Kuran Yurdu

Cin Süresi Gazali Tefsiri

    Cin Süresi Mekki bir süredir.Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin altıncı yılında bir bütün halinde indirilmiş olup tamamı 28. ayettir.Adını Hz Peygamber’in okuduğu Kur’an’ı dinleyen cinler topluluğundan almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 40,Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki kur’an’a göre ise 72. süredir

    Cinler,dumansız / yalın ateşten var edilmiş,insan gözüyle görünmeyen soyut varlıklardır.Onlar da insanlar gibi Allah’a kulluk maksadıyla yaratılmış akıllı kimselerdir.Onların da görev ve sorumlulukları bulunmaktadır.Onlarda iman ve güzel işlerinden ötürü mükafatlandırılacak,inkar ve kötülüklerinden dolayı cezaya çarptırılacaklardır.Cennet ve cehennem,aynı zamanda insanlarla beraber onlar içindir (a)

    Cin Süresi’nde,Hristiyanlar’ın Mesih’i nasıl Allah’ın oğlu ve O’nunla birlikte ilah yaptıklarına ve inançlarının doğasına gönderme vardır.Bu söylemler,yeryüzünün değişik bölgelerinde yaygınlık kazanmış ve nesiller bu söylemlerle dünyaya gelmişlerdir.Ne zaman ki Kurİ’an gelmiş,Allah’ın tek olduğunu,çocuklarının olmadığını vurgulayarak bunları şiddetli bir şekilde reddetmiştir.Hristiyanlara göre onların inancı ; cinlere tebliğ edilmiş,bu yüzden Hristiyanlar,cinlere bağlanmış ve onların yeryüzünde dolaştıklarına inanmışlardır.Oysa bu durum şu ayetlerle çelişmektedir:

    • De ki:Bana şu vahyolundu:Cinlerden bir topluluk beni dinlediler ve dediler ki:Gerçekten biz hayrete düşüren bir Kur’an dinledik.O doğruya götürüyor.Bundan ötürü biz de ona iman ettik.Rabbimize hiçbir kimseyi asla ortak koşmayacağız (Cin’1-2)

    Cinlere tabi olanlar,onlardan ayrılmaya ve bu inancın yanlış olduğunu anlamaya başladılar.Bu inanç,onları Allah’ın kendisinden çocuk olmayan eş edinmesine götürdü.

    • Doğrusu Rabbimizin şanı yücedir.O kendisine ne bir eş,ne de bir çocuk edinmiştir (Cin’3)’.’Kendilerine tebliğ edilen bu şeylerin vehmin derinliklerindeki şeyler olduğunu söylüyorlar.Meğer bizim beyinsiz (İblis veya cinlerin kafirleri),Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş (Cin’4)

    Ardından bir kimsenin Allah karşısında yalan söyleme düşünvcelerine dair bu yaygın olan kabuldeki gafilliklerinden ötürü mazeretlerini sunuyorlar:

    • Doğrusu biz insanların da cinlerin de Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık.Bir gerçek de şudur ki:İnsanlardan bazı kimseler,cinlerden bazı kimselere sığınırlardı.Bununla da onların azgınlıklarını arttırırlardı (Cin’5-6)’

    Herkes,gök kapılarının kapalı olduğunu,bu yüzden vahiyy getiren meleğin inmeyeceğini,sahih imanı aslına döndürmek ve Allah’ın birliğinden ve bütün meleküt içindeki otoritesinden önceki elçilerin tebliğ ettiğini destekleyecek başka bir risaleti beşerin yüklenmeyeceğini sanmaktadır.

    Fakat Allah,Araplar’dan son peygamberini göndermiş ve Allah’ın ne bir çocuğu ne de bir babası olmadığını ilan ederek risaletini her yere ulaştırmıştır.Bu risalet yanlış yapanlar için sürprizdir.

    • Onlar da sizin sandığınız gibi Allah’ın hiçbir kimseyi asla diriltmeyeceğini sanmışlardı (Cin’7)’

    Yanlış,ta başta,devletin şiddete başvurup korumak ve eğitmek için binalar yapınca gölgesini gönüllere bırakması ve konumunu uzun sürede yerleştirmesi esnasında yapıldı.Roma sömürgesi teslis inancını yaydı.İsteyerek ya da istemeyerek bunu yavaşça yerleştirmeyi başardı.Şayet Muhammed,gönderildiği hak ile zırhlanmasa,can ve malı ortaya koymasaydı Roma bunu üstaca yerine getirebilirdi.

    Buralarda ve oralarda kitabı yüklenen ve kulakları çınlatan devetçiler olmasaydı cinler,Allah’ın tek olduğunu,çocuğu ve babası olmadığını nereden bileceklerdi?

