Allah Yolunda Olduğunu Zannedipde Yoldan Sapanlar

Yoldan Sapanlar



İnsan ; azalarının faydalarına ibret nazarıyla bakıp her azanın ne hikmet ve görev ile yaratıldığını anlayınca;mesela dış azalardan el,göz,dil,kulak ,diş; iç azalardan ciğer,dalak ve buna benzer ne var ise,bütün bunları düşündüğü zaman,Allah Teala ilminin sonsuz olup herşeyi kuşattığını ve böyle geniş bir ilimden hiçbir şeyin gaib olamayacağını anlar.

İnsan,kendisinde bulunanlarla kıyaslanmakla bilgi edinir.

Bir kimse bir kimse ile devamlı kalırsa,onun saadeti o kimseyi çok sevmesindendir.Sevgisi arttığı nispette saadeti de artar.Çünkü sevgi arttıkça,sevgiliyi görmenin zevki de artar.Allah Teala’nın dostluğu,ancak onu tanıyıp çok anmakla kalbe hakim olur.Çünkü herkes gönül bağlayıp sevdiğini çok anar,çok söyler.Onu ne kadar çok anarsa,o kadar sevgisi artar.

Zikir kalbe,ancak ibadete devam etmekle hakim olur.Kendini ibadete vermesi de ancak şehvet bağlarının kalbinden kopmasıyla olur.Şehvet bağlarının kalbinden kopması da ancak günahtan el çekmekle olur.Günahlardan el çekmekte kalbin boşalmasına,dikkatli toplu bulunmasına sebep olur.

Kulluk ve ibadet etmek ile de zikir (Allah’ı anma) çok olur.Bunların ikisi de muhabbet sebebidir.Muhabbet de saadet tohumudur.Allah Teala bu manayı şöyle ifade buyurur:’Şüphesiz temizlenen,Rabbinin adını anıp namaz kılan kurtulmuş olacak (A’la’14-15)’

Her şeyi mubah gören ibahiyeciler,Allah Teala’nın hududundan yüz çevirip başka yöne yönelmişlerdir.Onların yanılmaları ve cehaletleri yedi şeyden ileri gelir:

Birincisi = Bu grubun Allah’a imanı yoktur.Onlar Allah’ı tahmin ve hayal yönünden bulmaya çalıştılar.Nasıl ve nerede olduğunu düşündüler.Bu yoldaki düşüncelerinden bir netice alamayınca da Allah’ı inkar edip,kainattaki işleri ve olayları,tabiata ve yıldızlara isnat etmişlerdir.

İkincisi = Bu da ahireti imanı olmayan grubun cahilliğidir.Bunlar,insnaın bitki ve hayvanlar gibi,ölünce tamamıyla yok olacağını ona müahaza,ceza ve mükafat verilmeyeceğini düşündüler.Bu düşünce cehaletten ileri gelir.Bunlar kendi nefislerinden ancak,eşek ve öküzün ottan anladığı kadar anlarlar

Üçüncüsü = Allah’a ve ahiret gününe zayıf bir imanı olan,ancak şeriatın manasını anlamayan grubun cahilliğidir.Onlar ‘Allah Teala’nın bizim ibadetimize ne ihtiyacı vardır,günahımızdan ne endişesi olur? O ibadetimize ihtiyacı olmayan bir padişahtır.Onun yanında ibadet ve günahın ikisi de birdir’ derler.Bu cahiller Kur’an-ı Azimde buyrulan ‘Temizlenen kendisi için temizlenir (Fatır’18)’ ve ‘mücahede eden kendisi için mücahede eder (Ankebut’6)’ mealindeki ayetleri de bilirler.

Dördüncü = Şeriatı başka bir yönden anlamayanların cahilliğidir.Bunlar ‘Şeriat,insan kalbini şehvetten,öfkeden ve kızgınlıktan temiz tutmayı emreder’. Oysa buna imkan yoktur.Çünkü insan bunlardan yaratılmıştır.Bu ‘Siyah bir kilimi beyaz yapmak’ işinden farksızdır.Bunu yapmak da imkansızdır derler.

Bu ahmaklar şeriatın,şehvet,kızgınlık ve öfkeden tamamıyla uzak kalmayı emrettiğini bilmezler.Şeriatın emrettiği kızgınlık,öfke ve şehvetlerin;şeriata, akla galib gelmemesi için ıslah ve terbiyesidir ve serkeşlik edip şeriatın sınırını aşmamaları içindir.Ve küçük günahların bağışlanabilmesi için büyük günahlardan sakınmaktır.Bu ise mümkündür.Çok kimseler bu mertebeye ulaşmışlardır.

