Kuran Yurdu

Cinsellikle İlgili Özel Durumlar

    Cimâ esnasında karı koca birbirlerinin her tarafına bakabilir, dokunabilir, sevip okşayabilirler. Eşlerin birbirinin avret bölgesine bakması yasak değildir. Bunun cimânın zevkini artıracağını söyleyen âlimler de vardır; fakat sürekli bakmak uygun görülmemiştir. Tenasül uzuvlarına hiç bakmamak veya çok az bakmak eşler arasındaki saygıyı, sevgiyi ve özlemi daha fazla artırır.

    Bir talebe mürşidine, ”Efendim, cimâ anında hanımın fercine bakmanın hükmü nedir?” diye sorunca, o büyük zat şu cevabı vermiştir:”Fıkıh olarak haram denmez ancak edep olarak güzel değildir. Bir de yüce Allah’ın cemâline bakacak gözlerinizi helâl de olsa o tür yerlerle meşgul etmeyin.”

    Bir erkek hanımına cimâ ettiğinde menisi gelmese de her ikisine gusül farz olur. Gusül için erkeklik organının ferce tamamıyla girmesi şart değildir; sünnet edilen kısmın girmesi yeterlidir (1).

    Cimâdan önce oynama ve okşama sırasında erkeğin cinsel organından gelen ilk sıvı mezidir. Bu cimânın kolayca gerçekleşmesi için vücudun salgıladığı ince bir salgıdır. Aynı akıntı kadından da gelir. Eğer karı koca bu kadarı ile yetinip cimâ yapmazlarsa, meziden dolayı gusül abdesti gerekmez; sadece her iki tarafın namaz abdesti bozulmuş olur.

    Cimâdan sonra tekrar cinsel ilişkide bulunmak veya uyumak isteyen kimseye, yıkanması veya abdest alması tavsiye edilmiştir. Hiç değilse ellerini ve avret yerlerini yıkaması güzel olur. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu durumda abdest almayı tavsiye etmiş, bunun vücuda daha fazla kuvvet ve dinçlik kazandıracağını bildirmiştir (2).

    Hanımı ile birlikte olduktan sonra gusül abdesti almadan uyumak isteyen kimsenin hiç değilse bir namaz abdesti alması sünnettir.

    Sahâbeden Abdullah b. Ömer (r.a) şöyle demiştir:

    ”Allah’ın Resûlü’ne (s.a.v), ”Bizden biri cünüpken uyuyabilir mi?” diye sordum;

    Peygamber Efendimiz (s.a.v),

    ”Evet, abdest aldığı zaman uyuyabilir (3)” buyurdular.

    Bununla beraber cünüp bir halde uyumak da serbesttir. Bu konuda Hz. Âişe (r.ah) şu haberi nakletmiştir:

    ”Resûlullah (s.a.v) ilişkiye girdikten sonra suya el sürmeden (yıkanmadan) o haliyle uyurdu. Daha sonra kalkıp yıkanırdı.(4)”

    Allah Resûlü (s.a.v), hanımlarıyla beraber olup yıkanması gerektiğinde bazan gecenin evvelinde yıkanır öyle uyur, bazan da uyuyup gecenin sonunda yıkanırdı. Bunu ümmetine kolaylık olsun diye yapıyordu (5).

    Cimâ eden karı ve koca, eğer içinde bulundukları vaktin namazını kılmamış iseler, o namaz vakti çıkmadan yıkanmaları farzdır. Yıkandıktan sonra vakit namazı kılacak kadar bir süre de kalmalıdır. Uyku veya dinlenmeyi bu vakte göre ayarlamaları gereklidir.

    Rüyada cinsî ilişkide bulunup ihtilâm olmak da gusül abdesti almayı gerektirir. Bu erkek ve kadın için aynıdır.

    Rüyada cinsel ilişkiye girdiğini gören bir kimse, uyandığında bedeninde, elbisesinde ve yatağında hiçbir ıslaklık ve iz görmese gusül gerekmez.

    Uykudan uyandığında rüyasında cinsel ilişkiye girdiğini hatırlamadığı halde bedeninde veya elbisesinde meni gören kimse gusül abdesti alır (6).

    Bir kimse cinsel ilişkiyi hayal ederek kendisini tahrik etse ve şehvetle menisi akıp boşalsa, onun da gusül abdesti alması gerekir. Cimâyı hayal ederken cinsel organından meni dışında ince bir sıvı (mezi) akan kimseye gusül gerekmez; ancak abdesti bozulmuş olur.

    Karı koca cünüpken aynı anda banyoda yıkanabilirler. Aynı kovadaki suyu paylaşabilirler. Birbirlerini yıkayabilirler.

    Kapalı ve kimsenin görmeyeceği bir banyoda da olsa yıkanırken ön ve arka avret bölgelerinin kapalı olması edep olarak tavsiye edilmiştir. Bunun birçok yönden faydası vardır.

    Kimsenin görmeyeceği şekilde kapalı ve kontrolü mümkün olan bir banyoda çıplak olarak yıkanmaya haram denmiyor; fakat bu durum edebe uygun değildir.



    Kaynak= Turan Yazılım – Mürşit 5 – İlmihalKadın Ve Aile İlmihali

    1-Buhârî, Gusül, 28; Müslim, Hayız, 88, 89; Ebû Davud, Tahâret, 83; Tirmizî, Tahâret, 80; Nesâî, Tahâret, 128; İbn Mâce, Tahâret, 111. ; 2-Hâkim, Müstedrek, 1/152; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 1211; İbn Huzeyme, Sahîh, nr. 221; Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, 1/204. ; 3-Müslim, Hayız, 23; Ebû Davud, Tahâret, 89; Tirmizî, Tahâret, 87; İbn Mâce, Tahâret, 98 (Hadisin son kısmıyla olan rivayet İbn Mâce rivayetinde). ; 4-Tirmizî, Tahâret, 87; Ahmed, Müsned, 6/102. Buna ruhsat veren bir rivayet için bk. Müslim, Müsâfirîn, 129; Beyhakî, es-Sünenü’l- Kübrâ, 1/201-202; Begavî, Şerhu’s-Sünne, nr. 945. 5-Ebû Davud, Tahâret, 89; Nesâî, Tahâret, 141; İbn Mâce, İkâme, 179. ; 6-Ebû Davud, Tahâret, 94; Tirmizî, Tahâret, 82; Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, 1/168. Geniş bilgi için bk. Zeydân, el-Mufassal fî Ahkâmi’l-Mer’e, 1/101-102.

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.