Allah Var Diyorsunuz Ama Yok Gibi Davranıyorsun

Hamd Allah’a mahsustur.O,kendi rahmet ve merhametiyle ihlaslı kullarına hususa olarak şeref ve üstünlükler ihsan eden Allah’tır. Salat ve selam,sevgilisi olan Hz Muhammed (s.a.v) ile fiilinde,adalet ve ihsanında ona uyan ve onun izinden gidenlerin al ve ashabı üzerine olsun

En üstün varlık olarak yaratılan insan ister Müslüman,ister Yahudi,ister Hristiyan,ister putperest, isterse başka bir din mensubu olsun. Amaç yani yaratılışındaki maksat olarak farklı inançlara sahip de olacak olsanız da sadece bir nedeni var.Bunu da Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle işaret ediyor;”Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (1)”

Eğer Yüce Allah insanları kendisine kulluk yapmaları için dünyaya getirdiyse, yarattıysa,bunda mutlaka bir takım hikmetler,görevler,esaslar,emirler ve yasaklar mevcuttur. Yine aynı şekilde misal verecek olursak eğer Kur’an-ı Kerim’de Allah(c.c) şöyle buyuruyor ; Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt!  Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor (2)*.

Yine aynı şekilde Lokman (a.s) çocuğuna istinaden şöyle buyurmaktadır; Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir(3)” Yine aynı şekilde başka bir ayet-i Celile’ de de Yüce Allah şöyle buyuruyor; (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir. (4)” .

Yine aynı konuda Yüce Allah; Namazı tamamladıktan sonra, gerek ayakta durarak, gerek oturarak ve gerek yanlarınız üzerinde uzanarak hep Allah’ı zikredin. Derken, korkudan güvene kavuştunuz mu, o vakit namazı tam erkaniyle eda edin. Çünkü namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır.(5)”. “Ey iman edenler! Oruç sizden evvelkilerin üzerine farz olduğu gibi sizin üzerinize de farz olmuştur. Ta ki sakınabilesiniz.(6).

Bu belirttiğim ayetlerin benzerleri Kur’an-ı Kerim’de pek çoktur.Bunlar emir olduğu gibi yapmanız,yapmamız gereken yasaklarda mevcuttur.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır;

Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların ‘Alışveriş de faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helal, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah’a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.(7)”.

“Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir(8)”.

“Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikahlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.(9)”

Görüldüğü üzere emirlerde yasaklarda bellidir ki bunlar daha da geniştir ve Kur’an-ı Kerim’de pek çoktur.Ancak yazının uzun olmaması için hepsini aksetemiyorum. Ayrıca şunu da unutmamak lazım ki sana farz kıldığı bir görevi yapmayacak olursan,yine büyük günah işlemiş olursun ve emirlerine karşı geldiğin için,yasakları çiğneyip Allah’ın emirlerine muhalefet ettiğin için yine azabı hak etmiş olursun.Tabi ki doğrusunu ancak Allah bilir.

Ancak Allah (c.c)’ın lütfu keremine bakınız ki kulunun günahkar olacağını bildiği için onlara yine bir kolaylık göstererek günahlarını bağışlıyor ve affediyor ve “Eğer size yasaklanan günahların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin öbür küçük günahlarınızı örtüp affederiz ve sizi değerli bir mevkiye yerleştiririz. (10)”. Ancak şunu da belirtelim ki bile bile işleyeceğiniz günahlar bundan müstesnadır. Ayrıca devamlı olarak işleyeceğin küçük günahlar bir süre sonra büyük günahlar sıfatına katılacağını da unutmamak lazım.

Haricen unutmamak gerekir ki büyük günahların temeli küçük günahları önemsememekten kaynaklanmaktadır. “Kim yaptığı zulüm ve haksızlıktan sonra tövbe edip halini ve işini düzeltirse Allah tövbesini kabul eder; Çünkü Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)(11)”

Ancak en üstün olarak yarattığı insan yaratıcısına Yüce Allah’a karşı muhalefet etti ve “İnsan şunu hiç görüp düşünmedi mi: Biz kendisini bir nutfeden yaratmışken, yaman bir hasım kesildi Bize (12)” ve ondan sonra Allah’ın affı mağfireti sonsuzdur,rahmeti geniştir diyerek Allah’ın kendisini cennete koyacağını düşündü.Ancak Allah Teala “Hiç heveslenmesin! Çünkü o Bizim ayetlerimize karşı inatçı kesildi.(13)”.Oysa Yüce Allah buyurmamış mıydı ki :”Sakın Şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o sizin besbelli düşmanınızdır (14)”.

Her şeyi en iyisiyle,en doğrusuyla bilen,dünyayı zerre kadar bile olsa kusursuz yaratan,Evveli ve Ezeli olan,ne başlangıcı ne de sonu olmayan,hayat ve diri sahibi olan,her şeyi gören her şeyi bilen ve her şeyi aynı anda idare eden,kulunu cennetle mükafatlandıran alemlerin sahibi Yüce Allah’a sonsuz hamd-u senalar olsun



(1-Zariyat Süresi Ayet=56) ; (2-Ahzab Süresi 33) ; (3-Lokman Süresi’17) ; (4-Ankebut Süresi’45) ; (5-Nisa Süresi’103) ; (6-Bakara Süresi 183) ; (7-Bakara Süresi 275) ; (8-Bakara Süresi 173) ; (9-Nisa Süresi 23) ; (10-Nisa Süresi’31) ; (11-Maide Süresi’39) ; (12-Yaslin Süresi 77) ; (13-Müddessir Süresi 16) ; (14-Zuhruf Süresi’62)