Büyü Çeşitleri

Kaç Çeşit Büyü Vardır Çeşitleri Nelerdir



Fahreddin Razi sihrin sekiz çeşit olduğunu ifade etmiş ve şöyle demiştir;

Sihrin birinci çeşidi eski zamanda Keldaniler ve Kestantların sihridir.Bunlar yedi yer işgal eden yıldızlara,yani yedi gezegene ibadet ederlerdi.Yıldızların bu kainatı idare ettiğini zanneder,hayır ile şerrin,mutluluk ile uğursuzluğun yıldızlardan olduğuna inanırlardı.Hak Teala’nın,bunların görüşlerini geçersiz kılmak ve mezheplerini reddetmek için Hz İbrahim’i gönderdiği kavim işte budur.

Sihrin ikinci çeşidi vehim sahiplerinin ve kuvvetli nefislerinin (ruhların) sihridir demiştir.Sonra vehim ve zanların insanları etkilediğine insanların yerde bulunan köprünün üzerinden geçerken aynı köprü bir nehir veya benzeri bir şeyin üzerine konulduğunda aynı kimselerin geçememesini delil getirmiş ve şöyle demiştir:

Mesela doktorlar kan tutan kimsenin kırmızıya bakmaktan,sar’alı hastanın kuvvetli ışığa bakmaktan veya dönmekten men edilmesi gerektiğinde hemfikirdirler.Bunun sebebi ise insan nefsinin vehim ve zanlara uyma tabiatında yaratılmasından başka birşey değildir. Yine akıl sahipleri,nazarın hak olduğunda hemfikirdirler.

Buna Resulüllah (s.a.v)’in:’Nazar haktır.Kaderin önüne bir şey geçecek olsaydı nazar geçerdi’ sahih hadisini delil getirebilir.Bunları bildikten sonra sana deriz ki;Bunları yapan nefis bazen çok güçlü olur ve bunları yaparken aletlere ve vasıtalara ihtiyaç duymaz.Bazen ise zayıf olduğundan bu aletlerin yardımına ihtiyaç duyar.Bunun açıklaması şudur;

Nefs (ruh),bedene hakim olup,sema alemine olan cazibesi kuvvetlendiği zaman,adeta semavi bir ruh olup,şu alemin maddeleri üzerinde son derece güçlü tesiri bulunur.ama bu ruh zayıf olup,bedeni lezzetlere bağımlı ve meyilli olursa bu durumda o ruhun bu bedenin dışında herhangi bir tesiri bulunmaz.Razi daha sonra bunun ilacının az yemek,insanlardan ve riyadan uzak durmak olduğunu açıklamıştır.

Ben derim ki;

Razi’nin bu anlattıkları ‘hal ile tasarruf’ olup iki çeşittir.Biri doğru ve meşru tasarruftur ve onda kişi Allah (c.c) ve Resulü’nin (s.a.v) emir ve yasaklarına uyarak tasarrufta bulunur.Bu haller Allah (c.c)’ın bir hediyesidir ki bu ümmetin salihlerinin kerametleri bu kabildendi,r.Buna şeriatta sihir/büyü denmez.Bazen kişinin hali bozuk ve fasid olur ki onda kişi Allah (c.c) ve Resulü’nün (s.a.v) emirlerine uymaz,ondan bunlara göre tasarrufta bulunmaz.Bu da şeriata aykırı davranan bedbahtların halidir.Allah’ın (c.c) bu halleri vermesi,onları sevdiğini göstermez.Nitekim birçok hadiste ifade edildiği zere mel’un Deccal’in olağanüstü halleri olacaktır,oysa o şer’an yerilmiş biridir.Allah’ın laneti üzerine olsun.Muhammedi şeriata aykırılıkları olan benzerlerinin hali de böyledir.

Sihrin üçüncü çeşidi yerdeki ruhların-ki onlar cinlerdir- yardımına başvurmaktır.Felsefeciler ve Mutezililer kabul etmese de,bu sihir türlerinden biridir. Cinler ise iki çeşittirir:Biri mümin cinler, diğeri ise kafir cinler ki onlar da şeytanlardır.Aralarındaki alaka ve yakınlık sebebiyle akıl sahibi nefislerin (insanların) bunlarla irtibatı göktekilerden daha kolaydır.Ayrıca bu sanatın erbabı ve tecrübeli icraatçıları yerdeki ruhlarla ilişkiye geçmenin az bir rukye,tütsüleme ve tecrid yoluyla gerçekleştiğini tecrübe etmişlerdir.İşte sihrin bu çeşidine ‘azaim’ ve ‘cinleri emir altına alma’ denir.

