Allah Yolunda Harcamak Ve İnfak Etmek

Yüce Allah :”Dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer siz iman eder ve haramlardan sakınırsanız, hem size mükafatlarınızı verir, hem de mallarınızın tamamını istemez (1)” şeklinde buyurarak hem cimriliğe başvurmamanızı hem de saçıp savurmamanız konusunda insanlara atıfta bulunarak kullarını uyarmaktadır.

Nitekim başka bir ayet-i celile de yüce Allah “Allah’ın kendilerine lutfu ile bol bol verdiği nimetlerde cimrilik edip harcamayanlar, sakın bu hali kendileri için hayırlı sanmasınlar. Hayır! Bu, onların hakkında şerdir. Cimrilik edip vermedikleri malları kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır (2)” ve ” O cimrilik eden, üstelik etrafındaki insanlara cimriliği tavsiye eden ve Allah’ın lütfu fazlından kendilerine verdiği nimetleri gizleyen nankörler yok mu, işte Biz onları zelil ve perişan edecek bir azap hazırladık (3)” ve “Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma (4)”

Evet Yüce Allah cimrilik etmemenizin yanı sıra bununla da beraber saçıp savurmamanız gerektiğini açıkça görmekteyiz.Gerçi Tebük Gazvzasında Peygamber Efendimiz (s.a.v) insanların yardımda bulunmalarını isteyince Hz Ömer (r.a) bu sefer Ebu Bekir’i geçeceğim diyerekten malının yarısını Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e bağışlamış ve Allah Resulü ailene ne bıraktın diye sorunca bunun yarısını demiş akabinde ise Hz Ebu Bekir (r.a) ise malının tamamını getirerek Allah Resulüne hibe etmiş ve kendisine sorulan ailene ne bıraktın sorusuna Allah Ve Resulünü şeklinde cevap vermiştir.

Diğer sahabeler de yardım için getirdikleri hububat ve diğer vs eşyalar için ailelerine ne bıraktığını sormuş,onları sıkıntıya koymayacak şekilde getirdiklerini teslim almıştır.

Nefsim elinde olana yemin ediyorum ki sizden biriniz Uhud dağı kadar altın infak edecek olsa, onlardan herhangi birisinin bir muddune (infak ettiği bir avuç miktarındaki bir şey) ve hatta onun yarısına dahi ulaşamaz.

Evet yüce Allah yukarıda da vs diğer ayetlerde de belirtildiği üzere aileye,akrabaya, yoksula,yolcuya , yolda kalmışa ve düşkün olup muhtaç durumda olanlara yardımcı olunması belirtmiş ama bunun mükafatını alabilmeleri için sevdikleri mallardan Allah yolunda harcamalarını istemiş ve “Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkça “fazilet” mertebesine ulaşamazsınız. Bununla beraber her ne infak ederseniz, Allah mutlaka onu bilir (5)” ve “İyilik (ve hayır), yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, Sevdiği malını Allah’ı hoşnud etmek için Yakınlara, yetimlere, yoksullara , yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, Namazı hakkıyla ifa edip zekâtı veren, Sözleştiği zaman sözlerinde duran, Hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, Savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin davranışlarıdır. İşte onlardır imanlarında samimi olanlar ve işte onlardır Allah’ı sayıp günahlardan korunan takvâlılar! (6)” buyurmaktadır.

Her ne kadar zengin insan varsa da bir o kadar da düşkün ve zengin olmasa da düşkünlerden daha iyi durumda olan insanlar vardır. Ancak her nedense bu insanlar bir fakire bir fukaraya,bir yolcuya, bir garibana,bir muhtaç sahibine,bir ihtiyaç sahibine yardım talep edilmesi istenildiği zaman;evinde ne kadar kullanmadığı eşya,giymediği giysi,eski büskü elbiseleri alet ve gereçleri varsa hepsini Allah yolunda ,Allah rızası için infak ediyorum diyerek veriyor.Ancak sevdiği şeyleri kendisi için, sevmediği şeyleri de başkası için ayırıyor.

Yukarıda da belirtildiği üzere yüce Allah “Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkçafazilet” mertebesine ulaşamazsını (7)” şeklinde buyurmaktadır ve bu ayete benzer daha onlarca,yüzlerce hadis-i şerifler mevcuttur ki,bunlardan bir tanesi de;

“En faziletli sadaka elinde az olmakla birlikte kendisine zor gele dahi verdiği sadakadır” şeklinde buyurduğu hadis-i şerifidir.

ve bir başka hadis-i şeriflerin de ise Allah Resulü (s.a.v):Allah yolunda cihadın tozu ile cehennemin dumanı ebediyen bir kulun içinde bir araya gelmeyeceği gibi;cimrilik ve iman da ebediyen aynı kulun kalbinde bir arada bulunmaz şeklinde buyurmuş ve devamla başka bir hadisinde ise :Mü’min kendisi için istediğini kardeşi içinde istemedikçe gerçek mümin olamaz buyruğudur ve Allah Teala buyuruyor ki:”Kendileri de ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, sırf Allah’ın rızasına ermek için fakire, yetime ve esire ikram ederler (8)”

Kendi nefsine şöyle bir seslen istersen!

