Biçtiğini Beğenmiyorsan Ektiğine Bakacaksın

“Eğer o ülkelerin ahalisi iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Biz üzerlerine gökten, yerden nice bereket ve bolluk kapılarını açardık. Fakat onlar peygamberleri yalancı saydılar, Biz de işledikleri kötülükler sebebiyle kendilerini cezaya çarptırdık (1)”.O zaman geçim sıkıntısı yaşıyorum,geçinemiyorum, yetmiyor,kazanamıyorum,harcım borcumu kurtarmıyor diye ahlanıp vahlanma.Kanaat etmenin K’sinden habersiz olduğunuz gibi aynı şekilde de Allah’ın ayetlerinden emir ve yasaklarından gafilsiniz.

İşte siz insanlar ve gaflet uykusunda uyuklamaya devam edenler.Bakın Allah Teala ne diyor: Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların kendi tercihleri ile yaptıkları işler yüzünden karada ve denizde (bütün dünyada) bozukluk ortaya çıktı, nizam bozuldu. Doğru yola ve isabetli tutuma dönme fırsatı vermek için, Allah, yaptıklarının bazı kötü neticelerini onlara tattırır (2)”.Ama anlamadınız,anlamak istemediniz,öğrenmediniz, öğrenmek için emek vermediniz.Sadece ben Allah’ı ve Resulü’nü seviyorum demekle yetindiniz.Ama bu sevginin alametleri,işaretleri ve emareleri üzerinizde görülmedi.

Oysa “Kendilerinden önce nice nesilleri imha ettiğimizi görmediler mi? Biz onlara, size vermediğimiz imkânları vermiş, gökten üstlerine bol bol yağmur göndermiş, ayaklarının altından ırmaklar akıtmıştık. Fakat günahlarından ötürü onları imha ettik ve onların peşinden başka bir nesil yarattık (3)”. Ama gel gör ki onlarda geçmişte yapılanların yaptıklarından farklı bir şey yapmadılar.Geçmiştekiler açıkça şirk koşarken şimdikiler gizliden gizliye şirk koşuyorlar.Allah’ı ve Resulünü sevdiği gibi hatta onlardan daha fazla değer verdikleri dünyalık şeyleri seviyorlar.Zatın birisi ne güzel demiş:Seni sevdiğinden alıkoyan şey senin sevdiğindir.

Ey insanlar,ey Allah’ın kulları “Günahın açığını da bırakın, gizlisini de! Çünkü günah işleyenler elbette yaptıklarının cezasını çekeceklerdir (4)”.Çünkü yarın “Herkese, yaptığının karşılığı tam tamına ödenir. Zaten Allah, onların yaptıklarını pek iyi bilmektedir (5)”.İşte “O gün zalimlere mazeretleri fayda sağlamaz. Onlara sadece lânet vardır! Onlara sadece kötü bir yurt vardır! (6)”

İşte o gün,o büyük günde,bazı yüzlerin ağarıp bazı yüzlerin kararacağı günde,bazılarına rahmet inerken bazılarına lanetin ineceği o günde işte o gün “Cehennem, öfkesinden neredeyse çatlayacak haldedir. Ne zaman oraya yeni bir kafile atılsa, oranın bekçileri: “Sizi uyaran bir peygamber dâveti size ulaşmadı mı?” diye sorarlar (7)”.

Ve diyeceksiniz ki

“Evet, bizi uyaran oldu, ama biz onu yalancı saydık ve “Rahman hiçbir vahiy indirmedi, siz besbelli bir sapıklık içindesiniz” dedik (8)” ve Hak Teâla: “Girin bakalım sizden önce gelip geçen cin ve insan topluluklarıyla beraber ateşe!” buyurur. Her ümmet oraya girdikçe, yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi birbiri ardından gelip orada bir araya gelince, sonrakiler öndekileri göstererek: “Ey Rabbimiz, derler. İşte şunlar bizi saptırdılar, onun için onlara iki kat ateş azabı çektir!” O da: “Herbirinize iki misli azap var, lâkin siz bunu bilmiyorsunuz” buyurur (9)”..

