Cumanın Sıhhat Şartları

Vakit = Cuma namazı öğle namazının vaktinde kılınır.Bu vakit çıktı mı,artık cuma namazını kılmak veya kaza etmek caiz olmaz.O günün öğle namazı da kılınmamışsa,yalnız onu kaza etmek gerekir.Cuma namazı kılınmakta iken vakit çıkacak olsa,yeniden öğle namazını kaza olarak kılmak gerekir.İmam Mal,k’e göre,cuma namazı ;cuma namazı öğle vakti çıktıktan sonra da kılınabilir.İmam Ahmed’den bir rivayete göre de,cuma namazı zeval vaktinden önce de kılınabilir.

İzin=Hanefi fıkhında cuma namazı için izin denildiğinde iki şey anlaşılır;

a-) Devlet başkanı veya vekil tayin ettiği kimsenin yada salahiyetli bir makamın cuma namazı kıldıracak şahsa izin vermesidir (İmamlar)

b-) Namaz kılınacak olan mekana herkesin girebilmesine izin verilmesidir (Camiler=

Hanefi mezhebi haricindeki mezhepler cumanın sahih olması adına böyle şartlar ileri sürmüşlerdir.Kaldı ki Hanefi mezhebi de bunu cumanın edasının şartları arasında saymıştır.

Hutbe = Cuma namazının sıhhat şartlarının birisinin de hutbe olduğu hususunda fakihler görüş birliği içindedirler.Hutbe;birilerine hitap etme,bir şeyler söyleme demektir.Haftada bir gün bir mekanda toplanmış olan müminlerin başta dini konular olmak üzere,onların hayatlarını kolaylaştıracak,ilişkilerini uyumlu hale getirecek her konuda aydınlatılması bir hutbe bir vesile ve bir fırsattır.

Hutbe esasen bu amacı gerçekleştirmek için düşünülmüştür,bu sebeple cemaatin bilip anladığı bir dille irad edilir.Cuma namazının bir parçasını teşkil eden hutbenin varlığı,fıkhen geçerliliği veya en güzel şekilde ifası için bazı şartlar aranır.Bunlar ilmihal dilinde;hutbenin rukünları,şartları ve sünnetleri olarak anılır.

Cami = Bir yerleşim yerinde birden azla camide cuma namazı kılınıp kılınmayacağı hususunda farklı görüşler vardır.Bütün mezhepler, bir şehirde kılınan cuma namazının mümkün olduğunca bir tek camide kılınması gerektiği üzerinde durmuşlardır.

Cuma, toplanma,bir araya gelme manalarına geldiğinden,bu şartta esasen toplanma,bir araya gelme ve bu şekilde birlik ve beraberlik ruhunun kuvvetlendirilmesi, kuvve-yi maneviyenin takviye edilmesi gayesi vardır.Bu manayı ve ruhu her zaman canlı tutmak gerekmekle birlikte, günümüzde çok büyük sahalarda insanların yaşadığı şehirler göz önüne alındığında,cuma namazının bir veya birkaç yerde ihtiyacı karşılayacak bir camide kılınması mümkün gözükmemektedir.

İmam-ı Azam hazretlerinin bu konuda nakledilen iki görüşten birine göre,

Bir şehirde bir yerde Cuma namazı kılınabilir;diğerine göre ise bir şehirde birden fazla yerde Cuma namazı kılınabilir.

İmam Muhammed,bunlardan ikincisini benimsemiştir.Ebu Yusuf’a göre ise,şehrin ortasından nehir geçip de şehri ikiye bölüyorsa veya şehir zayıf ve yaşlı kimselerin cuma kılınan camiye gelmelerini zorlaştıracak ölçüde büyük bir şehirde iki yerde cuma namazı kılınabilir.Böyle bir durum söz konusu değilse sadece bir yerde kılınır.

Netice itibariyle Hanefi mezhebinde fetvaya esas olan yaklaşıma göre,bir şehirde birden fazla cami bulunması halinde bütün camilerde cuma namazı kılınabilir.

