Cahiliye Devrinde Dünya Ve Ahiret Anlayışı

CAHİLİYE DEVRİ İLE GÜNÜMÜZ YAŞANTISI ARASINDAKİ BENZERLİKLER

İslam öncesi Arap düşüncesi üzerine çalışanlar,Arapların cahiliye devrinde kendilerini çevreleyen eşya ve dünyayı gözlemlerken daha çok bunların dış yüzleriyle ilgilendiklerini belirtirler.Buna göre cahiliye devrinde yaşayan Araplar dünyaya ve evrene bakarken kadim Yunan geleneğinde olduğu gibi,dünya ve evrenin kökeni ve mahiyetine dair bütüncül bir bakış açısı gerektiren felsefi soru ve sorunlarla ilgilenmemişlerdir.

Başka bir değişle cahili Arap geleneği ilim ve felsefeden uzak olup,bedevi Araplar parçacı ve yüzeysel bir hayat yaşamaktaydılar.Hayatı sadece bu dünyada yaşanandan ibaret gören cahiliye Arapları nezdinde dünya hayatı bir kereliğine ve yalnızca bu dünyada yaşanandan ibaretti.Arapların inancına göre bu dünyada yaşanan kısa hayatın ardından kaçınılmaz olan ölüm gelirdi.Ölüm sonrası ise yokluktu.Cahili Araplar yalnızca ölümle meşgul olmuşlar,ölümden sonra ne geleceği ve ne olacağı üzerinde hemen hemen hiç durmamışlardır.Onların çoğuna göre bu dünya hayatından sonra hiçbir şey olamaz.Vücut toprağa gömülünce çürür,toz toprak olur,ruh ise bir rüzgar gibi uçar gider.

Oldukça zorlu bir coğrafyada,sert tabiat ve iklim şartları altında yaşayan cahiliye Arapları,dünyaya ve hayata oldukça kötümser bir anlayışla bakarlardı.Kabile ve kavmiyetçi dayanışma ruhuyla ayakta kalmaya çalışan ve sürekli birbirleriyle çatışma halinde olan cahiliye Arapları için bu dünya ve dünyada yaşanan hayat fani idi.Onlara göre bu dünyada her şey sonuçta boş ve anlamsız olup,onun ötesinede ise hiçbir şey yoktu.Bu nedenle cahili anlayış insanlara şu fani hayatın tadını çıkarması gerektiğini öğütlerdi.Cahiliye devrinin dünyevi zihniyetli insanları için fani dünyadan ve kısa hayattan çıkarılabilecek yegane sonuç,zevk düşkünlüğünden ibaret idi.

İslam öncesi Araplar için zevk ve mutluluk kadar,acı ve sıkıntılarla dolu olan ölümlü dünya da bir kereliğine yaşanırdı.Dolayısıyla dünyaya ve hayata karşı takınılan tavrı ‘Gün bu gündür;an be andır,dem bu dem’ sözleriyle özetlemek mümkündür.Bu anlayışın doğal sonucu ise dünyadan ve dünyevi zevklerden azamı ölçüde yararlanmak,felekten olabildiğince kam almaya çalışmaktı.Son tahlilde dünya hayatına karşı takınılan cahili tavır,eğlence ve zevk düşkünlüğünü yücelten hedoist bir tavırdı.Zevk ve eğlence düşkünü cahiliye devri Arap erkeklerinin ekserisi şarap düşkünü idi ve sürekli içerlerdi.Bu onlarda bir huy ve alışkanlık haline gelmişti.Şaraba harcanan paralar yüzünden kendilerini mahvedenlerin sayısı oldukça kabarıktı.Bu nedenle Kur’an içkiyi zamana yayarak tedrici bir süreç içerisinde yasaklamıştır.

