Altın Değerinde Kıymetli Nasihatler

  • 30 Temmuz 2018
  • 9 kez görüntülendi.

Kıymetli Nasihatler



Bil ki dünya,din yolunun konaklarından bir konak,Allah’a giden yolun uğrağı ve yolcuların azıklarını almaları için çölün başlangıcında kurulmuş bir pazardır.

Unutma ki insanın iki şeye ihtiyacı vardır;

1- Bir kalbini helak olma sebeplerinden koruyup gıdasını temin etmek

2- Diğeri de bedenini helak edici sebeplerden koruyup gıdasını temin etmektir..

Kendini ve Allah Teala’yı unutan insanlar,kendini ve Kabe’yi (Allah şerefini artırsın) unutup,bütün zamanını devenin tımarına sarfeden hacı gibidir.

Hadiste gelmiştir ki;

‘Kıyamet gününde dünyayı:gözleri yeşil,dişleri ağzından dışarı çıkmış çirkin suretli bir kocakarı şeklinde getirirler;insanlar onu o hal üzere görünce:Allah korusun! bu kimdir ? bu kadar çirkin ? derler.Onlara denir ki:Bu o dünyadır ki,onun için kıskançlık,düşmanlık yapardınız.Birbirinizin kanını döküp yakınlarınızdan sıla-i rahmi keserdiniz.Ona aldandınız,ondan sonra onu ateşe atarlar.O anda dünya da feryat edip der ki:Yarabbi nerede bana gönül bağlayıp sevgi besleyen dostlarım? ondan sonra:Onları da cehenneme atın diye ferman edilir..

Bil ki dünya işi başlangıçta kısa görünür.İnsanlar zanneder ki bu dünya işleri çoğalmaz.Fakat bazen olur ki,dünyanın bir işinden yüz türlü iş ortaya çıkar ve onun ömrü tamamıyla o işlerde son bulur.İsa (a.s) buyurmuştur ki:

Dünya isteklisi;deniz suyundan içene benzer.Ne kadar içerse o kadar susar.Sonunda ölür de susuzluğu gitmez‘.

Resulüllah (s.a.v) buyurmuştur ki:

Suya giren kimsenin ıslanmaması mümkün olmadığı gibi,dünyaya gelip de dünya zevklerine bulaşmamak da mümkün değildir.

İnsan ruhunun hakikatını bilmeyen kimsenin,ahiretin ahvalini basiret üzere bilmesi mümkün değildir.Nitekim insan kendi nefsini bilmeden Allah Teala’yı bilmesi mümkün değildir.O halde nefis marifeti,Allah Teala’yı ve ahireti bilmenin anahtarıdır.Dinin aslı da Allah Teala’ya,peygamberlerine ve ahiret gününe inanmaktır.Bu sebeple nefis marifetini öne aldık

Şimdi düşün ki kendini bilmeyen,özünün sürekli kalacağına inanmayan ve bütün arzularını ve sevdiklerini dünyada arayan bir kimse,dünyadan ayrılıp sevgilisinin ayrılık acısına ve azabına yakalandığına memnun olur mu ? Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) buyurur ki:

‘Sevdiğini istediğin kadar sev,şüphesiz ondan ayrılacaksın’.

Fakat mahbubu ve matlubu Allah Teala olan,dünya ve dünyadakiler zıddı ve düşmanı olan;dünyadan ancak yeteri kadar azığını alan kimse,dünyadan göç ettiğinde dert,bela,acı ve azaptan kurtulduğuna şüphe eder mi? Bu dereceyi idrak eden kimse,kabir azabının dünya ehline muhakkak olup takva ehline olmamasında zerre kadar şüphesi kalmaz.Bu anlattıklarımızdan bu hadisin manası anlaşılıyor ki:

Dünya, mü’minin zindanı,kafirin cennetidir

Ölüm; mal,servet,çoluk-çocuk ve dünya malı olan kerşeyi yağma edip,insanı yalnız ve kimsesiz bırakır.İşte ölümün manası budur.

O halde;

Herkesin azap ve rahatı,dünyadan uzak kalmasının ve ona bağlı olmasının miktarına göredir.Dünyada geniş imkanlara sahip olan ve kendini tamamıyla dünyaya vermiş kimsenin azabı gayet ağır olur.Nitekim Allah Teala buyurur ki:’Bu (azab) dünya hayatını ahiret hayatına tercih ettikleri içindir (Nahl’107)’.

Haberde gelmiştir ki Resulüllah (s.a.v) sahabelere:

‘Şüphesiz onun için dar bir yaşam vardır (Taha’124)’ ayetinin ne ile ilgili olduğunu bilir misiniz buyurdu.Sahabeler Allah ve Resulü daha iyi bilir deyince Resulüllah (s.a.v):Kafirlerin kabir azabıyla ilgilidir.Onların üzerine doksan dokuz ejderha musallat edilir’ ve devam ederek ‘O ejderhaları bilir misiniz? Onlar büyük ve kocaman yılanlardır.Her birinin doksan dokuz başı vardır.Kıyamete kadar kabirde kafiri ısırıp sokarlar’.

Bil ki insanlardan bazı kimseler sadece diliyle ‘biz yalnız Allah’ı severiz,yahut Allah Teala’yı dünyadan daha çok severiz’ diye iddia ediyorlar.Belki dünyadaki bütün insanların görüşü de budur.Ancak bunun bir ölçüsü ve değerlendirilişi vardır ki,durum onunla anlaşılır.O ölçü de şudur:

Bir kimseye nefsani arzusu bir şey emretse ve Allah’ın şeriatı da onun aksini emretse,eğer onun kalbi Allah Teala’nın fermanına daha çok meylederse,o kimsenin Allah’ı daha çok sevdiği anlaşılır.Nitekim bir kimse,iki kimseyi seviyor,ancak birini daha fazla seviyorsa,ikisinin arasında bir ihtilaf çıktığı zaman,kendini daha çok seven kimsenin tarafında görür ve böylece ona sevgisinin daha çok olduğunu anlar.

Durum böyle olmayınca,yalnız dille ‘ben Allah’ı severim’ diye laf etmek faydasızdır.Çünkü o düpedüz yalan olur.Bu sebepten dolayıdır ki Peygamberimiz (s.a.v):La ilahe illallah‘ kelimesini tekrarlayan kimse bunun sayesinde Allah’ın azabından korunmuş olur.Bu dünyayı din üzerine tercih edene kadar devam eder.Dünyayı din üzerine tercih ettiği zaman ‘La ilahe illallah’ demek düpedüz yalan olur der.

Ahiret ticareti için iyi ameller götürmeyen kimseler, ‘gelecekteki şüpheli nimetler için,bu dünyada niçin eziyet çekeyim’ diyenlerdir.



Kaynak = İmam Gazali / Kimya-yı Saadet / bkz:66….95