Kuran Yurdu

Allah Katında Tek Din İslam’dır

    Bu ikindi vakti 24 saatin yani günün ortasıdır. İkindi vaktinde avantajlı, yararlı saatler var. Umulur ki bu saatlerde yapılan duaları, münaacatı Cenab-ı Allah reddetmez.

    Bizim derdimiz nedir?

    Gerçek Ümmet-i Muhammed’in biliyorsunuz ki, her tarafta; iç ve dış düşmanların saldırısı Müslümanların üstünde. Bizim de başka gücümüz yeterli değil, ama bir güç var ki kuvvetler üstünde kuvvet “La havle ve la kuvvete illa billah ” Kuvvetler üzerinde kuvvet yine Hazret-i Allah’dır. Başka hiçbir güç O’nun üzerinde değildir. Dünya’da Ümmet-i Muhammed’i yok etmek için çeşitli silah üretimine girişmişler.

    Onların davaları nedir?

    Onlar sonunda birbirleriyle birleşir, yine Müslümanların başına bela olurlar. Ancak onların o yapmış olduğu süper, güç ve silahlar umulur ki paslanır, çalışamaz duruma gelir, ama bizim Allah’a inancımız ve imanımız ne paslanır, ne de eskir.

    İnneddine indellahil İslam” seçilmiş olan İslam dinidir, dinlerin efendisidir.

    İnnemel müminine ihvatün” gerçek müslümanlar birbirleriyle kardeştir, değişen hiçbir şey yok.

    Nasıl ki insanın vücudunun bir yerine iğne batar da veya bir ağrısı olur da vücudunun ağrısı sadece iğne batan yer değil, ama ızdıraptan her tarafı rahatsız olur. İşte Ümmet-i Muhammed’in karı da zararı da sevinci de birleşip de bir vücut olmalıdır.

    Nihayet ki, ha burada 60 milyon, 62 yahut 85 milyon, bunlar kendi hallerinde herkes kendi kendine, ayrı ayrı bir grup haline gelmiş; yüz küsur yani 112 gruba çıkmış. Hepsi de birbirine zıt. Ama siz onun farkında değilsiniz; o Yahudiler, o Hıristiyanlar, o nasaralar, o mürtedler, o rafıziler ne gibi konuşursa konuşsunlar iş ciddiye döküldü mü, onların hepsi bir vücut oluyor, yine Ümmet-i Muhammed’in başına bela, baş belası oluyorlar. Ama Hazret-i Allah bu cennet vatanımızda yaşayıp da kafayı üşütenlere akıllar versin. Niye acaba? Allah’ı, Kur’an’ı, Peygamber’i her şeye yeterli değil mi?

    Siz din düşmanlarıyla dostluk edinmeyin. Onlardan dost, kardeş olmaz. Domuz derisinden post, Yahudi’den dost olması mümkün değildir.

    Burada anlaşılıyor ki, bizim şuurumuz yeterli değil, Hazret-i Allah şuur versin, cennet vatanımızı da pis ayaklara çiğnetmesin. Böyle bu günlerimizi bize arattırmasın, beterin beteri var.

    Millet hakikatte sapıtmış, kendilerinden haberi yok. Kimsenin birbirine itimadı kalmamış, hiçbir hususta itimadı kalmamış; oğulun babaya, babanın oğula, komşunun komşuya itimadı kalmamış.

    Acaba bunun sebebi nedirİnsanların sinesinde olan iman gücü, kalbinde olan o Allah nurunu derhal heder eden nedir?

    Hayasızlıktır. “El haya minel iman” hayası olmayan bir kimsede iman aramak, dipsiz denizde kaybolmuş iğne aramaktan daha tehlikelidir. Hayası olmayanın imanı yoktur. Hazret-i Allah gerçek Ümmet-i Muhammed’i bir vücut etsin, iç ve dış düşmanlara fırsat vermesin. Her zaman biz istiyoruz ki, aklınıza başka bir şey gelmesin, yani sen ben ortada yok, biz hep biriz. Allah’a kul, Peygamberimiz’e ümmet olmaktan başka görevimiz yoktur. Ama her hususta aleyhte atmak, kavga etmek, yalan söylemek, gıybet etmek, haram yemek, Allah’ın göndermiş olduğu Ayet-i Kerime’de haramdır. Allah bütün bunları yasak etmiştir. Siz menfaatiniz için olmaya ki, zerre kadar olsun dilinizi yalana kaydırmayın. Müslümanın yalandan büyük düşmanı yine yalandır. Niye? O korkusuz, sermayesiz bir gelir kaynağıdır menfaat için.