Resulüllah ‘İnsanlara kızgınlık ve şehvet lazım değildir’ buyurmadı ve buyurmuştur ki :’İnsanlar gibi ben de kızarım’.Allah Teala da buyurur ki :’Öfkesini yenenler ve insanları affedenler (All’i İmran’134)’

Beşincisi = Allah Teala’nın sıfatlarını idrak etmeyen grubun cahilliğidir.Onlar ‘Allah Teala Kerem ve Rahimdir.Biz nasıl olsak olalım,bize merhamet eder’ derler.Bilmezler ki,kerim olduğu gibi azabı da şiddetlidir.Kerim ve Rahim olduğu halde,bu dünyada çok kimseleri aç ve susuz bıraktığını görmezler mi? Ziraat ve ticaret yapmadıkça,mal kazanmadıklarına,çalışıp uğraşmadıkça ilim ve irfan öğrenemediklerine bakmıyorlar mı?

Dünyevi çalışmalarında ihmal ve kusur etmiyorlar.O zaman da Allah ‘Allah Kerim ve Rahimdir’ demiyorlar.Halbuki bunun için de Allah Kerim ve Rahimdir;bütün yaratıklarına rızkını vermeyi tekeffül edip ‘Allah yeryüzündeki bütün canlıların rızkını verir (Hud’6)’ buyurmuştur.

Ahiret işlerini de iyi amellere bağlayıp ‘İnsan için çalışıp kazandığından başka bir şey yoktur (Necm’39)’ buyurur.Allah Teala’nın kerem ve lütfuna iman edip rızık aramaktan el çekmezler. Ahiretle ilglli işler için ise;Allah Teala kerimdir derler.Bunun tamamı asılsız dil laklakası ve şeytan telkinleridir.

Altıncısı = Mağrurların cahilliğidir.Onlar der ki:’Biz öyle bir dereceye ulaştık ki,bundan sonra günah bize zarar vermez.Bizim dinimiz büyük havuz gibi olmuştur,ona necaset tesir etmez’.Halbuki bu ahmakların çoğunun kalbi dardır.Bir kimse onların haşmetine noksanlık getirse,gösteriş ve burunlarını kıracak bir söz sarf etse,ömürleri boyunca,onun düşmanlarıyla uğraşırlar.Göz diktikleri lokma ellerinden kaçsa,gözlerine dünya dar olur.

Bu akılsızlar,bu gibi insanlarda henüz büyük havuz olmamışken,böyle şeyleri tahammül edemezken,bu iddiaları nasıl kabul edilir.Bir kimse ‘düşmanlık, riya ve şehvet benim semtime uğramaz,ben onlardan temizim,uzağım’ dese,bu iddia ile mağrurlar zümresinden olur.

Çünkü onun derecesi,peygamberler derecesinden yüksek olmaz.Peygamberler bile hata ve kusur işlemek korkusuyla feryat ve figanla ağlayıp özür ve niyazla meşgul olurlardı.

Yedincisi = Cehaletten değil,belki gaflet ve şehvetten ileri gelir.Bu öyle bir grubun ibaheti (herşeyi mübah görmesi) dir ki,bundan önce anlatılan şüphelerden bir şeyi dinlemiş değillerdir.

Onlar;ibahat yolunda,fasıklık ve bozgunculuk çığırında yürüyenlerin yaldızlı ve boş laflar söyleyip tasavvuf iddiasında bulunduklarını,velilik sözünü edip riyazat ehlinin kisvelerini giydiklerini görünce,bu kötü durum ve çirkin şekli onların tabiatına hoş gelir.Çünkü onların tabiatına şehvet ve tembellik galip olduğu için tabiatları,bir kötülük işlerinde ‘bunun mutlaka cezası vardır’ deyip o işi üzerine acı yapmaya razı olmaz.Hadis ile belirtilmiş bir kötülük için ‘bu kötü değildir.

Delil olan hadiste töhmet vardır’ derler.Halbuki ne hadisi,ne de töhmeti bilirler.Bu çeşit kimseler,içleri nefis şehvetleriyle dolmuş,şeytanlara mağlup olmuş gafil insanlardır.Onlar söz ve nasihatla ıslah olmazlar.Çünkü şüpheleri söz kısmında değildir.Bu grubun çoğu Allah Teala’nın haklarında

‘Biz onların,Kur’an-ı anlamaları için kalblerine perdeler gerdik ve kulaklarını sağırlaştırdık.Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler (Kehf’57)’ buyurduğu topluluklardır.



Kaynak = İmam Gazali / Kimya-yı Saadet / bkz:48….65