Casiye Süresi Abdülkadir Geylani Tefsiri

Casiye Süresinin Tefsiri (Geylani)



Gereklerini yerine getirmeye uygun olarak yaratıldıkları marifet ve yakın fıtratının icaplarını tahakkuk ettirmiş olan  izzet erbabına şu hususlar gizli değildir;

Ulviyatta ve süfliyatta yani göklerde ve yerlerde yaratılmış olanlar,nefisler, bilinenler ve bilinmeyenler diyebileceğimiz gayb ve şahadetin hepsi yokluğun varlığından,görüllmeyenler aleminden yaratılmış ve ortaya çıkarılmıştır.Bütün bu mahlukat,Allah’ın cemalini ve celalini,Allah’ın yaptıklarını ve değiştirdiklerini , kainatın sayfalarında gördüklerinde şaşıracak olanlar anlasınlar ve bilsinler diye var edilmiştir.Bunun içindir ki Allahü sübhanehu sevgili peygamberinin dikkati bu hususlara çekilmiş  ve şöyle buyurmuştur:

Zatın güneşinde yok olacak olan ey gölgeler,bilmelisiniz ki ;

Göklerde ve yerde , inanmış olanlar için nice deliller vardır (3).

Gmklerin yüksekte yaratılmasında ve tabakalar halinde düzenlenmesinde,yerin aşağıda yaratılıp yayılmasında yaratıcının kudretinin ne kadar kamil olduğuna,hikmetlerinin ne kadar sağlam ve yerli yerinde olduğuna açık açık şahitlik edecek nice deliller vardır.Bu deliller,Hakk’ın vahdetine,isimlerinin ve sıfatlarının kamil olduğuna inanmış olan kullar içindir.Ufukların yaratılması hususunda bunlar buyurulmuştur.

Sizin yaratılışınızda ve yeryüzüne sarpiştirdiği her canlıda,imanı şüpheden arınmış olan bir topluluk için nice deliller vardır (4).

Sizin yokluk gizeminden var edilip yaratılmanızda,çeşitli unsurlardan oluşup yeryüzüne dağılmış olan her canlıya can verilmesinde,Hakk’ın vahdetine inanmış olan,Allah’ın yaptıklarındaki ve tecelliyatındaki sırları keşfetmiş olan müminler için sayılamayacak kadar çok deliller vardır.

Gece ile gündüzün  ayrışarak bir birini izlemesinde,Allah’ın gökten yağmur indirerek ölmüş olan toprağı diriltmesinde ve rüzgarların döndürüle döndürüle estirilmesinde aklını kullanan bir topluluk  için nice ibretler vardır (5)

Dört mevsimde gök cisimlerinin hal ve hareketlerine bağlı olarak gece ile gündüz saatlerinin bazen kısalıp bazen uzamasında,güneşin yükselip alçalmasında,kullarının işlerini çekip çeviren Allah’ın buhar ve dumanların yükselip bir araya toparlanmalarından sonra onları buluta çevirmesinde ve onlardan da tertemiz yağmurlar yağdırarak kurumuş ve ölmüş durumdaki toprağa can vermesinde,kurumuş ve ölmüş toprakları diriltmek istediğinde bulutları götürecek şekilde rüzgarlara yön vermesinde,akıllarını kullanarak bu olayların ve hareketlerin nasıl meydana geldiğini,birbirleri ile irtibatlarının ne olduğunu,kaç çeşit olay meydana gelebileceğini ve onlardan daha başka hangi hadiseler gerçekleşebileceğini anlamak isteyen kavimler için Hakk’ın birliğine kesin işaret eden nice deliller vardır.Netice olarak;

İşte bunlar Hakk’ı bildirmek için sana okuduğumuz Allah’ın ayetleridir.Artık onlar Allah’a ve onun ayetlerine değil de hangi söze inanacaklardır? (6)

Kötü işler yapanlar kendilerini,iman edip de güzel işler yapanlar gibi yapacağımızı mı sanıyorlar? Müşriklerin hayatları ve ölümleri bizim katımızda tevhide samimiyetle inananların hayatları ve ölümleri ile aynı mı olacak? Onlar ne körü karar veriyorlar? (21) böyle.

