Bizi Aldatan Bizden Değildir

İslam Dini’nde hiçbir şahısı aldatmak yoktur ve yasaktır. Sebebine gelince: Bir adamı aldatmaya, kandırmaya niyetlendin mi, onun başına mutlaka bir musibet, ya maddiyatına, ya canına, ya ırzına göz dikerek birisinin kim olursa olsun veya bir din kardeşin olsun. Her ne olursa bizim dinimizde herifi aldatarak onun düzenini heder etmek ve yuvasını bozmak, gün gelir ki Allah’ın hışmına uğramak demektir. Kul hakkıyla Allah’ın huzuruna gitmekten korkunç daha bir şey var mı? İşte Hakk yolunu arayan din kardeşlerimiz bir muamele, bir iş yapanda her ne olursa olsun dağda, bağda, köyde, şehirde, evde, gizlide ve aşikârda mutlaka Allah’tan korkarak iş yaparsa muamelemiz sağlam olur.

Ne kimseyi aldatalım. Dikkat edip, kafa çalıştırıp düşünerek kimseye de aldanmayacağız. Bizim dinimizde ayık ve uyanık olunuz diyor. Gelecekte ahireti düşünmek bizim için en büyük görevdir. Ne mutlu ahireti düşünüp de hazırlıkla emaneti Allah’a teslim edenlere. O gibi insanlar korktuğundan emin olduğu gibi, umulur ki umduğuna da nail olmuşlardır. Haliyle gerçek ümmet-i Muhammed yaşantısını Allah’a ve Resulü’ne, Kur’an’a heba etti mi o gibi insanların dünyevi ve uhrevi, her hali, hareketi ve niyeti Allah rızasıdır.

Allah’ın rızasının dışında ne olursa olsun zerre dahi içinize geçerse, uyanık olunuz, uyanalım ki bizlere de sizlere de yapmış olduğumuz amelleri beşeriyete değil de, Allah’tan korkanlar Allah’ı severek, Allah rızası için yaparsa umulur ki, öyle bir niyete sahip hakim olanlar mutlaka ki onlar geleceğine temiz bir hazırlık yapmıştırlar. Ne dünyevi dünyada, ne de uhrevi ahirette onlar için hiçbir korku yoktur. O korkacağından korkmuş, seveceğini sevmiş, yaşantılarında Rıza-i Hakk’a teslim-i külli ile teslim olmuştur. Amenna ve saddakna.

İnsanlar her an için yapmadan önce yapacağını, düşünmeden önce düşüneceğini dengeye alıp ayarladı mı hiçbir zaman için düşmeye mahkum olmaz. Zaten bir adamın ağzı yalana, gözü zinaya, kulağı fitneye alıştı mı, kalp alemi de karardı mı; o gibi insanlarla sakın sakın nerden olursa olsun tartışmaya girmeyin ve cephenizi de sıfatına karşı vermeyin.

O münafığın fitnesi, zalimin zulmüdür. Onun o fitne kıvılcımları sizin içinizdeki niyeti Sûret-i Hakk‘tan allak bullak edip, çıkmaza bırakır farkında olamazsınız. Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun; aldandıkları gibi aldatmaktan çok hoşlanıp, kıvam duyarlar. O gibi o tipte insanlar nefsani, şehvani, şeytani, veba hastalığından korkulur ki, şeytanın terör ve canisidir. Gerçek mümine zararı olan münafıkın, fasıkın tam kendisidir Kainat toplansa, hangi bilgiye sahip olursa olsun, o tip ve o niyette olan insanların iki sözü birbirini tutmaz.

Yalan söylediği zaman, emr-i ilahiye ihanetkar oldukları zaman, sanki aşırı derecede susamış ve su içen hayvanlar gibi hissederler kendini. Sakın yanlarına gidip cemiyetlerinde bulunmayın. Gerçek ehlullah‘ın ağzından çıkan kelimeleri hırsızlayarak kendilerine maletmek, onların baştaki gelen görevidir. Sanki kendi babasının mal varlığı gibi hissederler.