(Şafii mezhebine göre bir şehirde birden fazla cami bulunsa bile,birden fazla yerde kılmayı zorunlu kılan sebepler olmadıkça bir camide Cuma namazı kılınabilir.Şehir çok büyük olur ve bir camide kılmak mümkün olmazsa ihtiyaç durumuna göre birden fazla yerde cuma namazı kılınabilir).

(Maliki mezhebinde tercih edilen görüşe göre,Şafii mezhebinde olduğu gibi birden fazla yerde kılmayı mecburi kılan sebepler olmadıkça bir şehirde sadece camide Cuma namazı kılınır.Hanbellilerin yaklaşımı da aynı şekildedir.

Şehir=İslam bilginleri Cuma namazı kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde bir yerleşim birimi olmasını şart koşmuşlardır.Fakat bu şartların ayrıntıları hususunda görüş ayrılıkları vardır;

Hanefi mezhebinin klasik fıkıh kaynaklarına göre,Cuma namazı kılınacak yerleşim biriminin şehir veya şehir hükmünde bir yer olması yada böyle bir yerin civarında bulunması gerekir.Bir yerleşim yerinin hangi durumda şehir hükmünde sayılacağı hususunda farklı rivayetler bulunmaktadır.

Bir kısım alimlere göre bu kriter Cuma kılmakla mükellef olan insanları o yerleşim yerinin en büyük camisinin almamasıdır.Bazı alimlere göre de ‘bir yönetici olan yerleşim birimi’ kriter kabul edilmiştir.

Şehrin civarı yani zikredilen şartlardaki yerleşim birimlerinin yakınlarında bulunan mezarlık,atış alanları ve çeşitli gayelerle toplanmak için hazırlanan sahalar ve uzaklıktaki yerler,şehirden sayılır.

Kaynaklarda geçen bu şehir ifadesinin günümüzde,büyük veya küçük yerleşim birimi olarak anlaşılması gerektiği,bu bakımdan farzı eda edecek sayıda yerleşik cemaatin ikamet ettiği köy,belde gibi bütün yerleşim alanlarında Cuma namazının kılınabileceği alimler tarafından kabul edilmektedir.

Şafii mezhebine göre,cuma namazının insanların devamlı oturdukları bir şehir veya köyün sınırları içinde kılınması gerekir.

Malikilere göre cuma namazı kılınacak yerin,insanların devamlı oturdukları şehir,köy vb bir yerleşim birimi veya bunların civarında bir yer olması gerekir.

Hanbellilere göre,cuma namazının kılınabileceği yerin en az kırk kişinin devamlı olarak oturduğu yer olması şarttır.

Cemaat=Cuma namazı ancak cemaatle kılınan bir namaz olup,münferiden yani tek başına kılınamaz.Cuma namazı için cemaatin en az miktarı,imamdan başka üç kişidir.İmam Ebu Yusuf’a göre,imamdan başka iki kişidir.İmam Malik’den bir rivayete göre oyutz,İmam Şafii ile İmam Ahmed’in mezhebine göre de kırk kişidir.

Cemaatin aklı yerinde ve erkek olması ve en az bu üç kişinin birinci secdeye kadar hazır bulunması da İmam-ı A’zam’a göre şarttır.Buna göre;yalnız kadınların veya çocukların cemaatiyle veya birinci secdeden önce dağılıp da azınlıkta kalan cemaatle cuma namazı kılınmaz.

Cemaatin bulunması İmam Yusuf ve İmam Muhammed’e göre iftitah tekbirine kadar şarttır.İmam Züfer’e göre,hiç olmazsa ka’dede teşehhüd miktarı duruncaya kadar cemaatin hazır bulunması şarttır.Cemaat bundan önce dağılacak olsa,geriye kalan bir veya iki kişinin öğle namazını kılması gerekir.Cemaatin,mükin veya hür olmaları şart değildir.Öyle ki,yolcu (seferi) veya köle olan bir müslüman cuma namazını kıldırabilir.



Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz:366-…369

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.