Allah’ın Varlığı Konusunda Şüphenin Giderilmesi

Bazen Aklıma Allah’ın Varlığı Konusunda Kötü Düşünceler,Vesveseler Ve Şüpheler Geliyor. Allah’ın Varlığı Konusunda Olan Bu Şüphe Ve Vesvesenin Giderilmesinin İlacı Ve Yolu Nedir?



Soru : Efendim,ben İslamiyetten haberdar olan iyi bir ailede büyüdüm.Bunun için ne kadar şükretsem azdır.İslami bilgilerden ve İslami şuurdan mahrum bırakılmadım.Şeriatın nasıl bir nizam olduğunu ve biz gençlerin bu uğurda nasıl çalışmamız icap ettiğini,irtibat halinde bulunduğum hoca ve talebe arkadaşlardan öğrendim.Halen devam etmekte bulunduğum lisede,İslamiyetten habersiz veya körü körüne ona düşman olan arkadaşlarıma bildiklerimi aktarmaktayım.Buraya kadar herşey güzel! Böyle bir nimet 20. asırda herkese nasip olmuyor.Fakat son zamanlarda -şeytan ve nefis müstesna- hiçbir baskı olmadığı halde,Allah’ın varlığı konusunda şüpheye düşmeye başladım.Önceleri küçük (zayıf) olan bu şüphe,gitgide beni rahatsız etmeye başladı.Mesela : Namaz içinde ‘Biz namaz kılıyoruz ama ya Allah yoksa bu hareketimiz boşuna değil mi? veya oruç tutar iken Ya Allah yoksa şeklinde adi bir düşünce bütün benliğimi sarıyor.O derece ki,bundan kurtulmak ve sıyrılmak mümkün olmuyor.Mahlukat hakkında tefekkür etmeyi denedim fakat muvaffak olup bu şüpheyi tamamen gideremedim.Kalbimdeki bu şüpheyi tamamen giderebilsem İslamiyetin en iyi yaşayıcısı ve savunucularından bir mücahid olacağım.Buna , kendi kendime , yüzlerce defa söz verdim.Ne olur bana yardım edin.

Cevap : Birçok dünya ilimlerinin doğuşunda şüphe ilk noktadadır.Bu duygu kuvvetlenerek zan haline gelmiş,hududu tesbit edilmiş ve tarifi yapılmış ise ‘Müsbet‘ olma vasfını kazanmıştır.Felsee gibi bu vasfı kazanamayanlar mazide ve halde çöküp gitmişlerdir.

Fakat Halık’ımızın varlığı o kadar açıktır ki,onun varlığında izahata bile ihtiyaç yoktur.Allah (c.c) olmasa,aslı faslı,ismi ve cismi olmayan alem ve Adem nasıl ve ne şekilde olacaktı? Çamurdaki bir iz,oraya basan ve oradan geçip giden bir canlıya delalet etmeye yeterken,bu muazzam kainat ve içindeki varlıklar,Allah’ın varlığına açık bir delil değil midir?

Tahmin ederim ki şüpheciliği esas alan felsefecilerin tesiri altında kalmış veya derslerinize giren hocaların bir kısmının kafalarınıza doldurduğu,felsefe yoluyla gönlünüze aktardığı evham ve şüpheler sizi ve birçok bahtsız genci bu hale sürüklemektedir.Siz aldığınız dini terbiyenin tesiri ile imanınızı korumak için nefs ve şeytanın tohumlarını yeşertmesine karşı cihad vermektesiniz.Bu imkan ve iktidara malik olamayanlar,küfrün ve inkarın içine düşmekte ve çok kere kendini kurtaramadan fani hayatını bitirmekte ve yitirmektedir.

Kalbimize bu şüphe gelince ‘Euzü billahi mineşşeytanirracim‘ okuyunuz.O devam ettikçe siz de bu mübarek kılıçla nefsin boynunu vurmaya devam ediniz.Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim2de ‘Eğer şeytandan bir fit seni dürtecek olursa hemen Allah’a sığın.Çünkü O,hakkıyla işitici tam bilicidir (1)‘ buyurmaktadır.Umarım ki şeytanı bu şekilde kahredip,uzaklaştırmış olursunuz.Bunu takiben,yürekten gelen bir samimiyetle ‘Kelime-i Tevhid’ ile yedi defa ‘La havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil azim’ deyiniz.

Böyle bir şüphe bulunmadığı zamanlarda salavat-ı şerife’ye devam ediniz.Günde yüz defa Efendimiz’in ruh-ı şerifi için salevat okuyunuz.Sesiniz , Allah Resulü’nün manevi antenlerine intikal etmeye başlar.Bunu takiben Efendimiz’in şefaat ve yardımlarını isteyiniz.Cankurtaran simidi,nasıl denize düşeni kurtarmakta yardımcı olursa,salevat-ı şerife de ‘İtikadi Meselelerde’ şüpheyi düşeni kurtaran bir ‘Manevi Gemi’dir.

Bu şüphe hali,namaz içinde geldiği zaman,kalbimizin dili ile iblise şu cevabı veriniz

Allah (c.c) olmasaydı,olmayan birşey için,bu vesvese bile Allah’ın var olduğunun delilidir’

Bir de unutmadan banyo yaptığınız yerde küçük abdest bozmayınız.



Kaynak : Mehmed Emre / Fetvalar / C: I / bkz:13-14

(1- A’raf 200)