Can Vermekte Olan İnsanın Hali

  • Ölüm sancılarının kıyas yoluyla anlaşılmasına gelince;

Şüphesiz ki içinde ruh olmayan bir aza/organ acı duymaz.Acıyı ve sancıyı hisseden ruhtur.Ne zaman ki bir aza yaralansa veya yansa bunun etkisi ruha sirayet eder,azaya isabet eden maddi zarar nispetinde ruh etkilenir.Acı veren şey ete,kana ve diğer uzuvlara dağıldığından ruha bu acıdan çok az bir şey isabet eder.ama bu acılar içerisinde doğrudan doğruya ruha isabet eden,parçalara ayrılmayan bir acı bulunursa o gerçekten büyük,şiddetli ve dayanılmaz olur.

Canın çıkma anı,acının bizzat ruhun kendisine isabet ettiği bir olaydır ve ruhun bütün kısımlarını kaplar.Vücudun derinliklerine dalan ruhun her zerresi bu acıyı hisseder.İnsanın vücudunun herhangi bir yerine bir diken batsa,kişinin hissedeceği acı,ruhun dikenin battığı yerdeki mevcudiyeti kadardır,sadece o kısımda acıyı hisseder.Yanığın acısının şiddetli olmasının nedeni ise ateşin (yakıcı maddenin) bedenin her bölümüne dağılarak sirayet etmesindendir.Yanan azanın gözüken ve gözükmeyen her yerine ateş değmiş gibidir.İşte bu sebeple etin etrafında olan ruhun diğer cüzleri de bu acıyı hissederler.Yaralanma sadece bıçağın dokunduğu yerde olur;bu açıdan yaralanmanın verdiği sızı ve acı,ateşin verdiği kadar olmaz.

Canın çıkışı anında duyulan acı ise bizzat ruhta olur ve onun bütün kısımlarını kapsar.Zira tepeden tırnağa;damarlardan,sinirlerden, mafsallardan ve eklemlerden kıl diplerine kadar bütün vücuttan çekilip çıkarılan ruhtur.Bu sebeple onun vereceği keder ve acıyı hiç sorma

Nitekim ölüm sancıları hakkında şöyle denilmiştir;Ölüm kılıç darbelerinden testere ile biçilmekten ve makaslarla doğranmaktan daha acı verici bir olaydır.Bunun sebebi şudur: Kılıçla kesilmenin ruha acı vermesinin nedeni kesilen yerin ruhla irtibatlı olmasıdır.Bunun yanında doğrudan doğruya ruhu kesen ve biçen bir şeyin ona verdiği elem ve ıstırabın nasıl olduğunu bir düşün!

Dayak yiyen biri bağırıp yardım dileyebiliyorsa bu onun bedeninde ve dilinde güç ve kuvvetin hala var olduğu anlamına gelir.Ölen bir kimsenin bu şiddetli sancılar içerisinde iken bağırıp çağıramayışının nedeni; üzüntü ve kederin en son safhaya ulaşıp bu acı ve sızıların bütün bedenini kaplaması,etrafındaki insanlardan yardım dilemeye dahi takat ve kuvvetinin kalmayışındandır.O anda insanın aklı karışmış hatta gitmiş;dili ise tutulmuştur.Etrafındakiler ise ona yardımda bulunmaktan aciz kalmışlardır.Şayet iniltilerinden birazcık olsun kurtulabilse,etrafındakilere seslenmek ve onlardan yardım dilemek ister,ama buna güç yetiremez.

Eğer onda biraz kuvvet kalabilmişse ruhunun çıkartıldığı anda boğazından ve göğsünden hırıltılar gelir.Artık rengi solmuş,çehresi ekşimiştir.Sanki rengi asıl yaratıldığı şey olan toprak rengine dönmeye başlamıştır.(Gergin olan) damaları kendi yerlerine çekilmiştir.Elem ve ıstırap içine ve dışına vurmuştur;öyle ki göz bebekleri yukarıya yönelmiştir.O anda insanın dudakları kasılır,dili büzüşür,yumurtalıkları merkezine çekilir ve parmak uşları yeşil gibi bir renk almaya başlar.

Bedeninden bütün damarları çekilen birinin halini bana hiç sorma! Damarlarından biri çekilen kişinin durumu bile gerçekten pek çetin olurdu.O halde acı ve ıstırap içinde ruhu çıkarılan birinin durumu nasıl olur? O, bir değil bütün damarları çekilen biridir.

Sonra her uzuv yavaş yavaş ölmeye başlar.Önce ayakları soğumaya başlar,sonra bacakları,ardından da uylukları… Her aza acı üzerine acı,bela üzerine bela hissetmeye başlar ve nihayet can gırtlağa kadar dayanır.İşte o zaman bakışlarını dünyadan ve ailesinden çevirir.Artık (önceden tövbe etmemişse) tövbe kapısı ona kapanır,kendisini hasret ve pişmanlık kuşatır.

Bu hususta Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır;

  • ‘Can (ruh) boğaza dayanmadıkça kulun tövbesi kabul olunur’

Mücahid (r.a) Nisa Süresinin;

  • ‘Kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca,Ben şimdi tövbe ettim diyenler için kabul olunacan tövbe yoktur (Nisa’18)’

Bu vakit ölüm meleğinin kişiye göründüğü vakittir.O vakit Azrail’in yüzü yavaş yavaş görünmeye başlar.İşte bu sebeple can çekişme anındaki peş peşe gelen sancılar ve ölüm acısı öyle şiddetli olur ki nasıl olduğunu hiç sorma.

Bunun için Resulüllah Efendimiz (s.a.v) şöyle duada bulunmuştur;

  • Allah’ım! Muhammed’e (s.a.v) ölüm sancılarını kolaylaştır


Kaynak= İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz:60…62