Bakara Süresi 57-58-59. Ayetlerin Tefsiri

Bulutları üzerinize gölgelik yapmıştık Çölde yaz günlerinde seyahat ettiğiniz zaman,hiçbir gölgenin olmadığı o yerlerde hep sizin üzerinizde olan bulutlar vasıtasıyla sizi gölgelendirdik

Ve

bununla birlikte size bundan daha büyük bir nimet bahşettik.İçip serinlemeniz için gökten

Size kudret helvası indirdik

ve gıdalanmanız için de

Bıldırcın eti indirdik.

Fakat onları yemeyi şu sözümüzdeki şarta bağladık;

Size verdiğimiz temiz rızıklardan yeyin.

Nimete şükredin,nankörlük etmeyin.Onlar küfran-ı nimet etmek ve iyiliğin karşılığını unutmakla

Onlar bize değil,fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı (57)

Kendilerine fayda verecek nimetlerden,sınırlarımızı korumamakla ve bize şükrederek nimetin devamını sağlamamakla kendilerini mahrum ediyorlardı.

Ve

nefsinize zulmettikten ve çölden çıktıktan sonra şefkat ve iyilik olsun diye size

Şu beldeye girin,dediğimiz zamanı hatırlayın.

Enbiya ve evliye şehri olan Kudüs’e girmenizi söylemiştik.Ve yine demiştik ki:

Orada istediğinizi bol bol yeyin.

Hiçbir endişe ve engel olmaksızın o beldedeki,hastalık ve zarardan güvenli olup,bünyeyin kuvvetlendiren,mecalsizliğinizi gideren yiyeceklerden istediğiniz gibi yeyin, içeceklerden bol bol için.Bizim nimetlerimizle gücünüz yerine geldikten sonra bize dönün,bizim o şehirde inşa ettiğimiz evimize yönelin gelin.

Kapıdan secde ederek girin.

Oradan tevazu ve alçakgönüllülükle,yüzünüzü tevazu toprağına koymuş bir şekilde ve halisane boyun eğerek girin.Bu esnada Rabbinizden hatalarınızın bağışlanmasını dileyin.

Ve deyin ki:Bizi affet.

Mevlamız! Bizden sadır olan günah ve hatalarımızı bizden düşür diye tazarru ve niyazda bulunun.Size emredilen şekilde kapıdan girdikten ve size öğretildiği tarzda af diledikten sonra

Biz de sizin hatalarınızı bağışlarız.

Çünkü biz fazıl ve keremimiz gereğince

Muhsinlerin / iyilik sahiplerinin karşılığını ziyadesiyle veririz (58).

Bunu da sizin için bir fazilet ve kendisinden daha yüce ve daha büyük bir mertebe olmayan rızamızın bir gereği olarak yaparız.Muhsinler (iyilik sahipleri) ise,sınırı aşmayan ve ilahi emirlere muhalefet etmeyenlerdir

Sonra biz onlara (İsrail oğullarına) bu şekilde girmelerini emrettik.Onlara nasıl dua ve istiğfar etmeleri gerektiğini öğrettik.Fakat bazıları,zulüm ve te’vil ile,kendilerine verilen emre muhalefet ettiler ve bu emri

Zalimler,sözü kendilerine söylenenden başka bir söz ile değiştirdiler.

Hallerinin ıslahı için kendilerine öğrettiğimiz emrimizin ve sözümüzün dışına çıkan kimseler,kendi fasit görüşleri ve kesat karakterleri ile kendilerine telkin edilen sözü,manası da,telaffuzu da başka olan bir söz ile değiştirdiler.Onların (Bizi affet) in yerine değiştirdikleri söz (hıttan semtatan) yani; (hıntaten hamrae;kırmızı buğday) idi.Kendilerine verilen emri yerine getirmeyip,üstelik bir de sözümüzü hevalarının istediği şekle değiştirince,onları hesaba çektik.

Ve icra etmiş oldukları fısk sebebiyle zelmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik (59).

Kahır ve celalimiz gereğince,hesaba çekilmelerinin ve kendilerinden cezalandırılmasının sebebinin yapmış oldukları zulüm olduğunu bilmeleri için kendilerini,resulllerinin lisanı üzere Hak katından indirilmiş olan ilahi hudutların dışına çıkaran cürümleri sebebiyle onlar üzerine gökten bir miktar taun / veba (bulaşıcı hastalık) indirdik.



Kaynak = Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:1 / bkz:88…90

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.