Bedevinin Köpeği

Bedevinin biri, yağmur gibi göz yaşı dökerek bir yandan ağlıyor, diğer yandan da ”vay başıma gelenler” diyerek dövünüyordu. Oradan geçmekte olan bir dilenci sordu:

”Neden ağlıyorsun? Feryadının sebebi nedir?”

Bedevi

  • ”İyi huylu ve değerli köpeğim hastalandı, can çekişiyor. Onsuz ne yapacağımı bilemiyorum. Gündüzleri avcılık, geceleri bekçilik ederdi. Keskin gözleri ile avını yakalar, keskin dişleriyle hırsızı kovalardı” dedi.

Dilenci,

  • ”Hastalığı nedir? Tedavisi yok mu?” deyince, bedevî cevap verdi:

”Zavallı açlıktan iyice zayıfladı, hastalandı.”

Dilenci,

  • ”Bu hastalığa sabır gerekir. Allah sabredenlere karşılığını verir” dedi.

Bedevînin elindeki torba, dilencinin dikkatini çekti.

”Elindeki torbada ne var?” diye sordu.

Bedevi

  • ”Dün akşamdan kalan ekmeğim ve azığım var. Açlıktan hastalanmamak için bugün de onu yiyeceğim” diyerek cevapladı sorusunu.

Dilenci,

  • ”Köpeği niçin aç bırakıyorsun da bir parça ekmek vermiyorsun?” diye sorunca,

bedevi,

  • ”Ekmek parayla alınır, ama göz yaşı bedavadır” deyince dilenci sinirlendi.

”Ey akılsız adam! Toprak altında kalasın. Göz yaşı hiç değersiz olur mu?” diyerek bedevîden uzaklaştı.

  • Göz yaşının aslı kandır. Üzüntüyle su olur. Topraktan yaratılmış ekmek için, hiç yere kan dökülür mü? Fakat bedevinin kendisi değersiz olduğu gibi, göz yaşı da değersizdir.

Göz yaşının değeri; varlığını Allah’a adamış, gerçek kullar ağladığında ortaya çıkar. Çünkü, onlar ağladığında gökyüzü de ağlar. Feryat ettiğinde, gökyüzü de feryat eder.



Kaynak:Turan Yazılım / Mürşit 5 / Çay Vakti / Mesneviden Hikayeler