Uyanık ol uyar bu sözler size .Nefsine ters düşüp kızmayın bize

Bu cümle Hakk’tandır kim bunu çöze .Sana kar vermez o kuru niza

Davayı hüküm Yaratan’ım var .Hüküm Allah’ındır etme ihtiraz

Bu kelam nasihati uyanıp da çöz .Allah’tan korkarak ihtirazını boz

İnadın membaı İblis dediler .Sonu perişan şeytan dediler

Ona arkadaşlık olmaz dediler .Sakın kasırga düzeni yapma saman stoku

Geceyi gündüz hissedip yapma ihanet .Sonu başına bela olur nihayet

Geleceği düşün kötü akibet .Elbet olacaksın sende felaket

Nefsine mahkum olan zavallı, her şey Allah’tandır, ama tedbiri sen al, takdiri Allah’a bırak. Herkes senelik-yıllık, ömürlük muhasebesini yapıp, defterini tutsa durumunu iyi bilir. Allah’ın emrine bile bile ters düşenlerin sonu çıkmazdır. “Heyhate heyhat, lima tu adun”.

İnsanların İslamiyet’i var, tevekkülü yok. Menfaat gördüler mi hemen ona teslim oluyorlar. Ha şu mezarda sor, kaçınız doğru? İnan on bin kişiden iki kişi zor çıkar. İslami yaşantısını ihya edip, Ümmet-i Muhammed’e faydalı olanlara ne mutlu. Lafını edip de yaşantısı zayıf olanlara ne yazık.

Kur’an-ı Kerim’de 150’den fazla takvayı metheden ayet var. Allah takvayı çok methetmiştir. Peygamberlerden sonra ki sırayı takva sahipleri alır. Allah veli kullarının yaşantılarını ihya ettirir.

Maddi yararlarımızı, manevi yararlarımızın üzerinde tutmayacağız. Dünyayı ahirete değil de, ahireti dünyaya yük edeceğiz.Müslüman, gerçek Müslümanlığı yaşadığında halledemeyeceği hiç bir meselesi yoktur.

Müslüman kimseye zarar ve zeval vermez. O korkacağından korkmuştur. Ancak zarar verenler, Hazret-i Allah’tan uzak yaşayıp, onun emrine ters düşenlerdir.

Nefis ve şeytana cevap veremediğin müddetçe diğer konuşmaların hayalidir.

Nefis ve şeytana uyup, milletin kalbini kırana kadar, nefis ve şeytanın belini kır.

Peygamberimiz; “umutsuzluğa düşenin şerrinden Allah’a sığınırım” demiş.

Sen şeytan taraftarı değil, Allah ve Resulü’nün taraftarı ol.

Şeytan da bilgi yönünden azdırdı. Biz ise takva meraklısıyız.Sözler konuşuluyor, muamelata sıra geldi mi adamın ayaklarının altından yer kopuyor. Ümmet-i Muhammed kendine verilen göreve ihanet etmeyecek, sahip olacak. Bakınca göz, düşününce kalp, konuşunca dil, duyunca kulak, yiyince lokmasına dikkat edecek, ihanet etmeyecek.

Vücutta olan yaramaz hastalık boğazdandır, başa gelen bela dilindendir. Silahsız cepheye gidilmez.

“Neyleyim boşuna ben altın tası

İçine dökülmüş zehiri pası

İster Mekke’ye gitsin ister tekkeye

Asla temiz olmaz insanın pisi”:

Sen iti yedi dereye bırak, çıkar it yine ittir.

Sen sakalı bırak Mekke’ye git, için temiz olmadıktan sonra ne işe yarar?

Akıl baştayken, sıhhat yaştayken bu işleri halletmemiz gereklidir.

Akıl ve sıhhatin kıymetini bilerek, rıza-ı Hakk için yaşamayı Allahu Teala nasip eyleye (amin).

Allah’ın lütfu, Müslümanların kaybettiği bir yitiktir. Müslüman her yerde ve fırsatta arayıp bulmaya gayret edecek. Başı boş kaldığın zaman Allah ile meşgul ol ki, dara kaldığın zaman da Allah yardımcın olsun.