Ey nefsim;

Dünya baki değil fani,kal yeri değil göçme yeri, yapılma yurdu değil yıkılma yurdudur. O zaman sen Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için elinden gelen gayret ve çabayı göster,nefsinle ve şeytanla mücadeleden vazgeçme ve vazgeçmediğin gibi de bunların arzu ve isteklerine de uyma.”Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder (9)”.

Evet olduğu zaman herkes çok rahat bir şekilde verir.Gerçi tüm benliğini dünya hırsı kaplamış ve dünyanın ve içindekilerin kulu kölesi olmuş birisi için bu ateşten gömlek giymekten daha zordur ama sonuçta varlık içinde olan birisi olmayana nispeten daha rahat verebilir. Ama elinde olmadığı yada kısıtlı olduğu halde verenlerin yaptığı iyilik diğerine nispeten daha faziletli ve değerlidir.Kaldı ki yukarıda da belirtildiği üzere “En faziletli sadaka elinde az olmakla birlikte kendisine zor gele dahi verdiği sadakadır” şeklinde ki hadis-i şeriftir ve unutmayın ki;

“Göklerin ve yerin yegâne vârisi Allah olup, bütün mallarınız zaten O’na ait olduğu halde niçin Allah yolunda harcamıyorsunuz? (10)”. “Allah’a ve Resulüne iman edin ve O’nun (sizi emanetçi yaptığı) yönetimini size bıraktığı mallardan harcayın. İçinizden iman edip harcayanlara büyük ecir vardır (11)”.”Kim Allah’a güzel bir ödünç verir (malını Allah yolunda harcarsa) Allah bunu kat kat artırır. Ona değerli bir mükâfat da vardır (12)”.

Ve “Ey iman edenler! Sizi gayet acı bir azaptan kurtaracak, üstelik size çok karlı bir ticaret sağlayacak bir iş bildireyim mi? (13)”. “Eğer Allah’a ödünç verirseniz O sizin için, onun aârını kat kat artırarak verir, hem de sizin günahlarınızı bağışlar. Çünkü Allah şekûr’dur, halîmdir (küçük iyiliklerden ötürü bile büyük mükafat verir, müsamahakardır, cezalandırmada acele etmez) (14)”.

“Allah’a ve Elçisine inanır, Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla mücahede edersiniz. Eğer bilirseniz bunu yapmak sizin için çok hayırlıdır (15)”.”Böyle yaparsanız sizin günahlarınızı affeder ve içinden ırmaklar akan cennetlere ve özellikle Adn cennetlerinde çok güzel saraylara yerleştirir. İşte en büyük başarı, en büyük mutluluk budur (16)”

“İşte sizler Allah yolunda harcamaya davet ediliyorsunuz. İçinizden bazıları cimrilik ediyor. Her kim cimri davranırsa, ancak kendine cimrilik eder (17)”.”Özür sahibi olmaksızın cihaddan geri kalan müminlerle, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden müminler elbette bir olmaz (18)”

O zaman “Sizden birinize ölüm gelip çatmadan önce, size nasib ettiğimiz imkânlardan Allah yolunda harcayın!

Ölüm gelip çatınca: “Ya Rabbî, az mühlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacağım, tam takvâ ehlinden olacağım!” diyecek olsa da,Allah, vâdesi gelen hiçbir kimsenin ecelini ertelemez (19)”

“Yüce Allah’ın ‘Sizi başlarına halife kıldığından infak edin (Hadid’7)’ buyruğunda bu malı sizin de geriye bırakıp,başkalarının onu sizin yerinize halef olarak geçeceğine işaret vardır.Belki o malı senden miras alacak kişi,o mal ile Allah’a itaat edecek ve Allah’ın sana nimet olarak ihsan ettiği bu mal sebebiyle senden daha mutlu olacak yahutta o mal ile Allah’a isyane decen,sen ise o kimsenin günah işlemesine,haddi aşıp haksızlık yapmasına yardımcı olmuş olursun (20)”

ve aklınızdan şunu çıkarmayın ki; “…hayır işlerinde mal harcayan erkekler, mal harcayan hanımlar ve Allah’a güzel bir ödünç verenlerin ödülleri kat kat artırılacak, ayrıca onlara değerli bir mükâfat da verilecektir (21)”



(1-Muhammed Süresi’36);(2-Al’i İmran Süresi’180);(3-Nisa Süresi’37);(4-İsra Süresi’26);(5-Al’i İmran Süresi’92);(6-Bakara Süresi’177);(7-Al’i İmran Süresi’92);(8-İnsan Süresi’8);(9-Yusuf Süresi’53);(10-Hadid Süresi’10);(11-Hadid Süresi’7);(12-Hadid Süresi’11);(13-Saff Süresi’10);(14-Teğabun Süresi’17);(15-Saff Süresi’11);(16-Saff Süresi’12);(17-Muhammed Süresi’38);(18-Nisa Süresi’95);(19-Münafikun Süresi’10-11);(20-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri -Tefsiru’l Kur’an’il Azim- / C:11 / bkz:18);(21-Hadid Süresi’18)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.