunda bilgisiz bile olsa genellikle fıkıh meselelerinde münazara yapan kimseye ‘alim’ adını verdiler.

    Tevhid = Bu kelime ilk önceleri,sebeplere ve vasıtalara bakmadan bütün işlerin Allah’tan olduğunu görmeye işaret ediyor,bu da tevekkül ve rıza neticesini doğuruyordu.Şimdiyse ‘tevhid’ kelimesi akaid konusunda söz söyleme (kelam) sanatından ibaret oldu.Bu ise selef tarafından hoş karşılanmayan bir şeydi

    Zikir Ve Öğüt Verme = Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sen yine de öğüt ver! Çünkü öğüt müminlere fayda verir (2)”.Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur : ‘Cennet bahçelerine uğradığınız zaman oradan faydalanın.Dediler ki cennet bahçeleri nedir? Şöyle buyurdu:Zikir meclisleridir’

    Zikrin ve öğüt vermenin bu anlamını,kıssaları ve bugün kıssa anlatan kimsenin meclisinde söylenen dengesiz,iddialı ve şeriatta yeri olmayan sözleri (şatahat) ifade edecek şekilde değiştirdiler.Kıssa anlatanlar ve öğüt verenler (müzekkirler) hakkında bir kitap derledim (el-Kussas ve’l-Müzekkirin) ve orada bu hususta övülen ve yerine şeyleri zikrettim.Fakat ben burada şuna işaret ederek diyorum ki:

    Vaaz meclisinde öncekilerin kıssalarını anlatmakla uğraşan bilsin ki,bu konuda anlatılanların çoğu gerçekte meydana gelmemiş olaylardır. Mesela ; Yusuf (a.s)’ın şalvarının bağını çözdüğünü ve Yakub (a.s)’ın parmaklarını ısırır halde gördüğünü,Davud (a.s)’ın Üvirya adındaki komutanını öldürülsün diye savaşa gönderdiğini anlatırlar.Böyle hikayeleri dinlemek zararlıdır.Rahiplerin yaptıkları mücahedelerden söz eden kıssaların çoğu ise bizim şeriatımızda yeri olmayan uygulamaları anlatırlar.Avamdan olan halk da bunları dinlemekle zarar görür.Çünkü avam kıssalarda anlatılan şeylerin örnek alınabileceğini zanneder.Nitekim anlatıldığına göre bir kimse gırtlak kemiğini delmiştir.

    Şatahat ve hayret uyandıran sözler avama daha çok zarar verir.Çünkü bu tür sözlerde sevgi,kavuşma ve ayrılık acısı temaları işlenir.Bunların anlatıldığı meclislerde bulunan insanların geneli kaba ve medeniyetten nasibini almamış kimselerdir.Bu kimselerin içleri arzularla ve kalpleri suret sevgisiyle dopdoludur.Onların kalplerindeki bu duyguları da ancak söz konusu suretlerde saklı olan kıvılcımlar harekete geçirir.Böylece o kalplerde arzu ve şehvet ateşi yanmaya başlar ve bağrışırlar.Bütün bunlar fesattır.Bazen bu şatahat yüce Allah’a duyulan muhabbet hakkında geniş iddialar ihtiva edebilir.Bazen Ebu Yezid’in sübhani ve bazen Hallac’ın enel-hak sözünü bu iddialarına şahit gösterirler.Bu zararı oldukça fazla olan bir sanattır.Hatta bir grup çitçi bu yüzden çiftçiliği bırakıp buna benzer iddialar ortaya atmışlardır.

    Hikmet = İlim sahibi olmak ve o ilimle amel etmektir.İbn Kuteybe ‘rahmetullah’ bu hususta şöyle diyor:

    Kişide ilim ile amel birlikte bulunmadıkça asla hikmet sahibi olamaz.Bu isim (hakim) artık tabiplere ve müneccimlere ad olmuştur.



    Kaynak = İbnü’l Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C:1 / bkz = 48-50

    (1- Tevbe 122) ; (2- Zariyat 55) ;

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.