    Dilimize, gözümüze, kulağımıza, kalbimize sahip olmadığımız bir müddetçe bizim konuştuklarımız İslami yönden hayalidir. Evvela can sonra cihan; bir defa insanlar kendi yaşantısını dengeye koyup da Allah’ın vermiş olduğu evde kendini tespit eder, kendi nefsine kabul ettirir, sonra da evine. Ondan sonra da fazla gelirse asıl diğer Ümmet-i Muhammed”e, Allah hayırlı etsin. Ama evvela can, sonra cihan. Allah göstermesin, evi altı üstüne gitmiş, diskotek, her türlü melanet var. Gitmiş dışarıda, orada burada millete şeriatı anlatıyor, Müslümanlıktan bahsediyor. Allah sana akıllar versin! Öyle bir gücün varsa başta nefsine, sonra evine anlatsana!

    Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de haram kıldığı yeri açıp da ortalıkta gezenler, evinde dahi, evet evinde dahi, niye? gerçek Allah’tan korkan insan kendi hayatî yaşantısını, dünyevi ve uhrevi, maddi ve manevi dış ve iç tesettür. Mesela, namaz kılıyoruz, arkadan bir kaç arkadaşın içinden geçiyor, “başında sarık cübbe niye yok” diyorlar. Cüppe sarık ile hallolsaydı Türkiye çoktan Peygamberimizin şeriatı olan Şeriat-ı Garra’ya kavuşmuştu.

    Sözüm yabana, kendi Allah’tan uzak olan insanın başına sarık sırtına cüppe giydirmektense, bir eşeğin başına sarık, sırtına cüppe giydirmek daha iyidir.

    Çünkü o eşeğin kimseye zararı olmaz, ama içi Allah’tan uzak olup da içi hınzır olan, her türlü melaneti yapar. Siz asıl iç âleminizi temizleyin. Dıştan sıva boya tutmaz.

    İnsanların muamelâtı düzgün olmadığı bir müddetçe, pis nefsi onu insan etmez, edeceği de mümkün değildir. Dilleri ile konuştuğunu, kalbi inkâr eder. Niye?

    Çünkü yaşamıyorlar. Yaşamadığı bir müddetçe ne fayda verir. İnsanları gerçeğe sevk eden muamelâttır. Muamelâtsız bir konu; her tarafı parçalanıp da büyük okyanusun ortasında batmaya hazır olan bir gemiye benzer. Gazete parçalarından gemi yap, vur büyük okyanusun içine, de ki “ben bunu kurtaracağıma(!)”. Şeriatsız, tesettürsüz, edep ve hayasız kesinlikle olmaz.

    Türkiye’de bizim içimizde, bizim amacımızı çıkmaza bırakan, din adamlarının dinsizliğe hizmet etmesidir. Onlara Cenâb-ı Allah Huzûr-u Mahşer’de “küfür-kefere” damgasını vuracak. Onlar mutlaka şeytana arkadaş olanlardır. Cennet vatanda Allah’ın göndermiş olduğu âyet-i kerimeyi hafife alıp da bu zamanın hükmüne yeterli değilmiş diyerek “reform”, bilmem ne yenilenmesi yapacak. Hele dinsiz kâfire bak! Ebû Cehil gibi Kur’an-ı Kerîm’e bir zeval kılamadı da şimdi burda kendini müslüman gösterip de akıl süpürgesini çıkaran rafizîlere bak! Allah onlara İnşallah fırsat vermeyecek.

    Diyeceksiniz ki, siz öyle serseri serseri niye konuşuyorsunuz?

    Bu hiç serseri değil. Allah’ın göndermiş olduğu âyet-i kerimede, Nur Sûresi 11. âyetine dil uzatıp, Aişe anamıza fahişe diyenleri, bizim içimizde bağrına basanlar var. Hazret-i Aişe anamıza dil uzatıyor, utanmaz pis murdarlar.

    Arakadaş! sana bir şey diyeyim mi,

    Kur’an-ı Kerîm’de Allah’ın methettiklerine dil uzatanı Cenâb-ı Allah, Ebû Cehil, Karun, Firavun’a cem edecek, recmolmuş şeytan ile birlikte.

