Cuma Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Cuma Süresi Medeni bir süre olup,hicretin ikinci yılında bir bütün halinde indirilmiş olup tamamı 11. ayetten oluşmaktadır.Cuma namaz ile ilgili ayetlerinden ötürü bu adı almıştır.Hz Osman’ın mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 110 , Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 62. süredir.

  • Kendilerine Tevrat yükletilip,sonra yüklenmeyenlerin hali kocaman kitaplar taşıyan eşeğin hali gibidir.Allah’ın ayetlerini yalanlayan topluluğun misali ne kötüdür ? Allah zalimler topluluğunu hidayete iletmez (Cuma Süresi’5)

İsrailoğullarının bir kolu olan Yahudiler,kuşkusuz Tevrat’ın muhataplarından olan bir nesildi ; onun taleplerini ve muhtevasının hafızlarıdır ; yani hamele-i Tevrat’tırlar.Fakat onu kendilerine rehber edinmedikleri ayetleriyle amel etmedikleri ve kendisinden hiç yararlanmadıkları için bir anlamda onun,boşu boşuna taşıyıcıları durumundadırlar.İşte bu halleriyle Yahudiler , sırtında ilim dolu cilt cilt kitap taşıdığı halde , ondan hiç yararlanmayan eşeğe benzetilmişlerdir. Oysa onlar ‘Kitap Ehli’ olmakla sürekli övünmüşler ; kendilerinin,Allah’ın sevdikleri ve oğulları olduğunu , ahiret yurdunun sadece kendilerine ait olacağını iddia etmişler ; suçları ne kadar büyük olursa olsun , cehennemde ebedi kalmayacaklarını söylemişlerdir. Ayrıca onlar , Kitap Ehli olmakla övünürken diğer toplulukları ve Müslümanları ümmi’likle ve cehaletle aşağılamışlardır.

Kitap , bilginin , bilgeliğin ve erdemin , dolayısıyla medeniyetin esnasındandır.Medeni olma vasfı da sadece insana özgüdür. Kitapsız , bilgisiz toplum da olmaz , medeniyet de olmaz.Eşek ise,ne kadar çok ve değerli kitap taşırsa taşısın , sırtındaki kitap hayvana hiçbir şey söylemez. Kitap söylese bile , o hayvan ondan bir şey anlamaz ve yararlanamaz. Zira ona o kabiliyet verilmemiştir. Ayrıcalıklı yaratılmasına , aklına ve tefekkür kabiliyetine rağmen insan ; bu insan ister Yahudi , ister Hristiyan ister Müslüman …….. olsun , eğer sahip olduğu ilahi kitabın rehberliğinden yararlanmak yerine , toplumun cahilleri tarafından uydurulmuş bir takım kuruntulara , hayallere ve kör taklide dayalı geleneklere göre yaşıyorsa , hiçbir fonksiyon icra etmemesi açısından insanın elindeki kitap ile eşeğin sırtındaki kitap birdir.

Sırtındaki kitaptan yararlanmaması açısından da insanla eşek aynıdır.Hatta eşre-i mahlukat vasfına rağmen bir insan eşeğe teşbih edilmişse , bu daha da aşağılayıcı olmalıdır.

  • Artık o namaz kılındı mı yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan arayın ve Allah’ı çok hatırlayın , ta ki umduğunuzu elde edesiniz (Cuma Süresi’10)

Cuma günü cuma namazı farz olduğu için öğlen namazı kılınmaz.Ancak Cuma günü , Cuma namazını herhangi bir geçerli sebepten ötürü cemaate yetişip kılamamış olanlar, o günün öğlen namazını kılarlar.Bu ayet,Cuma gününün müminler için tatil günü olmadığı ve olamayacağının açık bir delilidir.Çünkü ezandan önce işin bırakılması ve namaz bittikten sonra yeryüzüne dağılıp Allah’ın fazladından rızkın aranması emri , böyle bir tatili mümkün kılmamaktadır.

  • Onlar bir ticaret yahut bir eğlence gördükleri zaman seni ayakta bırakıp,ona doğru yöneldiler.Deki:Allah’ın yanındaki , eğlenceden da , ticaretten de hayırlıdır.Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır (Cuma Süresi’11)

Son ayet hakkında Cabir İbn Abdullah şöyle bir bilgi vermiştir:Bir Duma günü Resulüllah (s.a.v) minberde hutbe okuyordu.Adet üzerine çalınan defler ve sevinç çığlıkları , Dıhye b. Huleyf el-Kelbi’nin yönetimindeki ticaret kervanının Şam’dan döndüğü müjdesi veriliyordu.Bu dönüş sebebiyle kadınlar,çocuklar coşku ile kervana doğru koşuyor ve def çalıyorlardı.O esnada müminler mescitte Peygamber’in irad ettiği hutbeyi dinliyorlardı.Pek çok kişi,sesi duyar duymaz,ani bir refleks ve heyecanla Allah’ın elçisini dinlemeyi bırakıp sese doğru koştu.Mescitte sadece on iki kişi kalmıştı.



Kaynak = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:III / bkz:343…352