Allah’a Değil Kula Kul Olmayı Tercih Etmek

“Allah Teala, kendisinden başka bir ilah bulunmadığına adaletle kaim olarak şahitlik etmiştir (1)”.Şüphesiz ki ;”Hayy ve kayyum olan Allah‘tan başka ilah yoktur (2) ve “ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz (3)”.”Şüphe yok ki. Allah Teala benim de Rabbimdir, sizin de Rabb’nizdir (4)”

“Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resul gönderdik (5).”De ki: “Bana yalnız Allah’a ibadet edip O’na hiçbir şerik koşmamam emredildi. Sadece O’na davet eder ve ancak O’na yönelirim (6).Nitekim Yüce Allah’ın Peygamberlerine yüklediği görev ve sorumlulukların belki tamamı olmasa da aynı görev ve sorumlulukları diğer insanlara da yüklemiştir.Allah’a davet,iyiliği emredip kötülükten nehyetmek gibi.

Yüce Allah kitabı Kur’an-ı Kerim de olan ve günde 40 defa tekerrür edilen “(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız (7)” ayet-i celilesi düşünen bir insan için çok şey ifade eder.Günde beş defa Rabbinin huzuruna durup (namaz) ve her rekatında ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dilerim diyorsun ama yalan söylüyorsun.Senin bütün kulluğun da yardım dilemende hepsi insanlar için ve insanlardan gelecek geçici dünya menfaatleri için..

“İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur (8)”

Allah Teala Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (9) şeklinde buyurdu ama sen Allah’a kulluğu beğenmeyip kula kul oldun,Allah’a kulluğu bırakıp paraya pula kul oldun,ondan sonra da “Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız” dedin ve kendini bu yalanlarla avuttun durdun.

Sen Allah’ın değil paranın pulun kölesi oldun.Allah’ın yarattığı fıtratın dışına çıktın ve çıkmana rağmen yine de kendini Hakk’a yakın sandın.Bu bir aldanıştan,yanılmadan ve kendi kendini avutmadan başka bir şey değildir.Tabi ki doğrusunu ancak Allah bilir.

“Rabbinin Adem evlatlarından, misak aldığını da düşünün: Rabbin onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onların kendileri hakkında şahitliklerini isteyerek “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurunca onlar da “Elbette!” diye ikrar etmişlerdi. Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu! Yahut: “Ne yapalım, daha önce babalarımız Allah’a şirk koştular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o batılı başlatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?” gibi bahaneler ileri sürmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı (10)” .

Allah’a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır (11)”

Birinci bölümde geçtiği üzere kulluğun iki görevi vardır ve bunlardan birisi günahlardan sakınmak,ikincisi ise Allah’a ibadet etmek.Hiç düşündünüz mü hangisini yapıyorum diye? Ne günahlardan kaçındın aksine günah bataklığında boğuldun ne de Allah’a karşı görev ve sorumlulukların icabı ibadetlerini yerine getirdin.Yaptığın tek şey benim kalbim temiz demekle yetindin ve ondan sonra da bun Allah’a karşı kulum dedin vs vs. Yazık…!!!

Üç beş günlük dünya hayatı için,geçici dünya nimetleri için Allah’a isyan etmek Allah’a muhalefet etmek Abdülkadir Geylani’nin dediği gibi;

.  Farz ibadetlerini terk etmek zındıklık,Alah’ın emir ve yasaklarını çiğnemek de Allah’a isyandır beyanına denk düşmektedir.

İşte Yüce Allah’ın “Bir nice yüzlerin ağaracağı ve bir nice yüzlerin de kararacağı günü hatırlayınız. O yüzleri kararmış olan kimselere:Siz misiniz” denecek, “imanınızdan sonra inkara sapanlar? O halde yaptığınız küfür sebebiyle azabı tadınız, denilecektir (12)”sözüne muhatap olan kişilerdensiniz.Tabi ki doğrusunu ancak Allah bilir.