Çünkü “Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir (10)”.”Girin oraya! İster dayanın, ister dayanamayın, artık hepsi bir! Siz sadece ne yaptıysanız onun karşılığını bulacaksınız (11)”.İşte o zaman Allah’a ve Resulüne karşı muhalefet edenler,emir ve yasaklarına duymamazlıktan ve bilmemezlikten gelenlerin verdikleri cevap “”Biz gerçekten zalim adamlarmışız!” demekten başka bir şey olmadı (12)”

Anne-babanızdan,çevrenizden,aile efradınızdan,yakın akrabalardan,arkadaş ortamından,kurduğunuz dostluklardan belki size Hakk’ı anlatan Hakk’a yönelmeyi tavsiye eden birileri olmadığı için mazeretler öne süreceksiniz ve diyeceksiniz “”Babalarımızı bu yolda bulduk (13)”.Ama Rabbine sunduğun bu mazeretin de bir faydası yoktur.Çünkü başka bir ayet-i celile de Rabbin “O gün zalimlere mazeretleri fayda sağlamaz (14)” şeklinde hitap edip seni uyarmştı.

İşte o yüzdendir ki ahiretin tarlası olan bu dünyada ekin ekmeye bakın.Aksine ağustos böceği gibi miskin miskin oturursanız eğer hasat zamanı da alacağınız malumdur.Unutmayın ki Rüzgar eken fırtına biçer.Evet “Kim makbul ve güzel işler yaparsa kendi lehine, kim kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin kullarına asla zulmetmez (15)” ve onlar iyi işler yapanlar iyi davrananlar,Allah’ ın emir ve yasaklarına riayet edenler ve riayet etmek için mücadele gösterenler “Rab’lerinin kendilerine verdiği mükâfatları almaktadırlar Çünkü onlar, daha önce dünyada iyi davranan kimselerdi (16)”

Ancak kim Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına muhalefet ederek “…inkâr ederse, inkârı kendi aleyhine olur (17)”.Ve o “İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. İşte biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandırırız (18)”.Ve deriz onlara “İşte, bu size vâdedilen cehennemdir (19)” ve “İnkârınız sebebiyle bugün oraya girin! (20)”. Ve “O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder (21)”

Ve böyle yaşamaya ve yapmaya devam ederseniz eğer,Allah’ın rahmetinden asla şüphe olmaz ama cehennemliklerin amelini işleyip de cennete gireceğini zanneden kişinin düştüğü yanlış ne kadar büyük ise;Allah’ın rahmetine güvenerek de günah işlemeye devam eden kişinin durumu da aynıdır Allah Teala rahmetinden çok bahseder,ama bunun yanında da azabından da çok bahseder. Ama bu kısım işinize gelmediği için duymamazlıktan gelirsiniz.Böyle günü birlik ve dünyanın geçici zevkleri ve hevesleri için yaşamaya devam ederseniz ve Allah Teala eğer aff ve kereminde bulunmazsa eğer bizde,sizde “yarın âhirette elbette o acı azabı tadacaksınız (22)”



(1-A’raf Süresi’96);(3-En’am Süresi’6);(4-En’am Süresi’120);(2-Rum Süresi’41);(5-Zümer Süresi’70);(6-Mü’min Süresi’52);(7-Mülk Süresi’8);(8-Mülk Süresi’9);(9-A’raf Süresi’38);(10-Saffat Süresi’37);(11-Tur Süresi’16);(12-A’raf Süresi’5);(13-A’raf’28);(14-Mü’min Süresi’52);(15-Fussilet Süresi’46);(16-Zariyat Süresi’16);(17-Rum Süresi’44);(18-Fatır Süresi’36);(19-Yasin Süresi’63);(20-Yasin Süresi’64);(21-Yasin Süresi’65);(22-Saffat Süresi’36)