Ayet Ve Hadislere Göre Zina Fiili

Ayet Ve Hadislere Göre Zina Etmek



İslam’da cehennem karşısında cennet,günah karşısında af ve mağfiret birlikte bulunur.Allah Teala kimi hakları korumak için şiddetli cezalar koymuş,fakat buna karşılık da kişinin İslami hükümlere samimi olarak teslimi ve razı olma durumuna göre,kuluna rahmet ve mağfireti ile de muamele etmiştir.Nitekim Kur’an-ı Kerim’de haksız yere cana kıyan veya zina edenlerin kıyamet günü,alçaltılmış olarak,sürekli bir şekilde azapta kalacakları bildirildikten sonra şöyle buyrulur :

“Ancak tevbe edip,imanını yenileyeb ve salih amel işleyenler bunun dışındadır.Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.Yine kim tevbe edip salih amel işlerse,şüphesiz o tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner (1)”

İslam’da zina fiilinin ortaya çıkması değil,setredilmesi,gizli tutulması,hatta şahitlik etmeyerek cezanın düşmesine yardımcı olunmaı daha faziletli sayılmıştır.Nitekim Allah Resulü,zinasını ikrar eden Maiz’e ‘Belki ona sadece dokunmuş veya yalnız onu öpmüş olmayasın’ sözleriyle,ikrarından dönebileceğini telkin buyurmuştur.Hatta ceza uygulanırken Maiz’in kaçmaya yöneldiğini,infazdan sonra öğrenen Allah’ın elçisi şöyle buyurmuştur:

‘Keşke onu bıraksaydınız.Belki o tevbe edecek ve yüce Allah da tevbesini kabul buyuracaktı’

Diğer yandan infazdan sonra Maiz’in helak olduğunu söyleyenlere karşı Allah elçisinin şu sözleri de Allah Teala’nın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösterir : ‘Maiz Allah’ın hükmüne razı olmakla,öyle bir tevbe etti ki,bu tevbe bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi’.

Yine zinasını ikrar ederek Allah’ın hükmüne kendi rızası ile teslim olan Gamid’li kadının cenaze namazını bizzat Resulüllah (s.a.v) kıldırmış ve Hz Öömer’in :Zina ettiği halde onun cenaze namazını kılıyorsunuz demesi üzerine de şöyle buyurmuştur: Şüphesiz bu kadın öyle bir tevbe etti ki,Medine halkından yetmiş kişiye paylaştırılsa onlara yeterdi.Ey Ömer ! Sen,Allah için canını feda etmekten daha üstün bir tevbe çekli bulabilir misin?

Zina cezasının,ayrı meclislerde dört kere veya dört erkek şahit ispat şartına bağlanması,bu cezayı adeta sembolik bir duruma getirmektedir.Çünkü zina fiilinin aynı anda dört şahit tarafından görünmesi imkansız gibidir (günümüzde montaj olmayan kamera kayıtları bu dört şahidin yerine geçerlidir).Ya fuhuşu açıkça yapan veya bunu alışkanlık haline getirenler bu duruma düşebilir.

Nitekim Hz Peygamber ve dört halife döneminde bu cezanın yok denilecek kadar az sayıda uygulanması bunu göstermektedir.Bir cezanın caydırıcı niteliğinin güçlü olması ve Demokles’in kılıcı gibi başın üstünde sürekli varlığının hissedilmesi,geniş ölçüde uygulanmasından daha önemlidir.

İslam kadının iffetine ayrı bir önem vermiştir.İffet üzerinde dedi-kodu yapılmasına bile ağır müeyyide getirmiştir.Bir kimseye zina isnadında bulunan kimse bunu dört erkek şahitle ispat edemediği takdirde zina iftiracısı durumuna düşer ve kendisine kazif cezası gerekir.Ayette şöyle buyurulur:

“Namuslu ve hür kadınlara zina iftirası atan,sonra da bunu dört şahitle ispat edemeyen kimselere seksen değnek vurun.Onların ebedi olarak şahitliklerini kabul etmeyin.Onlar fasıkların ta kendileridir (2)”

Eğer kadına bu isnadı yapan kocası olur ve dört şahitle ispat edemezse,onun için ilan veya mulaane (lanetleşme) denilen bir yöntemle hakim önünde evliliği sonra erdirme hakkı tanınmıştır.

Ashab-ı Kiram’dan Hilal b. Ümeyye (r.a) karısını zina ile itham edince,Allah’ın Resulü bunu dört şahitle ispat etmesini,aksi halde kazf cezası (seksen değnek) vurulacağını bildirdi.Bunun üzerine aşağıdaki eşler arasındaki lanetleşme ayeti indi:

“Hanımlarına zina isnat edip de,kendilerinden başka şahitleri olmayanların şahitliği,doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah’ı şahit tutup yemin etmesiyle olur.Beşinci defasında eğer yalan söyleyenlerden ise,Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını diler.Kadının da kocasının yalancılardan olduğuna dair,Allah’ı dört defa şahit tutup yemin etmesi,cezayı kendisinden kaldırır.Beşinci defasında kocası doğru söyleyenlerden ise,Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını diler (3)”.

Ayet ilk olarak Hilal ailesine uygulanmış ve Allah’ın Resulü yeminleşmeleri sonunda eşlerin arasını ayırmıştır.

Lian sonunda hakimin evliliğe son vermesi Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre bain talak ; çoğunluk fakihlere göre ise evliliği fesih niteliğindedir.

Sonuç olarak İslam cinsel hayatı düzene sokmuş,böylece nesep ve nesilleri koruma altına alırken,insan varlığının,anne – babanın şefkatli kollarında ve aile yuvası sıcaklığı içinde yetişmesini hedeflemiştir.Bu arada nesilleri zinadan koruma yanında,zina benzeri temaslardan uzak kalmaları için ve bir takım tedbirler almıştır.



Kaynak : Hamdi Döndüren / Delilleriyle Aile İlmihali / bkz: 117-119

(1-Furkan 70-71) – (2-Nur 4) – (3-Nur 6-9)