Allah Kimleri Sever

Cenab-ı Hak, kendisini seven ve kendisinin de onları sevdiği müminlerin hususiyetlerini bildirdiği ayet-i kerime de şöyle buyuruyor: Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütuftur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir. Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır. Rasulüdur, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekatı verirler. Kim Allah’ı, Resulü’nu ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır (Maide 54-56).

Bu mübarek ayetlerde İslam dininden ayrılanların ancak kendilerine zarar verdikleri ve ilahi dinin onlara muhtaç olmadığı bildirilmektedir. Cenab-ı Hakk’ın İslam’ı daima destekleyeceği müjdesi verilmektedir.

Ey iman ehli, sizden fert veya topluluk her kim dininden dönerse bilmiş olsun ki Allah onların belalarını verir, yerlerine diğer bir kavim getirir. Öyle bir kavim ki hem Allah onları sever, dünya ve ahirette hayırlarını murad eder, hem de onlar Allah’ı severler. İtaatına koşarlar, isyandan sakınırlar. Öyle bir kavim ki, müminlere karşı alçak gönüllü, dest ve merhametlidirler. Buna mukabil kafirlere karşı izzetli, güçlüdürler. Allah yolunda mücahede ederler, kınayanın kınamasından korkmazlar; hem cihad ederler, hem de dinlerinde pek sadıktırlar. Vazife yapmanın gereğini gördüler mi, münafıklar gibi şunun bunun hatırına bakmazlar. Haklarında çıkarılan dedikodudan sakınmazlar; doğru bildikleri vazifelerini yaparlar. İşte onlarda ki bu hal, bu vasıflar ise sırf Allah’ın lütfu ve ihsanıdır.O, bunu kime dilerse ona verir. Bununla birlikte dileyenlere, yolunda olup talep edenlere de verir.

Şu halde hiç biriniz ümitsizliğe düşmeyiniz. Ümitsiz olup da kafirlerin peşinden koşmayınız. Allah’tan, böyle vasıflara sahip bir toplum olmayı isteyiniz. Fakat bunu zorla alınır bir hak da zannetmeyin. Allah, hem ihsanı çok olan hem çok bilendir. Lütufları ve ihsanı çoktur; ihsanına engel olan ve karşı çıkan ve çıkabilecek de yoktur. O’nu hiç bir şey bağlayamaz, en ümitsiz zamanda, en umulmadık yerde, en umulmaz kimselerde neler neler yaratır. Nasıl yaratır bunu O bilir. Zira O herşeyi bilendir.

Şu halde lütuf ve ihsanını kimlere ve ne şekilde vereceğini de yalnız O bilir. Bu şereflere, bu izzet ve istiklale ermek isteyenler, başkalarının dostluğunu aramamalı; ancak Allah’ın dostluğuna koşmalıdır.

Buradan anlaşılıyor ki;

Dinden dönme bir olaya mahsus olmadığı gibi, burada bahsedilen kavim de belli bir kavimden ibaret değildir. Dinden dönenlerin zararlarına karşı olmak ve onların terk ettikleri saadet mevkini işgal etmek üzere kıyamete kadar zaman zaman böyle gayretli kavimler nöbetle gelecekler ve i’la-yı kelimetullah uğrunda çalışarak İslam’a hizmet edeceklerdir. Ayetteki bu ifade birçok toplumlara işarettir ki yukarıda zikredilen özellikler, Allah’ın mürtedlere bedel getireceği kavimlerin kavimlerin mümeyyiz vasıflarını ve ortak noktalarını teşkil eder. Ve hepsini, ancak alim olan Allah Teala bilir.

Bu itibarla ayet-i kerime de sözü edilen kavim, belli bir zamana mahsus tek bir toplumdan ibaret kabul etmemek lazımdır. İmandan sonra herhangi bir şekilde İslam’dan yüz çevirenlerin yerine, Allah’ı seven ve yüce Allah’ın da kendilerini seveceği toplumlar getireceği şeklinde anlamalıdır.

Burada bir hususa dikkat çekmek isteriz;

Ayet-i kerimede sözü edilen tehlikeli dönüş, itikat itibarıyla dinden dönme değil, amel bakımından da dinden dönmedir. Vaktiyle Yahudilerin Hıristiyanlara, Hıristiyanların Müslümanlara Allah’ın dinine hizmet etme mevkini terk ettikleri gibi, İslam nimetinin kadrini bilmeyen nankörler de onun kıymetini bilecek, şükrünü eda edecek, yeni bir Müslüman kavimlere mevki terk etmeye mecbur olacaklardır. İnsanlık tarihi, İslam tarihi bunun büyük ve küçük misal ve örnekleriyle doludur.

O halde müminler;

Dinin kıymetini bilmeli; bu ilahi lütfu, bu yüksek hürriyeti bırakıp da başkalarının dostluğu arkasına düşmemelidir. Çünkü her halükarda müminlerin velisi, dostu, yardımcısı başkası değil ancak Allah Teala ve Resulü’dur, Allah’ın emirlerine boyun eğerek tadil-i erkana riayetle güzelce namaz kılan müminlerdir.

Kaynak = Cafer Durmuş / Ey İman Edenler / bkz= 50-52

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.