Bir insan, Allah’ı çok severse, Allah’tan çok da korkarsa dünyanın da ahiretin de en iyi adamı olur. Bir insan, Cenab-ı Allah’ın vermiş olduğu emrin karşısında rezil olmayacak. Öyle yaşayacak ki, şeytanı karşısında rezil edecek.

Bize layık olanı Cenab-ı Allah bizden daha iyi bilir. Biz yine de devamlı Cenab-ı Allah’tan dünyada ve ahirette hayırlısını isteyeceğiz. Yoksa bize, geleceğe zarar verecek bir şeye çok heves etmeyin, hiç de heves etmeyin.

Bizim dinimiz çok temiz, ama ne yazık ki, yaşantısından haberimiz yok. Bizim Dinimize ters düşen, Peygamberimizin, sahabenin yaşantısına ters düşen yaşantı, Mekke’de olsa, Medine’de olsa gitmeyiniz.

Bu Cennet Vatan kolaylıkla çökmez. Ancak haksızlık ve hayasızlık olmasa. Cennet Vatanın iradesini, Cenab-ı Allah ehline nasip eylesin. Gerçek Ümmet-i Muhammed‘in bilgiye değil de hayaya ve yaşantıya ihtiyacı var. Temiz kalple Allah’a teslim olmak lazım. Temiz kalp nasıl olur? Yalan söylemeyeceksin, haram yemeyeceksin. İnsanlar iç alemini düzeltemiyorsa, mutlaka lokmasını kontrol edecek. Temiz kalple Allah’a yalvarın.

Bu zamanda imanını koruyup da, gerçek hizmet-i şahane yapabilenlere ne mutlu. Bütün yaptığımız ibadetler, bir nefesin karşılığı bile değildir. Dünya işini inceleyene kadar, yatacağımız Ahiret işini incelesek daha iyi olmaz mı?

Dünyada zevkli yaşantıya heveslenmeyin. Düz yerde Cenab-ı Allah’tan korkup, O’nu sevip, O’nunla meşgul olacaksın ki dara düştüğünde Allah yardımcın olsun. Bizim geniş zamanımızda Allah aklımıza gelsin. Fani elinde iken kıymetini bilip, mutlaka iyi değerlendir.

Fırsatı bulunca isyan, bulamayınca ihsan. Yani fırsatı bulduğunda hileye koşar, fırsat bulamayınca da hayıra koşar. Bazıları hem hayra talip, hem de şerre. Hem Cennet’e, hem de Cehennem’e çalışıyorum diyor. Ben de “şurada ateş yakalım, hem ateşe gir, hem de suya, bakalım hangisine tahammül edebileceksin” diyorum.

Gençliğiniz varken gençliğinize güvenmeyiniz, mal varlığı varsa malınıza güvenmeyiniz, kuvvetiniz varsa kuvvetinize güvenmeyiniz. Onlar geçicidir, bir gün hepsi elden gider. Yalnız güvenilecek bir şey varsa, Hazret-i Allah ve Resulu, Kur’an’dır. Bu güvencinizi güçlendirirseniz umulur ki ta dünyada ve de ahirette geleceğiniz çıkmaza girmez.

Umulur ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olursunuz. Allah da sezemediğinden daha fazla mükafatlarla mükafatlandırır. Dünyasını da ahiretini de iyi eder. Ama bu zamanda tehlikeli, çok kötü bir duruma düşmüşüz. Şimdi yaşlı insanlara cığızlık veriyor, ölümü unutturuyor.

Genç insanlara da şehvani, nefsani, şeytani istekler, havai, gurur, onun bunun namusuna gözle bakmalar. Böyle Allah göstermesin. Öyle lanetullahlar var ki, söz atmadan yeter ki fırsat bulsun. Aman aman öyle bir şeylere siz ağzınızda, gözünüzde, kulağınızda, kalbinizde yer vermeyin. Sonra bizim bu söylediklerimizden uzak kalırsınız.

Heyhate heyhat,

Allah’ın rızası sizden ırak olur, sizde Allah’ın rızasından uzak olursunuz. O zaman gelecek şeyler çıkmaza girer ve korkulur ki Gayya’ya düşersiniz. Yani o yedi Cehennem’in üstündeki yanan pisliklerin toplaşıp, birleştiği yere düçar olursunuz.

