Aşılması Gereken Altı Engel

Sonra iyi bil ki, şu altı aşamayı geçmeden, Hakk’a yakınlık derecelerine ulaşamazsın.

  • Birinci aşama = âzalarını dinin haram kıldığı şeylerden uzak tutmaktır.
  • İkinci aşama = nefsi, alışıp sevdiği kötü âdetlerinden kesmektir.
  • Üçüncü aşama = kalbi, beşeriyet halinin karanlık ve perdelerinden kurtarmaktır.
  • Dördüncü aşama = sırrı, tabiatın kötülük ve bulanıklığından temizlemektir.
  • Beşinci aşama = ruhu,hissîperdeveengellerden kurtarmaktır.
  • Altıncı aşama = aklı, boş hayal ve vehimlerden kesip kurtarmaktır.
  • Birinci aşamayı geçince, kalbin hikmet kaynaklarına ulaşırsın.
  • İkinci aşamayı geçersen, ledünni (ilâhî) ilimlerin sırrına vâkıf olursun.
  • Üçüncü aşamadan sonra sana, melekût/gayb âleminin münâcâtları ve bu âlemin alâmetleri keşfolur.
  • Dördüncü aşamada sana Allah’a yakınlık makamlarının nurları parlar ve gözükür.
  • Beşinci aşamada sana, sevgiliyi müşahede güneşi doğar.
  • Altıncı aşamadan sonra, kudsî daireye, ilâhî yakınlık cennetine inersin; işte o zaman daha önce müşahede ettiğin madde âlemine ait insanî etkilerden ve hoşa giden şeylerden tamamen kurtulursun.

Allahu Teâlâ, seni seçkin kullar arasına katmak istediği zaman sana muhabbet kâsesinden bir yudum içirir; onunla senin susuzluğun daha da artar, aldığın zevkle iştiyakın had safhaya çıkar; devamlı ilâhî yakınlığı istersin, sükûnet seni ızdıraba düşürür.

  • Bu muhabbet sarhoşluğu sende yerleşince, seni dehşete düşürür; bu dehşet seni hayrete götürür; işte o durumda sen hep Hakk’ı isteyen ve arayan bir mürid olursun.

Bu hayret hali sende devam edince, seni senden alır, kendinden haberin olmaz, ortada ben diyeceğin bir şeyin kalmaz; her şeyi alınmış ve ilâhî cezbe ile kendinden geçmiş bir halde olursun. İşte bu durumda sen Cenâb-ı Hak tarafından seçilip sevilen bir kimse (murad) olursun.

Sende, zâtını/kendini görme düşüncesi yok olunca, kendine ait bir sıfat kalmayınca ve devamlı Cenâb-ı Hak ile beraberlik (bekâ hali) gerçekleştiği için ”nefsimden fâni oldum” duygusunu da tamamen silip atınca sana özel dostluk ve ilâhî yakınlık elbisesi giydirilir; yüce Allah’ın hadîs-i kudsîde, ”Benimle işitir, benimle görür” buyurduğu sıfata sahip olursun. Artık yüce Allah senin dostun ve her işinde vekilin olur. Bu hal içinde sen konuşursan hep O’nun zikrini yaparsın; gördüğün her şeyde O’nun nurlarını görürsün; bir hareket ettiğinde O’nun verdiği özel bir kudretle hareket edersin; bir şeyi tuttuğunda O’nun kudretiyle tutarsın. O hal içinde ikilik gider, ayrılık ortadan kalkar.

Bu halde ayağın sabit olur ve mânevî sarhoşluk hali sırrında yerleşirse, sen hep: ”O” dersin. Eğer manevî vecd ve zevk hali sana galip gelir ve seni temkin halinden çıkarırsa, o zaman da ”sen” dersin.Sen birinci durumda, halinde sabit ve dengedesin, temkin sahibisin; ikinci durumda ise halden hale geçmektesin. Artık bundan öte, kelime ile işaret edilecek şeyleri anlamak müşkildir, zordur.



  • Kaynak = Turan Yazılım / Mürşit 5 / Tasavvuf / Hak Yolunun Esasları
Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.