“Yüce Allah’ın yeryüzünü insanların gezip tozmasına ve seyahat etmesine uygun bir şekilde yaratmış olması, onların bir köşeye saplanıp kalmaları için değil,yeryüzünü dolaşmaları,üzerinde konaklamaları,tuzak ve tehlikelerden sakınmaları her taraftaki çeşitli nimetlerinden faydalanmaları için yaratmıştır.Böylece insan akıl vasıtaları olan cennete ulaşmak için burada azık hazırlayacak,ilim öğrenip üstün sıfatlara sahip olacak ve yolcu taşıyan gemi gibi, ömürlerinin de kendileri ile beraber süre kat ettiğini düşünerek ona göre tedbir alacaklardır (13)”

Dinimiz müminlerin dünya hayatına ve maddi zevklere düşkünlük göstermemeleri dünya hayatının geçici olduğunu ,ahirete ve manevi değerlere öncelik vermelerini istemiştir.Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Azgınlaşan ve dünya hayatını tercih edenin gideceği yer cehennemdir (14)”.

“Siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz, ama ahiret hayatı daha hayırlı ve kalıcıdır.(15)”.Dünya hayatı aldatıcı metadan başka bir şey değildir(16)”. “Doğrusu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir.(17)”Allah’ın vaadi haktır,sakın dünya hayatı sizi kandırmasın ve şeytan Allah’ın affına güvendirerek sizi aldatmasın.(18)”.

Allah’ın saptırdığını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Her kimi Allah şaşırtırsa, artık sen ona yol bulamazsın((19)” diyerek kendi basiretsizliğinizi ve iradesizliğinizi -haşa- Allah böyle diledi diyerek mazeretlerin arkasına saklanıyorsanız eğer buna el-cevap şöyle diyebiliriz;”Allah dilerse her insanı hidayete erdirir.Fakat o bunun yapmamıştır.Çünkü dünya hayatının yaratılış amacı imtihandır.Bu da herkesin ahiretteki yerini kendi eliyle kazanması içindir.

Yetişkin her insandan beklenen hidayet,ancak şahsın kendi bilgi,irade ve isteği sonucu azmettiği eylemlerinin sonucudur.Bu yüzden Allah insanları, hakikatleri görüp kendi arzu ve iradeleriyle hidayete erebilecekleri ve her biri diğerinden üstün dört ilahi bilgi kaynağı;fıtri din,akıl, peygamber ve vahiy ile donatmıştır.

Fakat insanların büyük çoğunluğu da laneti seçmektedir.Allah bu dört mükemmel ışık ile o insanları kendi hür iradeleriyle hidayete erdirememişse,artık kim bunlardan daha üstün rehberi sunup da böylesi kimseleri kendi istek ve tercihleriyle doğru yola erdirebilir ki? (20)”

“Ve ona Allah’tan kork denildiği zaman kendisini günah ile bir gurur yakalar. Artık ona cehennem kafidir. Ve ne fena bir yataktır (21)Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman halleri nice olur? (22)”

“Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! (23)

Ey Rabbimiz! Bizlere hidâyet buyurduktan sonra kalplerimizi haktan saptırma ve kendi Yüce katından bizlere bir rahmet bağışla. Şüphe yok ki çok bağış yapan ancak sensin (24)”

Allah’ın selamı hak edenlerin üzerine olsun vesselam…!!!



(1-Al’i İmran Süresi’18);(2-Al’i İmran Süresi’2);(3-Al’i İmran Süresi’5);(4-Al’i İmran Süresi’51);(5-Bakara Süresi’151);(6-Ra’d Süresi’36);(7-Fatiha Süresi’5);(8-Al’i İmran Süresi’22);(9-Zariyat Süresi’56);(10-A’raf Süresi’172,173);(11-Al’i İmran Süresi’77);(12-Al’i İmran Süresi’106);(13-İmam Gazali İhya Ulumi’d-Din I Bkz:937);(14-Naziat Süresi’38);(15-A’la Süresi’16);(16-Al’i İmran Süresi’185);(17-Muhammed Süresi’36);(18-Lokman Süresi’35);19-Nisa Süresi’88);(20-M.Zeki Duman Beyanu’l Hak III Bkz:314);(21-Bakara Süresi’206);(22-Al’i İmran Süresi’25);(23-Bakara Süresi’286);(24-Al’i İmran Süresi’8)