Gerçek iman ehlinin silahı dua, kalkanı ve muhafazası da sabırdır. Gerçek inananlara Kur’an-ı Kerim şifadır. Eğer bizim niyetimiz sağlam olmasa, akıbetimiz iyi olmaz. Niyeti Allah’ın rızasına sağlam yapacaksın. Sen sev Allah’ı yeter sana. Yeter, yeter, yeter. Korkacaksan kork Allah’tan o da yeter. O da sana yeter.

Mü’minûn Sûresi 62. Ayet-i Kerimesi: “Ve lâ nükellifü nefsen illâ vüs aha veledeyne kitabün yentıgu bil hakki vehüm la yuzlemûn”

Meal-i ŞerifiBiz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. Bizim dinimizde güç yetirilemeyen, yenilemeyen bir emri Allahu Teala bize teklif etmemiştir.

Hazret-i Allah hiçbir zaman yenilmeyen yükü halk olunmuşa yüklememiştir. Fakat yeneceğinden de kaçmayı, tembelliği de yasaklamıştır. Niye kaçacak, Allah’tan uzak yaşarsa ne yapar? Bugün Dünya yüzünün en kaypağı Allah’tan uzak olan babası İblis olan şeytandır. Gün gelecek onun da ömrü bitecek. Ölümle görevli olan meleğe Azrail diyoruz. Korktuğumuz esas Arapça’da olan mevtü mevt, can alıcı melek. Azrail, Türkçe’si olarak geçiyor.

Can alıcı ne demek? O bir kere babası İblis olan şeytan var ya, onun da gün geldi mi canı alınacak. Dünya’nın ömrü bitti mi “İzazülzileti” göklerin ve yerin altı üstüne gittiği zaman, hallaç pamuğu gibi atıldığı zaman, altı aylık bir saha olan Mahşer yerinde toplanılacak. Tüfeğin ağzından mermi çıkar gibi herkes kendi ameliyle seslenildiği zaman, Mahşere işte orada Cenab-ı Allah utandırmaya Ümmet-i Muhammed’i, içerisinde de bizleri. O gün çok zor bir gün.

Herkes kendi ayıbıyla gösterilecek. Kainatı bir rivayette üç gün, bir rivayette üç dakikada dolaşan babası İblis olan şeytanı yakalayıp ölümle görevli olan melek en son Dünya’nın ömrü bittikten sonra, her canlının infazı olduktan sonra, onun infazını da yapacak. İşte onu yakalayıp da nereye gidecek?

Kaçıp kaçıp da secde etmediği Hazret-i Adem Babamızın türbesinde canını alacak. Orada yakalayıp hayati yaşantısını bitirecek, öldürecek. Şeytan ölümle görevli olan meleği çok yoracak. Ama vakti hitam bulduğunda oraya sığınacak. Sağlığında secde yapmalıydı. O Cenab-ı Allah’adır, beşeriyete secde olur mu?

Olmadığı neden belli? Secdeye indiğimizde “Sûbhane Rabbiyel ala” diyoruz. Ne demek bu? İbadet edilecekse sade Hazret-i Allah’a, ondan başka kimseye ibadet olmaz. O iki secde de nedir? Birinci secde senden geldim, ikinci secde sana döneceğim. Allah nasıl yaratmış?

Topraktan halketmiş. Gene toprağa dönecek. Yani senden geldim, yine sana döneceğim Allah’ım. O iki secde ondan kalmadır. Senden geldim, sana döneceğim. Cenab-ı Allah’tan geldim, Cenab-ı Allah’a döneceğim. Bu Allah’ın vermiş olduğu emirdir. Burada çok uyanık olacağız. Sade bayramda, ramazanda bu ibadetleri değil, gene her geceyi değerlendireceğiz. Atalardan kalma bir söz var: “kapıya her geleni Hızır bil, her geceyi Kadir bil”.

