Arkadaşını Seçerken Dikkatli Ol

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır;

“Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır. (1)

“Çünkü mü’minler mü’minlerin,kafirler de birbirlerinin velisi ve dostudurlar ;hepsi kendisinden olanın tarafını tutar.hukukunu savunur, gerektiğinde himaye ederler.’Kafir olanlar da birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz onu (Allah’ın emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur (2)’.veya; Mü’minleri bırakıp da Allah’a düşman olanları kendisine veli ve dost edinen kimse, Allah’ın dininden ya da Allah’ın velayetinden/himayesinden hiç bir pay almamıştır (3)”.

“Mü’min mü’minin,kafir de kafirin dostu olduğu halde siz,bu bilinç ve yükümlülükle velayet görevinizi ifa etmezseniz veya bu gerçeğe rağmen mü’minleri bırakıp kafirleri kendinize veliyyü’l-emr edinir;onlara sığınır yada onları himaye etmeye kalkışırsanız,elbette yeryüzünde büyük fitne zuhur eder,egemenlik başkasına geçer,haklarınız çiğnenir,savunma zemini bulamaz,perişan olursunuz (4)”.

  • Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v);

Münafığın alameti üçtür

  • Söylediği zaman yalan söyler
  • Söz verir sözünde durmaz
  • Emanete ihanet eder buyurmaktadır

Şimdi sorarım size! Allah Teala ben sizin Rabbiniz değil miyim dediğin de,her kul ‘elesti bi-rabbiküm‘ demedi mi.Herkes Rabbimiz Sensin diye Allah’a söz vermedi mi verdi.Bu durumda Allah’a karşı yalan söyleyen daha doğrusu Allah’a karşı verdiği sözde durmayan insanın ne söylediği sözden emin olunur,ne de emanete riayet edeceğinden emin olunur.Allah’ın “… namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır (5)” şeklinde buyurduğu bir farz-ı görevi emaneti sahibine teslim etmeyen bir insanın da arkadaşına dostuna yada farklı bir kişinin emanetine ihanet etmesi pek ala mümkündür.

O dost dediğiniz,kardeş dediğiniz,kardeşten daha yakın gördüğünüz, uğruna anne-babanızla kötü olduğunuz arkadaşlarınız öyle bir an,öyle bir zaman gelir ki değil emanet senin namusuna bile yan bakar.Kaldı ki bunların dostluğu arkadaşlığı kaya üzerine boşaltılan suya benzer. Ama kalıcı değildir kayar gider.

“İnkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır.Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. (6)”.”

Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin (7)”. Peki insan kendine sormaz mı hiç! Allah’ın düşman olduğu insandan sana dost olur mu? Allah’ın sevmediği kula sevgi göstermek kişinin Allah’ın sevgisinden uzaklaşmasına,uzak kalmasına neden olmaz mı? Allah’ın azabından korkmayan birisinin senin aleyhine yapacağı bir vukudan dolayı korkması beklenir mi ?

Ha belki ilk başta imkanlar vermediği için korkar da fırsatına düşürdüğü zaman bir adım bile geri atmaz.Oysa bu korkusu insanlardan veya başka sebeplerden değil de Allah’ın azabına maruz kalmaktan dolayı olsaydı ne güzel olurdu!

Oysa Yüce Allah “(Allah’ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çetindir (8)” buyurmaktadır.Ama bizim genç nesil ne yapıyor.Sırf eğlence olsun diye makara olsun diye bar,disko, gazino,alkol vs vs rezilliklerin içine hiç Allah’ın azabını düşünmekten sazan gibi atlıyor.Oysa atladığı şey dünyada eğlence ahirette azap.Nitekim Yüce Allah buna işaretle şöyle buyurmaktadır: “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları eğlenmek için yaratmadık! (9)”_”bu dünya hayatı geçici bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir (10)”

“Haydi diyelim, siz bu dünya hayatı bakımından onları savundunuz, peki yarın kıyamet günü kim Allah’a karşı onları savunacak? Yahut kim onların vekili olacak? (11)”.Yukarı da demiştik ya herkes ancak dengini savunur.Nasıl ki kurtla kuzunun arkadaşlık etmesi beklenemez, artıyla eksi,siyahla beyaz birbirine zıttır;aynı şekilde Hakk’tan uzaklaşan birisinin de yüzünü Hakk’a dönen kişiyi haklı görmesi pek ihtimal dahilinde değildir.Neden mi diye soracak olursanız onların mantığına göre biz yada bizler veyahut o şekilde yaşamak için mücadele gösterenler geri kafalı,dar görüşlü insanlar, hem hangi asırda yaşıyoruz savsatası içinde kendilerini haklı çıkarmak için debelenip dururlar.Oysa yol belli,yapman gereken o yolda yürümek.Ancak sen Allah’ın ve Resulü’nün gösterdiği yolda değil de ben kendi yolumu çizerim diyorsan eğer inşallah o yol seni cehennem çukurlarına tıkar ki zaten bu mantıkla hareket edersen de gideceğin yer orasıdır.Her şey açık ve net bir şekilde Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de ve Resulü’nün ifadeleriyle açıktır.Tabi ki yine de en doğrusunu ancak Allah bilir.

Dostunuzu,arkadaşınızı yada muhattab aldığınız kişileri (mecburiyetler müstesna o da iş icabı) bir kez daha göz den geçirin ve ;

“Sen de ki: “Ya Rabbî! Şeytanların vesveselerinden,Onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım! (12)”



(1-Al’i İmran Süres,’28) ; (2-Enfal Süresi’73) ; (3-M Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz:196) ; (4-M Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz:178) ; (5-Nisa Süresi’103) ; (6-Al’i İmran Süresi’178) ; (7-Mümtehine Süresi’1) ; (8-Maide Süresi’2) ; (9-Duhan Süresi’38) ; (10-Ankebut Süresi’64) ; (11-Nisa Süresi’109) ; (12-Mü’minun Süresi’97-98)