Sihrin dördüncü çeşidi tahayyülat ve gözbağcılıktır.Bu gözbağcılık,gözün bazen hata ederek bir şeyi bırakıp belli bir şeyle meşgul olması üzerine kuruludur.Nitekim usta hokkabaz belli hareketlerle insanların dikkatlerini dağıtıp,başka bir şeye yöneltebilir.Hatta bunu bir süre devam ettirdiğinde gözleri bir yerde yoğunlaştırıp o anda başka bir şey yapabilir.O durumda bekledikleri şey,insanlara hiç ummadıkları şekilde gözükür ve buna çok hayret ederler.O kişi sussa ve izleyenlerin dikkatlerini yapmak istediğinden başka bir şeye çekmek için çalışmasa, akıl ve duygular onun götürmek istediği yere gitmeseler,izleyenler onun yaptığı her şeyin farkına varırlar.Razi devamla dedi ki Sağlıklı görmeyi bir şekilde bozan durumlar ne kadar güçlü olur ise,o kabil iş de o kadar güzel olur.Mesela;Gözbağcılığı yapanın çok aydınlık veya çok karanlık bir yerde oturması gibi… İşte bu durumda görme kuvveti zayıfladığından,olayın tam farkına varamaz.

Ben derim ki;Bazı müfessirler Firavun’un sihirbazlarının yaptığı sihrin hokkabazlık türünden bir sihir olduğunu söylemişlerdir.Nitekim bu yüzden Allah (c.c):’Onlar atınca,insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler (1)’ buyurmuştur.Yine ‘Bir de baktı ki büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları,kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor (2)’ buyurmuştur. Müfessirler:Zira ipleri ve sopaları gerçekten koşmuyordu demişlerdir.Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Sihrin beşinci çeşidi rgeometrik hesaplara göre yapılmış aletlerin birleştirilmesi ile ortaya çıkan,insanı hayrete düşürücü işlerdir.Buna örnek;At üzerinde elinde borozan bulunan süvaridir ve bu borozan hiç kimse dokunmadığı halde belli aralıklarla öter.

Sihrin altıncı çeşidi ilaçların özelliklerinden istifade edilerek yapılan sihirlerdir.Mesela;İnsanın yemeğine aklı uyuşturan bazı ilaçların konulması,sarhoş edici uyuşturucuların katılması gibi.Bil ki bu özellikleri inkar etmeye imkan yoktur.Çünkü mesela mıknatısın etkisi gözle görülen bir şeydir.

Ben derim ki; Cahil insanlara bu özelliklerle görülen,ateşe girmek ve yılan tutmak gibi şeyleri kendisinin halleriymiş gibi gösteren sufilik iddiasındaki birçok kimse de bu kabildendir.

Sihrin yedinci çeşidi kalbi bağlamaktır.Bu da sihirbazın İsm-i A’zam duasını bildiğini,cinlerin kendisine itaat edip pek çok işte boyun eğdiklerini iddia etmesidir.Onun bu sözlerini dinleyen kimse,zayıf akıllı ve hakikatı ayırt etme kabiliyeti olmayan birisi olduğunda, bunların gerçek olduğuna inanır ve kalbi buna bağlanır

(aldanır).Böylece bu kimsede bir çeşit korku ve çekingenlik hasıl olur.Korku meydana geldiğinde hissi kuvvetleri zayıflar.O zaman da sihirbaz ona istediğini yapabilir.

Ben derim ki bu tür büyüye ‘tenbile’ denir ve buna ancak aklı zayıf kimseler rağbet eder.Feraset ilmi yoluyla da aklı tam ile noksan kimseler ayırt edilebilmektedir ve bunu yapan kişi bu ilimde uzmansa insanlardan kendisine itaat edecekleri ile etmeyecekleri bilir.

Sihrin sekizinci çeşidir;gizlice ve hissettirmeden koğuculuk ve kışkırtmacılık gibi şeyler yapmaktır.Bu insanlar arasında yaygındır.

Ben derim ki;Koğuculuk iki türlüdür:Bazen insanları birbirine kışkırtmak,müminlerin kalplerini birbirine soğutmak ve ayırmak için yapılır.Bu ihtilafsız haramdır.Ama ‘Hayır söz koğuculuğu yapan yalancı değildir’ hadisinde olduğu gibi insanların arasını düzeltmek,Müslümanları birleştirmek için yapılırsa veya kafirlerin birliğini bozmak ve rüsva etmek için olursa bu ‘savaş hiledir’ hadisi gereği yapılması istenen ve teşvik edilen bir şeydir.

BÜYÜYÜ ÖĞRENMENİN VE YAPANIN HÜKMÜ KONUSUNDA İMAM EBU HANİFE,İMAM MALİK VE İMAM AHMED B. HANBEL BÜYÜDEN DOLAYI
KAFİR OLUR DEMİŞLERDİR.

İMAM ŞAFİİ (R.A) DER Kİ:BİRİ BÜYÜYÜ ÖĞRENDİĞİNDE ONA ‘BİZE BÜYÜNÜ ANLAT’ DERİZ.EĞER BABİLLİLERİN YEDİ YILDIZA İBADETİ GİBİ KÜFRÜ GEREKTİREN NİTELİKTE ANLATIRSA VE ONA İSTEDİĞİ ŞEYİ YAPTIKLARINA İNANIYORSA KAFİRDİR.KÜFRÜ GEREKTİRECEK BİR ŞEY OKYSA,FAKAT BUNUN MÜBAH OLDUĞUNA İNANIYORSA O DURUMDA DA
KAFİRDİR.

Sihir Ve Büyü Varmıdır



Kaynak= İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri -Tefsiru’l Kur’an’il Azim- / C:1 / bkz:469…475

(1-A’raf’116);(2-Ta’Ha’66)