Gerçek ehline malumdur. Hakikatte Hakk ile meşgul olan ehli olan bilir. Millet bir vakit namaz kılıyor yatıyor, velveleye veriyor. Beş kuruş hak olmayan kumardan para alacak. Allah Teals, benimle kumar mı oynuyorsun? buyuruyor. Oradaki yapılan ibadetler o güne mahsustur. Belli ki siyah paçavra gibi suratına çarpacaklar.

Hakkıyla Allah’tan korkan insanlardan korkmayın. Hangi bilgiye sahip olursa olsun, Emr-i İlahi’ye ters düşen bir yaşantı sapıklıktır. Hayrın en iyisi kendi isteği ile yapılandır. Başkasının zorlatması ile yapılan hayır hiçbir şeye benzemez.

Hazret-i Allah ile meşgul olmaya akılları kesmiyor da, nefsi emmare ile meşgul olmaya akılları kesiyor. Herkes kendinin ne olduğunu mutlaka bilir, geçmişte ne yaptığını çok iyi bilir.

İmanın şartı altıdır. İnsanın gözleri altıdır: İkisi kafadan bakan gözdür, dördü de kalptedir.

İnsan yaşamadığının düşmanıdır.

İnsanlar kazandığına, yığdığına övünmesin, geleceğine övünsün.

İnsanların nefislerinde olan yaramazlığı fark edemeyenler, Cenab-ı Allah’ın varlığından, Hazret-i Resulüllah’ın ahlakından söz etmesi hayali olur. Hangi bilgiye sahip olursa olsun. Nefsinin düşman olduğunu fark eden, mutlaka Rabbini bilir.

İnsanlıktan uzak duranın insanlıktan, canavarlıktan uzak duranın canavarlıktan konuşması hayalidir. Kaba kuvvetle amaca ulaşılsaydı Ebucehil ulaşırdı, kurnazlıkla olsaydı şeytan kimseye bırakmazdı.

Kula düşen görev Allah’ın emrini tutmak, nehyinden kaçmaktır. Emri bil maruf, nehyi anil münker, gerisi Cenab-ı Allah’ın kudretine kalmış.

Kula düşen görev Hazret-i Allah’ın emrini tutup nehyinden kaçmaktır. Maddi sıkıntıya düştüğün zaman üzülmeyeceksin. İsyana düştüğün zaman üzüleceksin. Maddi sıkıntıyı sabır halleder. Muamelatta temiz olan insanların mutlaka içleri de temizdir. Müslüman sabırlı olacak, ama pasif ve pısırık da olmayacak. Önüne bakmadan yürüyen insan mutlaka düşmeye mahkumdur.

Ruhun membaı ikidir. Biri Rahmani, biri şeytani. Kainatta iki koku var. Birisi nefret, biri hoş. Hoş kokan Hazret-i Muhammed’e gider. Nefret koku da şeytana gider. Yine kainatta yol ikidir. Yol gösterici tebliği olarak Allah ve Resulü’ne gider. Bunun tersi uçurum. Uçurum olarak iblis ve şeytana gider. Görem sizi burada uyanık olunuz. Gaflet uykusunda olmayın. Dostu da düşmanı da tanıyoruz.

Takvanın dışında milletin iradesi ile ayakta duran, bir süre sonra tepetaklak gider. Rıza-ı Hakk’ın dışında destekle ayakta duran, köstekle gitmeye mahkumdur. Bize Cenab-ı Allah, Resulü ve Kur’an’ın desteği yeter. Başka bir desteğe bizim ihtiyacımız yok.

Vücut yaşantısında haksızlığa fırsat vermeyin. Yaş geçiyor, hizmet geçmiyor. İslamiyette hizmette sınır yoktur; ne dünyada ne de ahirette. Beşikten kabre kadar hizmet. Yetimi dövmektense üstünü yırtmak daha iyidir. Yol tozsuz, gönül gamsız olmaz. Gam iki yönlüdür; dünyevi ve uhrevi. Faydalı olan gam ahiret gamıdır.

