Allah’ın Varlığının Delillerine Bir Atıf

Allah’ın Varlığının Delili



Sizi Allah yarattı (1)”,”Siz Allah’ı nasıl inkar edebilirsiniz ki… (2)”

O Allah ki;”…yeri size beşik yaptı. Orada sizin için yollar ve geçitler açtı. Gökten de size yağmur indirdi. İşte o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardı,Hem siz yeyin, hem davarlarınızı otlatın! Elbette bunda aklı olanlar için âyetler, Allah’ın kudretine deliller vardır (3)”

Ey gaflet ve dalalet denizinde boğulup,şaşkınlık çölünde koşarak çölleri aşmaya çalışan gafil.Sen Allah’ı nasıl inkar edebilirsin.O Allah ki :

“Sizi yerden yarattık. Yine oraya göndereceğiz ve oradan tekrar Biz çıkaracağız (4)” buyurmasına rağmen bundan bir şüphen ve bundan bir endişen mi var.Seni hiç yoktan var eden kim? Yoksa asıl seni endişelendiren öldükten sonra diriltilip de Hakk’ın huzurunda durdurulduğumuz zaman; günahı işlemiş olduğu amellerden-işlemişse- ağır geldiği zaman cehenneme düşme korkusu mu?

Nitekim Biz sünnetullahımız gereği olarak uyarmadığımız ve ikaz etmediğimiz,Nebi göndermediğimiz hiçbir kavimi helak etmeyiz.”Yemin olsun ki Biz Firavun’a bütün âyetlerimizi, delillerimizi gösterdik, fakat o bunları yalan saydı ve gerçeği kabul etmemekte direndi (5)” ve ilahi takdir tecelli etti ki bu inkarı ve tüm bu gerçekleri yalan sayması kendi sonu olduğu gibi,ilelebet sürecek bir azaba düşmesine sebep oldu.

Ne olurdu sanki Alemlerin yaratıcısı ve sahibi olan Allah’a kulluk etseydi yada etseydik.

Her ne kadar zamanımızda Firvaun gibi açıktan kendinizi ilah görmeyecek olsanız da,yaptıklarınızın,ettiklerinizin;yani nefsinizin,şehevi arzu ve isteklerinizin kulu ve kölesi olmuşsunuz.F

iravun kendini -haşa- ilah olarak kabullenirken;sizler tutmuş dilinizle Allah’ı sevdiğinizi, Resulünü sevdiğinizi söylüyorsunuz ama her nedense Allah ve Resulünün sevmediği işleri yapıyorsunuz.Allah’a kulluğu terkedip nefsinizin arzu ve isteklerine kul,köle olmuşsunuz ama bunun farkında değilsiniz,yada farkındasınız da işinize gelmiyor.Gerçekten sen nasıl bir insansın yani ben nasıl bir insanım diye sordun mu kendine?

Firavun’un başına gelenlerin,senin başına gelmemesinden seni kim emin kılabilir,kim güvence altına alabilir?

Kıyamet günü diriltildikten sonra

“O gün insanlar, Hakkın dâvetçisine hiç bir tarafa sapmadan uyarlar. Rahman’ın azametinden dolayı sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka bir ses işitemezsin (6)”.İşte “O gün, Rahman’ın şefaat izni verip sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez (7)”.

İşte bugün “Bütün yüzler, hayatın ve hakimiyetin tam mânasıyla sahibi olan Hayy-u Kayyum’a baş eğmiştir. Zulüm yüklenerek gelen, gerçekten perişan olmuştur (8)”.Ancak bu perişanlığın,bu bedbahtlığın sorumlusu nefsinden başkası değildir.Sen nefsine kul köle oldu,işte sonuç.Oysa Rabbin dememişmiy di ki;

“Dini yalan sayıp ondan yüz çeviren, mutlaka azaba uğrayacaktır (9)”.Ve Biz O’na (Kitab’a) uymanız için ve sizi uyarması için, sizin gibi giyip yiyen,içen,evlenen, gezen,sizin anlayacağınız dilden konuşan ve herşeyi teferruatıyla size anlatan ve sizi

Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği,hastalığın,geçim derdiniz,açlık,tokluk vs diğer sıkıntıların söz konusu olmadığı ebedi bir hayat süreceğiniz cennetle müjdeleyen ve aynı şekilde sizi elem verici bir azapla korkutan ve sizlerin cehenneme düşmemeniz için elinden gelen gayreti sarfeden Resulüme

“…kendi tarafımızdan bir kitap da vermişizdir (10)”.Artık “Kim ona sırtını çevirirse, muhakkak ki o, kıyamet günü büyük bir vebal yüklenecektir (11)” ve “O yükün altında daimî olarak kalacaklardır. Kıyamet günü bu yük, onlar için ne ağır bir yük olacak! (12)”. Ancak;

“Ve her kim mümin olduğu halde güzel amellerden işlerse artık o ne zulüme uğramaktan ve ne de sevabının eksilmesinden korkmaz, İşte böylece bu kitabı Arapça bir Kur’ân olarak indirdik ve onda uyarı ve tehditlerimizi farklı üsluplarla anlattık. Ta ki insanlar Allah’a karşı gelmekten korunsunlar ve ta ki o, kendilerine bir ibret ve uyanış versin (13)”

Artık her “…kim Benim zikrimden yüz çevirirse kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona dar bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz (14)” ve o gün o dünya hayatında gaflet ve dalalet içinde yaşayıp nefsinin arzu ve itseklerinden giden kişi “Ya Rabbî,” der, “ben gözleri gören biri olduğum halde neden beni kör olarak haşrettin? (15)” deyince Allah “Buyurur ki:

“Bu böyledir. Nasıl âyetlerimiz sana geldiğinde sen onları unuttuysan, bu gün de sen öyle unutulur, bir kenara atılırsın (16)”. “İşte inkârda ve günahta hadlerini aşanları ve Rab’lerinin âyetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız. Âhiret azabı ise elbette daha şiddetli ve daha devamlı olacaktır (17)”.

Sen Allah’ın “…bazı zümrelere, sırf kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süslerine gözünü dikme! Rabbinin sana verdiği nimet, hem daha hayırlı ve değerli, hem de daha devamlıdır (18)” ve sen “Ailene namazı emret ve sen de onun üzerine sabret (19)”. Şüphesiz ki güzel akıbet;dünya hayatında Allah ve Resulünün emrlerine,yasaklarına riayet eden takva sahipleri içindir.

Allah ve Resulünün emrine uyanlar ile muhakefet edenlerin kimler olduğunu anladıktan sonra sen Allah ve Resulüne itaat edenlerin yolunu tut.Nasıl olsa “Doğru yolu tutanların, hidâyete erenlerin kim olduğunu yakında anlayacaksınız! (20)”

Allah’ın Varlığı Ve Delilleri



(1-Nahl’70);(2-Bakara’28);(3-Taha’53-54);(4-Ta’ha ’55);(5-Ta’ha ’56);(6-Ta’ha’108);(7-Ta’ha’101);(8-Ta’ha’111);(9-Ta’ha’48);(10-Ta’ha’99);(11-Ta’ha’100);(12-Ta’ha’101); (13-Ta’ha’112-113);(14-Ta’ha’124);(15-Ta’ha’125);(16-Ta’ha’126);(17-Ta’ha’127);(18-Ta’ha’131);(19-Ta’ha’132); (20-Ta’ha’135)