Biçtiğini Beğenmediysen Ektiğine Bak

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki; “Kendilerinden önce gelip geçmiş milletlerin başlarına gelen olaylara dair haber onlara ulaşmadı mı? Nuh kavminden, Âd, Semud ve İbrâhim kavminden, Medyen halkından ve şehirleri yerle bir edilen toplumdan haberdar olmadılar mı? Onlara peygamberleri açık deliller getirdi ama inanmadılar bundan dolayı Allah’ın gazabına uğradılar. Ama onlara Allah zulmetmedi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı (1)”

“Siz anlatıp durduğunuz geçmiş kavimlerin hikayelerinden hiç mi ibret almazsınız ?.Sözgelimi; Nuh tufanı,yedi gece sekiz gündüz esip Ad’ı yok eden o dondurucu fırtınayı,Salih (a.s)’e karşı çıkan devesini boğazlayan Semud’u helak eden o korkunç sayhayı ve depremi, Şuayb (a.s)’ı yalanlayıp sosyal hayatta adalette,alış-verişte ölçü ve tartıya riayet etmeyen Medyen halkını yerin dibine geçiren depremi ve o korkunç sesi,pis işlerinden ötürü Lut kavminin başına yağan taşları…Bunlar size hiçbir şey söylemiyor mu ?.Allah’a ve Resulü’ne karşı gelirken,münafıkça tuzaklar ve desiseler kurarken,geçmiştekilerin başlarına gelenlerin benzeri bizim de başımıza gelebilir demiyor musunuz ? (2)”

“Şayed kendilerine sorsan “biz, sırf lâfa dalmış şakalaşıyorduk” derler, de ki: siz, Allah ile, âyetleriyle Peygamberiyle mi eğleniyordunuz?Biyhude i’tizar etmeyin, iman ettiğinizi söyledikten sonra küfürünüzü açığa vurdunuz, içinizden bir kısmını affedersek bir kısmını cürümlerinde ısrar ettiklerinden dolayı azabımıza uğratacağız.Münafıkların erkekleri de, kadınları da birbirlerinin tıpkıdırlar, münkeri emir, ma’ruftan nehyederler ve ellerini sıkı tutarlar, Allah’ı unuttular da Allah da onları unuttu, hakikat Münafıklar hep fasıktırlar.

Allah, Münafıkların erkeğine, dişisine ve bütün kâfirlere ebedî olarak Cehennem ateşini va’d buyurdu o onlara yeter, Allah onları rahmeti sahasından uzaklaştırdı ve onlar için mukim bir azab var.Sizden evvelkiler gibi ki kuvvetce sizden daha çetin, mal ve evlâdca sizden daha çok idiler de dünya hayatından kısmetleriyle zevk sürmeğe bakmışlardı, o sizden evvelkiler kısmetleriyle nasıl zevk sürmek istedilerse siz de öyle kısmetinizle zevk sürmeğe baktınız, siz de o batağa dalan gibi daldınız, işte bunların Dünya ve Âhırette bütün amelleri heder oldu ve işte bunlar hep o husran içinde kalanlardır.Bunlara o kendilerinden evvelkilerin: kavmı Nuh’un, Âdın, Semud’ün, kavmı İbrahim’in, Eshabı medyenin, Mü’tefikelerin haberi gelmedi mi? Hep bunlara Peygamberleri beyyinelerle gelmişlerdi, demek ki Allah onlara zulmetmiş değil idi ve lâkin kendileri kendilerine zulmediyorlardı.Erkek, dişi bütün Mü’minler ise birbirlerinin velileridirler: ma’rufu emir, münkerden nehyederler, namazı dürüst kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat eylerler, işte bunları Allah yarın rahmetiyle yargılayacak, çünkü Allah azîz, hakîmdir (3)”

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v)’buyurdu ki;

Kim Allah katındaki yerini bilmek isterse,Allah Teala’nın kendi kalbindeki yerine baksın.Muhakkak ki Allah Teala kulunu,onun kendisini koyduğu yere koyacaktır.