    Cinler,evrende olan değişiklikleri ve inen vahyin hiçbir eksik bırakılmayacak şekilde korunduğunu anladılar

    • Gerçekten biz göğe doğru yükselmek istedik de onun güçlü bekçilerle ve alevli ateşlerle doldurulmuş olduğunu gördük.Halbuki gerçekten biz dinlemek için bir yer bulup oturuyor idik.Şimdi ise kim kim dinlese,kendisini bekleyen alevli bir ateş buluyoruz (Cin’8-9)’

    İşin ilginç olanı,Kur’an’ın semadan inişine eşlik eden bekçiler,O’nun yeryüzündeki seyrinde de bırakmamışlardır.Harf harf,ses ses,O’nun korunması ezbere dönüşmüştür.

    Cinler,ikna olarak ve tasdik ederek İslam’a inanmışlardır.

    • Gerçekten biz hidayeti işittiğimizde ona iman ettik.Kim Rabbine iman ederse o (ecrinin) eksiltilmesinden de,kendisine zulmedilmesinden de korkmaz (Cin’13)’

    Birçok sayıda cinin,hak için kayıtları koparıp sadece ona bağlandıkları bir gerçek

    Bunda şaşılacak bir şey yok.Ademoğulları da böyle yapmamış mı? Ve biz,bizden de Müslümanlar var,hak yolundan sapanlar da var.Kim Müslüman olursa,işte onlar doğru yolu aramışlardır.Yoldan sapanlar da cehenneme odun olmuşlardır (Cin’14-15)’

    Biri bana ‘Cinlerden hiçbir kimseyi tanıyor musun? diye sormuştu.Onun asıl niyetini anladım ve dedim ki:Onlardan hiçkimseyi görmedim’.

    Bunun üzerine dedi ki:Görmediğin şeyi nasıl doğruluyorsun?

    Dedim ki:Her var olan gözükmez.Çok küçük olduğu için mikroplar ve çok uzak olduğu için yıldızlar gözükmez.Kur’an bunu cinler hakkında,şöyle ifade ederek belirtiyor:’Çünkü o ve onun kabilesi,sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler (A’raf’27)’

    Evrenin beşer dışında uzaklıklarının ışık yıllarıyla ölçülmesi mümkün değildir.

    Bir kitabımda dedim ki:Bin katlı saray yapan biri,diğer katları havalansın diye bırakarak sadece birinci katta oturmaz.Onu niçin yapsın?

    Ben,insan,cin ve melekleri yaratan Allah’a inanıyorum.’Rabb’inin ordularını ancak kendisi bilir (Müddessir’31)’

    Süre,burada üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gerçeği belirtiyor.Şüphesiz Marifetullah yetmez.Zorlukta ve darlıkta her zaman O’nun haklarının yerine getirilmesi gerekir.

    Bir kısım insanlar,Allah’a bağlanıyor ve O’nun nimetlerinden yararlanıyorlar.Ancak onlar kendilerini Allah’tan ayırarak sadece nefisleri için yaşıyorlar.Bu sınıfın genelini böyle gördüm.Yeryüzünde küfrün yayılışı,kendisinden esinlendikleri kavimlerin gidişatına,ondan soyutlanmayışlarına bağlıdır.Bunlar hakkında Allah şöyle buyuruyor:

    Ve eğer onlar o yol üzere dosdoğru gitseler elbette biz onlara bol su içirirdik.Onları bu konuda deneyelim diye.Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse onu zorlu bir azaba sokarız (Cin’16-17)’

    Asıl yerilen kınama,Allah’ıns ana verdiğini aleyhinde kullanmaktır.

    Bu sürenin sonlarında risalet sahibinin tebliği yerine getirdiğine ve Allah’ı diğer ilahlardan soyutladığına tanıklık edilmektedir.

    De ki:Ben ancak Rabbime ibadet ederim,hiç kimseyi de ona ortak koşmam.De ki:Şüphesiz ben size bir zarar verme imkanına da,bir hayır verme imkanına da sahip değilim.De ki:Gerçek şu ki beni (evet) beni Allah’tan asla kimse kurtaramaz ve ben ondan başka sığınacak kimse de asla bulamam (Cin’20-22)’

    Şimdi günümüzde bir grup din adamı,kendilerinin hata yapanları bağışlatacaklarına ve ölümsüz yurdun anahtarlarının kendi ellerinde olduğuna inanıyorlar.Bu inanışlar,Allah’ı bilmemenin ve O’nunla kötü ilişkiye girmelerinin yegane meyvesidir.Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed’e gelince,O’nun için başka bir durum söz konusudur.

    De ki:Tehdit olunduğuıuz yakın mıdır? Yoksa Rabbim ona uzun bir zaman mı tayin etmiştir bilmiyorum.O gaybı bilendir.Kendi görünmez bilgisini kimseye göstermez (Cin’25-26)’

    O,şirk ve hurafe ile savaşan,bütün dünyaya tevhid inancaını bırakan ve kendisine uyanları gece-gündüz, doğuda ve batıda enine boyunca ‘Allah uludur.Allah uludur.Allah’tan başka ilah yoktur…’ nidalarını söylemeye ayıran tek olan Allah’ın kuludur (b)



    a-) M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: I / bkz:383
    b-) Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz:785…789

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.