Hayatları boyunca hep kötü işler yapmış olan,kendilerini doğru yoldan uzaklaştıran ameller yapmış olan o sapık gafiller öldükten sonra,bizim kendilerini iman edip iyi işler yapan,kendilerini Allah’a ve tevhidine yaklaştıracak ameller işleyen kullarımızla eşit tutacağımızı mı sanıyorlar? İman edenlerin etmeyenler üzerine bir üstünlüklerinin olmayacağını mı sanıyorlar?

Müşriklerin hayatlarının  ve ölümlerinin bizim katımızda tıpkı müminlerin hayatlarının ve ölümlerinin gerçekleştiği gibi gerçekleşeceğini mi sanıyorlar? (Cümlenin siyakından anlaşıldığına göre tefsir,İbn-i Amir,Nafi ve diğerlerinin kanaatine göre sevaün şeklinde okunmuştur).Asla böyle olmayacaktır.Onlar ne kadar yanlış düşünüyorlar.O asi ve cahil insanlar işlerine gelmesi için böyle söylüyorlar.

Allah gmkleri ve yeri boş yere değil,herkez kazandığının karşılığı hiçbir haksızlığa uğratılmadan ödensin diye yarattı (22)

En güzel hükmü verdiği için Hakim olan Allah,hükümlerinin verirken itaatkar ile isyancıyı bir tutar mı? Yarattıklarının başında sağlam bir adalet tahtında oturmakta olan Allah,gökleri ve yeri Hak ve hakikat nizamına göre yaratmıştır.Yani şekil ve görünüşteki adalet maneviyattaki hakiki adalete dayanmaktadır.Yine Allah,Hak olarak emirlerini indirdikten sonra,iyilik işleyenler iyiliklerinin,kötülük işleyenler kötülüklerinin karşılıklarını haksızlığa uğramadan alsınlar diye gökleri ve yeri adalet üzere yaratmıştır.Herkes yaptığının karşılığını alacaktır.Ne fazla,ne de eksik!

Dediler ki hayat ancak bu dünyada yaşadıklarımızdır.Yaşarız ve ölürüz.Bizi ancak zaman helak eder.Bu konuda onların hiçbir bilgisi yoktur.Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar (24)

Onlar tekrar diriltilmeyi ve hesap vermeyi inkar ederek şöyle dediler : Hayat sadece dünyada yaşamamızdır.Sadece dünyada yaşar ve orada ölürüz.Dünyadan başka bir mekanımız olmayacaktır.Bizi bu dünyada sadce senelerin ve yılların geçmesi yok edecektir.Başka bir faktör,başka bir amil yoktur.Halbuki onların bu konularda akli,nakli veya keşfi hiçbir bilgileri yoktur.Onlar sadece öyle sanıyorlar ve öyle konuşuyorlar.Onların ellerinde hiçbir kanıtları mevcut değildir.Eskileri taklit ederek,eski sembolleri ve hissiyati yakınlık duyaak bunları söylemektedirler.

Ayetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman,doğru söylüyorsanız atalarımızı geri getirin demelerinden başka bir dayanak bulamamaktadırlar (25)

Onlaı Allah’ı tanıma hususunda,onun ilahliğini ve rablığını bilme hususunda o kadar cahil ve gafildirler ki kendilerini nasıl yarattığımıza,nasıl yedirip içirdiğimize delalet eden ayetlerimiz,onlara doğru yolu,hakikat yolunu,tevhit yolunu gösteren ve açıklayan,tekrar Allah’a dönüşün gerçekleşeceği günü hatırlatıp uyaran ayetlerimiz kendilerine okunduğu zaman karşı koyacak bir delil bulamayacaklardır.Onlar inkar ettiklerini gösterebilmek için sadece ‘Eskiden yaşadıkları halde şimdi ölmüş ve yok olmuş olan atalarımızı geri getirin bakalım’ derler.Haşır ve neşir hakkında,bedensel olarak tekrar dirilme hususunda sadce bunları söyleyebilirler.