(Avusturya’da çalışan bir arkadaşımız, orada bulunan arkadaşlar için nasihat etmesini istedi.) Nasihatin en büyüğünü, en değerlisini kendi nefsine, kendi evine, kendi ailesine yapacak ki gerçek nasihat olsun. Kendine nasıl nasihat yapılabilir diye sorarsanız;

Bu konuda Yüce Allah’ın ayeti, Peygamberimizin hadis-i şerifi vardır. Nefsin tasavvufta yan etkisi vardır. “Allah-u Ekber” sesini Hıristiyanlar o topraklarda yasak etmiş. Size düşen görev elinizden geldiği kadar sıhhati ve maddiyatınızı düzgün tutun ki, maneviyatınızı da düzenli tutabilesiniz. Dininizin o Hıristiyanların içinde değerini bilip, yaşayabilmek çok büyük bir hizmettir.

Beşikten kabre kadar ilme ve helal rızk için çalışanlara ne mutlu. Haram rızkla yapılan ibadetten, helal rızıkla yapılan ibadet daha üstündür. Herkes kendi evinin hocasıdır ve hükümdarıdır. Ben dışarıdayım, ailem Türkiye’de nasıl etkili olabilirim diye düşünürseniz, siz orada kendinizi düzeltin, burada aileniz düzelir. Avrupa’da çalışıp da nefsine sahip olan, bin pehlivanı yıkandan daha iyi pehlivandır. Beyitlerde geçen “papağanla yapılan talim” nedir?

Amelsiz, ihlassız ve itikatsız bin sene medresede verilen eğitim, Allah sevgisi olmazsa, bir papağanın kafeste ötüşüyle aynıdır. İhlas ve itikat olursa herkes yararlanır. Kimse yararlanamıyorsa papağanın ötüşünden bir farkı olmaz. Allah sevgisi içinde yer tutmayan insanların yaptığı ameller, adet usulüdür. İhlassız, itikatsız yapılan amel adet usulüdür, yine de boşa gitmez, ama kimse yararlanamaz. İhlassız, itikatsız amel insanı ne oldurur, ne de öldürür. İnsanlar, Allah’ın vermiş olduğu emanetlere ihanet etmeyecek. Emanet nedir?

Bakanda gözündür, düşünende kalbindir… Bunlar bize çok büyük emanetlerdir. Kimsenin kötü bir niyeti yok. Kötü olan ihlas ve itikatta yoksunluktur. Ne yaparsanız yapın, İslam’ın dışında bir yaşantıya heves etmeyin. İslam’ın dışındaki bir yaşantıyı baş tacı etmek, kendini ateşe atmaya benzer. Takvasız yaşayan huzur bulamaz. Allahu Teala takva yaşayanı Kur’an’da methetmiş, ancak lafını edeni değil.

Tek kurtuluş yolu; “emr-i bil maruf, nehy-i anil münker” yapmaktır. Yaşlı insanı şeytan etkisiz hale getiriyor. Her insan yaşlandıkça kendine sahip olamaz. Yaşlandıkça şeytandan korunmayı her insan başaramaz.

Hapşurduktan sonra Elhamdülillahi alâ külli hâl demek lazım.

Yanlış yürüyene sözler kar etmez.

İlahi aşk ona yer etmez.

Hayali düşünce çarışık heyhat.

Dinimizde kanaat en büyük zenginliktir. En büyük devlet imandır.

İnsanların geleceğini çıkmaza düşüren kaçamaktır. Feleğin hırgür işleri, ayıya kaval çaldırır. Zerreyi kürreden, kürreyi zerreden inceleyen Hazret-i Allah’tır.

Peygamberimizin yaşantısına uymayanın bir püf noktası vardır. Yedi emaneti koruduğunda sekiz cennetin kapısı açıktır. Manen hata işlendiğinde üzülmekte güzel bir ameldir. Cuma akşamları insanların ahirete göçen yakınlarının ruhları “bizim neslimiz ne yapıyor” diye gezerler. Eğer zikir, Kur’an ve hayırlı işlerle meşgul oluyorlarsa onlar manevi gıdasını alırlar ve sevinirler, faydalanırlar, memnun olurlar. Eğer, kumar veya kötü işlerle meşgul iseler; “eyvah biz sizden bunu mu bekliyorduk” diye üzülür giderler.