Geçmiş kavimlerin başına gelen o felaketler bizim başımıza gelemez mi ?.-Haşa- Allah’ı tanımayan materyalist görüşler mi dersiniz, tartıda ölçü de adaletsizlik mi dersiniz,Lut kavminin helak olmasına sebep olan pis işleri yani erkeğin erkekle olan cinsi yakınlaşması ki bütün bu pislikler, adaletsizlikler,haksızlıklar,dala-vereler ve hatta daha fazlası zamanımızda mevcut ve ne acıdır ki yaşanmakta.Anne-babalar kendi dünyalarında yaşıyor,sorumluluklarını bilmediği gibi üzerlerine de almıyor,çocuklar desen ne ana-baba yetiştiriyor ne öğretiyor,tamamen sokaklar yetiştiriyor sokaklar büyütüyor,ana baba yerine de öğretmenler tamamen dünyaya bağlanabilmeleri için dünyalık öğretiyorlar.İşte bütün bunların sonucu yaşadığımız ahir zaman.

Sizlerle “NECİP FAZIL’IN GENÇLİĞE HİTABESİNİ AKTARMAK İSTİYORUM;
Bir gençlik,bir gençlik,bir gençlik..

Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik…

Gökleri çökertecek ve yeri kurbağa diliyle bütün dikeyleri,yatay hale getirecek bir nida kopararak,”Mukaddes emaneti ne yaptınız” diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik…

Dininin,dilinin,beyninin,ilminin,ırzının,evinin,kininin,öcünün davası bir gençlik…

Halka değil hakka inanan,meclisinin duvarında ,”Hakimiyet Hakkındır” dusturuna hasret çeken,gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakk’a kölelikte bulan bir gençlik…

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle,zifri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik…

Tek cümleyle,Allah’ın kainatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin (s.a.v) alemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak,O’ndan başka hiçbir tutanak,dayanak,sığınak,barınak tanımayacak ve O’nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye layık görecek bir gençlik

İşte gençliğin durumu,işte gelecek neslin ön izlemesi.Şayet insanlar , başta-anne babalar olmak üzere biraz bir şeyler öğrenip bu öğrendiklerini çocuklarına, evlatlarına aşılayacak olsalardı bu gençliğin tam tersi bir gençlik olurdu.Ama anne babalar evlatlarının dünyasına ağlayıp sızlarken ahiretteki düşecekleri azaba kulak tıkamışlar. Nasıl duysunlar ki belki de kendileri de aynı azaba maruz kalacaklar ve dünyaya bağlanmışlar olmaları dolayısı ile ahiretini unutmuşlar.

Şuayb (a.s)’ı yalanlayan adalette,ölçüde hilekarlık yapanlara “Müminler sadece kardeştirler (4)” ayetine istinaden insan kardeşine yalancılık,dolandırıcılık, hilekarlık vs vs bunları yapabilir mi? Evet yapamaz ancak dini inançları zayıflamışsa eğer,gözünü dünya hırsı bürümüşse,Allah Teala’nın emirlerine riayet etmeyip ve nehyettiği yasaklarından korunmayıp kendi kanunlarını kendi koyuyorsa eğer bunları yapabilir.Ama yarında Allah Tela kendisini cehenneme koyduğu zaman bir suçlu,bir hatalı aramasın.Çünkü Allah Teala;”İşte bu, sizin ellerinizle işlediğiniz günahların karşılığıdır. Çünkü Allah kullarına haksızlık edecek değildi (5)” cevabını vermiştir.

Sonuçta insansın,sende bir nefse sahipsin,hataların olacaktır.Ancak yeter ki bile bile günah işleme, günahların da diretme ve ısrarcı olma.Bu küçük günah deyip de önemsememelik yapma.Nitekim;

İslam büyüklerinden Muhammed Raşid Huseyni diyor ki;

Ey cemaat…!!!Siz küçük günahları hafife almayın,çünkü küçük günahlar büyük günahlara sebep olmaktadır.

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

Eğer bir günaha yaklaştınsa (bir günah işledinse) Allah’a tevbe et ve bağışlanma dile.Günahtan tevbe etmek, pişmanlık duymak ve bağışlanma dilemektir.

Tam hatırlayamasam da Hz Ali (r.a) diye hatırladığım şöyle bir rivayet vardır;
Pişmanlık duymadan yapılan tevbe Allah ile alay etmek gibidir.

Her şeyi en iyi ancak Allah (c.c) bilir.Yanlış bir ifademiz,izahatımız olduysa eğer O’na binlerce kez tevbe edip,binlerce kez özür diliyoruz.



(1-Tevbe Süresi’70);(2-M.Zeki Duman Beyanu’l Hak III Bkz:709);(3-Tevbe Süresi’65…71);(4-Hucuret Süresi’10);(5-Al’i İmran Süresi’182)