Onlar Hakk’a yüz çevirinci,Allah’ın açık açık okunan ayetlerinden vaz geçtiklerinde ve bu boş delillere sarıldıkları zaman;

De ki Allah sizi diriltir,sonra öldürür,sonra kıyamet gününde bir araya toplar.Bunda şüphe yoktur fakat insanların çoğu bunu bilmezler (26)

Ey Peygamberlerin en mükemmeli,onlara öyle bir söz söyle ki onların yaratılıştan gelen hamiyet duygularını harekete geçirsin,yaratılış sevgilerini depreştirsin.Belki tarafımızdan onlara inayet bahşederiz.De ki her şeyi var eden,her şeyi kapsayan,her şeyde dilediği gibi tasarrufta bulunan,her istediğini dilediği gibi ve kesin biçimde yapan Allah,ahirette de sizi tekrar diriltir.Tıpkı dünyada iken yoktan var ettiği ve üzerinize gölgesini örttüğü gibi.Sonra sizi tekrar öldürür,yok eder,ruhunuzu alır.Daha sonra sizi yok olmuş sandığınız atalarınızla kıyamet gününde bir araya toplar.Bu toplanma gününde,gerçekleşmesinde , hesaba çekileceğinizde , sorgulanacağınızda , sırat köprüsünde,cennetin ve cehennemin varlığında ve diğer uhrevi inanışlarda şek ve şüphe yoktur.Fakat küfür ve unutkanlık üzere yaratılmış olan insanların çoğu bunu bilmezler.Çünkü onlar hislerine güvenmektedirler.Onlar delilde ve şahitten yoksundurlar.

Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır.Kıyametin kopacağı gün var ya,işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır (27)

Onlar,Allah’ın kullarını ahiret hayatında bir araya toplamasını nasıl inkar edebiliyorlar? Göklerin ve yer ile bunlarda her ne mevcut ise hepsinin sahibi Allah’tır.Yarattıklarına uygun her türlü iradeyi ve seçimi yaparak,kendi mülkünde ve melekutunda tek başına hüküm veren odur.Haşır ve ceza için hazırlanmış olan kıyamet gününde o inkarcılar,kıyamet gününe inanan müminlerin neler kazandıklarını gördükleri vakit,kendilerine vaat edilenlerin gerçekleştiğine şahit oldukları vakit zararda ve hüsranda olduklarını göreceklerdir.

Denilir ki bu güne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unutuyoruz.Yeriniz cehennemdir.Size yardım edebilecek hiç kimse de yoktur (34)

O vakit onlara Hak tarafından şöyle denir : Bugün sizi ebedi olarak kalacak şekilde ateşe atıyoruz.Tıpkı sizin bu günü unuttuğunuz gibi.Hatta siz ileri gittiniz ve bu günü göreceğinizi inkar ettiniz,inanmadınız. Size emirleri tebliğ etmeye gelen,bu günün şiddetine karşı sizi uyaran peygamberleri yalanladınız.Şimdi sizin yeriniz ateştir.Cehennem ateşinde ebediyen kalacaksınız.Başka bir yeriniz olmayacak.Sizi kendi yaptıklarınız sebebiyle hak ettiğiniz bu ateşte yanmaktan kurtaracak yardımcılarınız da olmayacaktır.

Bunun böyle olmasının sebebi şudur :

Siz Allah’ın ayetlerini alaya aldınız.Dünya hayatı sizi aldattı.Bugünden sonra ateşten çıkamayacaklardır , affedilme imkanı da bulamayacaklardır (35)

Bugün başınıza gelen belaların sebebi doğru yola,hidayete delalet eden Allah ayetlerini alay konusu etmenizdir.Allah’ı hiç düşünmeden bu alaylarınızı sürdürdünüz.O ayetleri ve içindeki delilleri hiç nazar-ı itibara almadan inkar ettiniz.Başınıza gelenlerin bir diğer sebebi de dünya hayatının sizi gururlandırması,lezzet ve şehvetinin sizi sarmasıdır.Öyle oldunuz ki ahiretin ebedi lezzetlerine dönüp bakmadınız,hatta inatla inkarlarınızı sürdürdünüz. Bu gün onlar.yaptıklarından dolayı,bu cehennem azabından çıkarılmayacaklardır. Onların Allah’tan özür dilemeleri,kaybettiklerini geri getirmeleri ve tövbe etmelerine de imkan veerilmeyecektir.Çünkü bu işlerin zamanı onlar için geçmiştir.



Kaynak : Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:5 / bkz: 279-295