Cahili anlayışın hayat karşısında takındığı hazcı tavır,onlar için hayatın nihai amacı yani bir tür din haline gelmişti.Mekke döneminde nazil olan bir ayet bu gerçeği şu şekilde vurgular :’Dünya hayatının rahatına dalarak eğlenceyi ve geçici zevkleri dinleri haline getiren kimseleri kendi haline bırak (6/70)’.Onlar yalnızca bu dünyanın zevklerinin peşinde koşmaktalar.Oysa gelecekteki hayatla kıyaslayınca,bu dünyadaki hayat geçici bir eğlenceden başka hiçbir şey değildir (13/26)’.Cahiliye insanları açısından bakınca bu dünya hayatının tümüyle kandırmış olduğu inançsız ve hoppa cahiliye nesli için oyun ve eğlence aslında dinin kendisi idi.Kur’an açısından da cahiliye devrinin ruh halini belirleyen özelliğin taşkın bir neşe ve dinin ciddi meselelerine karşı tam bir kayıtsızlık olduğu söylenebilir.

Cahili anlayışta ölümden sonra kıyametin kopması,yeniden dirilmek,hesaba çekilip cennete veya cehenneme gitme şeklinde bir ahiret inancı da hiçbir şekilde mevcut değildi.Cahiliye Arapları arasında ahiret inancının olmayışını,bu inanç ve telakkinin onların dünyaya bakışlarına etkisini,Kur’an özellikle Mekke döneminde nazil olan süre ve ayetlerine bakarak da tespit etmek mümkündür.Çünkü dönemine ışık tutam en sahih tarih kaynağı olma özelliğine haiz olan Kur’an,değişik vesilelerle birçok Mekki süre ve ayette müşriklerin bu konudaki inançlarına temas etmiştir.Kur’an muhtelif süre ve ayetlerde Arapların dünya hayatına nasıl baktıkları konusunda bilgi vermenin yanı sıra,onların öldükten sonra dirilme ve ahiret inancına karşı tutumlarına da ve ciddi eleştiriler yöneltmiştir (bkz:16/38,11/7,23/82-83,34/3-4)

Kur’an’ın birçok ayette vurguladığı üzere Araplar öldükten sonra çürüyerek toza toprağa karışan mekiklerin tekrar hayata kavuşacağına inanmazlardı.Dolayısıyla araplar için hayat,yalnızaca bu dünyada yaşanandan ibaretti.Bazı ayetler müşriklerin ağzından bu iddiayı şu ifadelerle dile getirir.’Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdan ibarettir,ölürüz ve yaşarız,bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler’ derlerdi.Onların bu hususta bir bilgileri yoktu.Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman ‘Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin demekten başka bir delilleri yoktur (45/24-25)’.

Müşrikler arasında kıyamet ve öldükten sonra dirilme inancının bulunmaması,yani dinin getirdiği ahiret inancı ilkesinin onların yalnızca bazılarının değil tümünün sorunu olduğunu göstermektedir.Son dönem Kur’an müfessirlerinden Muhammed İzzet Derveze (ö:1984) bu durumu,Müslümanlarca Ehl-i Kitap olarak kabul edilen Yahudi ve Hristiyan toplumlarının ahirete dair anlayışlarının belirsizliğine dayandırır.Ona göre Yahudilik ve Hristiyanlıkta ölümden sonra diriliş,ahiret günü,hesaba çekilme,mükafat veya ceza gibi konularda açık bir beyanat ve net bir görüşün olmayışı,İslam öncesi Arapların zihinlerinde ve düşünce dünyalarında meseleyi çözümü mümkün olmayan bir düğüm haline getirmiştir.Bu nedenle müşrikler,ahiret hayatı konusunda yapılan uyarı ve tehditleri,inkar ve alaycı bir tavırla karşılaşarak yüz çevirmişlerdir.

ve günümüzde de Müslüman olduğu ve Müslüman’ım diye geçinenler bulunduğu halde;bunlarda aynı gafletin içerisinde sürüklenip gitmektedirler.

Cahiliye devri ile günümüz yaşantısı arasındaki yaşananlar ve düşünülen inançlar ne kadar da birbirine benziyor.Hatta şimdiki zaman cahilyye Araplarının durumundan daha endişe verici,elem dolu ve daha kötü bir durumdadır.



Kaynak= Diyanet İşleri Başkanlığı / Kur’an’ın Nüzülünün 1400. Yılı Anısına Diyanet İlmi Dergi Kur’an Özel Sayısı / 723…726

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.