Fetvanın yaşantısı yetmez. Fetva kaçamaktır. Esas gaye takva yaşamaktır. Arayan Mevla’sını, azdıran belasını bulur. Pisliği pislikle temizleyeceksin. Adam oldu mu okkalık olacak, dakkalık olmayacak. Dinimizin layık görmediğine dilini, gözünü, kalbini, alıştırırsa yaramazlıktan yakayı kurtaramaz. Acıma hissi olmayanın son nefesi çıkmaza düşer. İnsanda bir de hak olacak, hakka dikkat edecek.

İnsanın içinde huzur oldu mu Allah’ın rızası, insanın içinde sıkıntı oldu mu şeytanın işgali vardır. Sıkıntının içinde, şeytanın parmağı vardır. Huzurun memba-ı Hazret-i Allah, sıkıntının kaynağı şeytandır.

İnsanın başına bela dilinden, vücuduna maraz da boğazından, işlerin çıkmaza düşmesi de kalbindeki kötü düşüncelerden ileri gelmektedir

Yaşlı insanın içine şeytan yerleşti mi, şeytanın yayın evi haline gelir. Açan eli boş çevirmeyin, vebali kendi boynuna.

Peygamberimizin hadisi var. Siz ihtiyaçlıların ihtiyacını görün. Milletin içinde durumu iyi görünür, ama içinde gerçekten durumu zayıftır. Yüzü yırtılmadığı için. Ortalığa düşmemiş olanlara yardım edin ki, Allah da size yardım etsin.

Peygamber Efendimizin yaşantısına ters düşenler, ne giyerse giysin, nasıl görünürse görünsün, onlar Müslüman değildir. Münafık, ya da mürteddir. Fırsat elinize geçti mi merhametinize güç verin, vermediğiniz takdirde o fırsat elinizden alınır.

Takva ayeti; Haşr Sûresi’nin 18. Ayet-i Kerimesi:Ya eyyühellezine amenüttegullahe veltenzur nefsün ma gaddemet liğadin vettegullahe innellahe habirun bima ta’melun”.

Meal-i Şerifi: Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

İnsanların en iyisi, ömrü uzun olup helalinden Dünya geçimini kazanan ve Emr-i İlahiye uygun sarf edenlerdir. Hemen ölecekmiş gibi gösterişsiz ve riyasız Allah’tan korkarak, Allah’ı severek, ahiretin hazırlığını yapıp, son nefeste imanla Allah’a kavuşanlardır. İnsanların yaramaz ve kötüsü ömrü uzun olup da Allah’ın vermiş olduğu emirlere sırtını çevirip ters yaşayanlar ve son nefeste imansız gidenlerdir. Yüz yirmi dört bin nebinin tamamlayamadığı ahlakı Peygamberimiz tamamladı.

Peygamber Efendimizin hayatı yaşantısına ters düşen insanlar, onun şeriatını konu edip anlatması hayalidir. Çünkü onun hayati yaşantısı ve şeriatı Kur’an’dır. Senin yaşantında ona terstir. Ellerine alıp ağızlarında okudukları Kur’an’a yaşantısı ters olan insanlar, muamelatta Allah’a savaş açmışlardır. Korkulur ki temelsiz bina tutmaz, eni sonu depreme uğrar.

Öyle insanlar imanını, dinini menfaatleri için ayaklar altında çiğnetmiş insanlardır. Menfaatini Allah’ın emri üstünde tutanlar, okursa Kur’an-ı, yaparsa vaazı, kılarsa namazı, giderse haccı, verirse zekatı, tutarsa orucu, Kelam-ı Hakka ihanet edenlerin sağdaki olan defterleri boş çıkar. Soldaki olan defterleri güçlenir ve dolar. Ervahı saki olur, defterini şer doldurur ve günahlar işgal eder, soldan. “Vallahu ealemu bissevab“. Bir insanın içinde ihanet olunca, Dünyada da, ahirette de ihanet eder.



Kaynak= Turan Yazılım / Mürşit 5 / Tasavvuf / Sırr-ı A’zam / C:1 / Dördüncü Bölüm

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.