    Peygamberimizin çemberinde yanlış insan olmaz. Uyanık olun, siz menfaatiniz için onlara arkadaş olmayın, aman aman uyanık olun. Ümmet-i Muhammed bir bütündür, bir vücuttur. Bunları birbirinden parçalamaya kimsenin hakkı yoktur. Parçalamak isteyenlere Allah hidayet versin, hidayet nasiplerinde yok ise şerlerinden korusun, fırsat vermesin.
    Hazret-i Allah Peygamberimizin yüzü hürmetine, bu mübarek günlerin hürmetine, Cenâb-ı Allah kendi gönderdiği Kur’an’a kendisi sahip olsun. Başta Türkiye’ye, sonra da kâinata Kur’an-ı Kerîm’i hakim kılsın. Biz Allah’tan bunu istiyoruz, başka bir şey değil.

    Allah’a inan,Kur’an-ı Kerîm’in dışında ele alınacak kitap kalmamış. Yahudi İbni Sebe’nin içtihadı, inan Allah’a ta beşikten kabire kadar hareket etmiş, Peygamber düşmanı. Siz Allah rızası için Allah’ın kelâmını hafife alan yerleri dinlemeyin, gücünüz yeterli ise de konuşturmayın, kim olursa olsun. Biz de hafife alarak konuşursak vurun ağzımıza, bir daha o yaramaz kelimeleri sarfetmeyelim. Öyle iş mi olur? Kuran bizim şah damarımızdan daha Allah’a yakın olan rehberimizdir. Onun tebliğcisi Hazret-i Muhammed (s.a.v.) dir. Ona dil uzatanların dilini, el uzatanların elini bu zamana kadar Cenab-ı Allah kırmıştır. En büyük kâfiri de en ufağını da helak etmiştir. Failatün failat Hazret-i Muhammed Mustafa’ya salavat.

    Biraz ufak münacaatımızı yapalım Allah için. “Allah Hu. İlla Hu, Ya Hu ” Celle Celâlühü Cella Şanuhu. Cenâb-ı Allah’ın beşbin ismi var. Beşbin ismini ayrı ayrı okumadan bir “Allah” lafzı hepsini cem ediyor. Lâfza-i Celâl, onun şerhi de “Hu”. Hu, yumuşak “hu” ile “Huvallahüllezi la ilahe illa Hu”. “Hu” çok mühim!

    Bu münacaatta ki gaye nedir?

    Biliyorsunuz ki, başta nefsimiz, şeytan, sonra evimiz, sonra da cemiyet; Allah’ın emrini, Peygamberimizin şeriatını isteği nefse uydurmuşlar.

    Görüyorsunuz ki, Çeçenlerde, bizim müslümanların başına gelenlerden haberiniz var mı? Bir Hıristiyan geberirse dünyayı velveleye veriyorlar. Binlerce Ümmet-i Muhammed yok oluyor, kimsenin umurunda değil. Bizim umurumuzda olsa ne olacak? Bizi oyalayan insan hakları varmış. Hele dinsiz kâfir! insan hakları Hıristiyanlara mı? Türkiye’de yok mu? Müslümanlara insan hakları yok mu? Kimeymiş? Hıristiyanlara insan hakları varmış. Ümmet-i Muhammed’e insan hakları yok mu? Uyanık olun, aklınıza başka bir şey gelmesin. İnşallah tereyağından kıl çeker gibi Cenâb-ı Allah Ümmet-i Muhammed’i amacına kavuşturacak, huzur bulacak, tereyağından kıl çeker gibi.

    Sabredin, sabreden derviş muradına ermiş. Bizim iki tane paslanmaz silahımız var; birincisi sabır, ikincisi dua. Bunu bekleyin, gerisine karışmayın. Tereyağından kıl çeker gibi, hiç bir din kardeşimizin burnu kanamadan, Allah’ın bu işleri halletmeye gücü yeterlidir. Bunu bekleyin, siz başka bir şeye heves etmeyin.

    Dediğimi anlıyor musunuz siz?

    Bir Ümmet-i Muhammed’in; “La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah” diyenin burnu kanamadan, tereyağından kıl çeker gibi amacımıza kavuşuruz. Kimseyle bizim kavgamız yok. Yalan, palan, dolana olanlara siz fırsat vermeyin. Sahibimiz Cenâb-ı Allah’ın kendisi olsun (amin).



    Kaynak= Turan Yazılım / Mürşit 5 / Tasavvuf / Sırr-ı A’zam / C:2 / Altıncı Bölüm

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.