Allah İçin Sevilmeyenler Ve Onlara Karşı Nasıl Davranılmalı

  • 30 Temmuz 2018
  • 10 kez görüntülendi.

Allah İçin Sevilmemesi Gereken Kişiler Ve Bunların Ortak Özellikleri



Allah’ın emrine muhalif olan kimse ya akidesinde veya amelinde muhaliftir.Akidesinde muhalif olan ya kafirdir yada bid’atçidir.Bidatçi ise ya kendi bid’atinin propagandasını yapar veya acizliğinden veya kendi kenrcihiyle susar.

İtikattaki fesat üç kısımdır

Küfür Veya İnkar : Kafir olan kişi eğer harp ehli ise öldürülmeyi ve köle edilmeyi hak eder.Bu ikisinden  daha kötü hor ve hakir kılma şekli yoktur.Eğer söz konusu kafir zimmet ehli ise ondan yüz çevirmek,yolda yürürken onu yolun en dar yerine itmek suretiyle hakir düşürmek ve selam vermemekten başka bir şekilde eziyet edilmesine cevaz yoktur.Eğer o selam verirse ‘ve aleyke’ denilip ‘selam’ kelimesi kullanılmadan selamı alınır.

En iyisi onunla bir arada bulunmamak,onunla alışveriş yapmamak ve birlikte yemek yememektir.Arkadaşların birbirlerine yaptığı gibi,ona karşı rahat olmak ve yüzüne gülmek mekruhtur.Yüce Allah şöyle buyurmaktadır :

‘Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları,oğulları , kardeşleri yahut akrabaları da olsa- Allah’a ve Resulü’ne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin (1)‘.Benim de düşmanım,sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek,gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin (2)

Kendi Bid’atinin Propagandasını Yapan Bid’atçi : Eğer bidat küfre düşüren cinsten ise böyle birinin durumu zimmet ehli olandan daha ağırdır.Çünkü böylesi ne cizye verir ne de zimmet akdine müsamaha eder.Eğer kişiyi küfre düşürmeyen bir bidat ise,şüphesiz Allah ile onun arasındaki durum kafirlerinkinden daha hafiftir.Ancak yaptığı şey kafirin yaptığından daha şiddetli olarak reddedilir.Çünkü kafirin kötülüğü başkalarına sirayet etmez ve Müslümanlar onun kafir olduğunu bildiklerinden sözüne aldırış etmezler.

Kafir kendisinin Müslüman olduğunu iddia etmediği gibi,hakka inandığını da söylemez.Fakat bidatinin propagandasını yapan ve iddiasının hak olduğunu zanneden adam halkın doğru yoldan sapmasına ve günah işlemesine sebep olur.Bu durumda onun kötülüğü başkalarına sirayet etmiş olur.Ona açıktan buğzetmek,düşmanlık etmek,onu yalnız bırakmak,tahkir etmek,bidatinden dolayı teşhir etmek ve insanları ondan uzak tutmaya çalışmak şiddetle müstehaptır.

Yalnızken böyle biri selam vermiş olsa,selamını almakta bir beis yoktur.Eğer kişi ondan yüz çevirmesinin ve selamını almamasının bidatini ona çirkin göstereceğini ve böylece bidatinden vazgeçeceğini bilirse,selamını almaması daha iyidir.Eğer bir topluluk içindeyken selam verse,insanları ondan uzak tutmak ve bidatini onların gözünde çirkin göstermek amacıyla selamını almamak daha iyidir.

Süftayü’s-Sevri Hazretleri şöyle söylemiştir:

Kim bir bidatçi ile tokalaşırsa,İslam’ı ilik ilik çözmüş olur.

Fudayl Hazretleri de şöyle söylemiştir :

Kim bir bidat sahibini severse,Allah onun amelini iptal eder ve İslam nurunu kalbinden çıkarır.

Halktan Biri Olan,Bidatinin Propagandasını Yapmaktan Aciz Ve İnsanların Kendisine Uymasından Endişe Edilmeyen Diatçinin Durumu : Bu daha ehvendir.En iyisi böyle birine yumuşak şekilde nasihat etmektir.Çünkü halktan olan kimselerin kalpleri çabucak değişebilir.Eğer nasihat fayda etmezse ve ondan yüz çevirmek kendi gözünde bidatini ona çirkingösterecekse yüz vermemek kesin bir şekilde müstehap olur.Mizacının sert olmasından ve inancının kalbinde iyice yer etmesinden dolayı böyle bir şeyin ona etki etmeyeceğini bilirse,ondan yüz çevirmek daha iyidir.Çünkü bidati çirkin göstermede her şey yapılmazsa,halk arasında iyice yaygınlaşır ve fesadı herkese ulaşır.

İtikadi ile değil de fiili ve ameliyle asi olan kimseye gelince

Böyle birisi ya zulüm,gasp,yalan yere şahitlik,gıybet,laf taşıma vb fiilleriyle başkasına zarar veriyordur veya başkasına değil sadece kendisine zarar verir.Bunlar da iki kısıma ayrılır:

Birincisi : Erkek ve kadınları bir araya toplayıp fesat ehline her çeşit içki ve fesat vasıtasını sağlayan eğlence yeri sahibi gibi başkalarını fesada davet edenlerdir.

İkincisi : Hırsızlık ve zina yapan kimse gibi başkalarını bu yaptığına davet etmeyenlerdir.Başkasını yaptığı çirkin işe davet etmeyen bu sonuncu gruptakilerin isyanı ise ya büyük günah veya küçük günah sebebiyledir.Veya bunlar yaptıkları çirkin işte ya ısrarcı olur veya olmazlar.Bu taksimattan ortaya üç kısım çıkar.Bunlardan her kısmın bir rütbesi vardır ve bazısı diğerlerinden daha ağırdır.Bundan doalyı da hepsinde aynı yolu izleyemeyiz.

a- Bu kısım en ağırı zulüm,gasp,yalan yere şahitlik etmek ve laf taşımak gibi insanlara zarar veren fillerdir.Uzak durulması öncelikli olan insanlar bu filleri işleyenlerdir.Onlarla oturup kalkmamak,yüzlerine gülmemek ve alışveriş yapmamak gerekir.Çünkü halka zarar veren fillerin masiyeti daha ağırdır.Sonra bu fiilleri işleyenler can,mal ve ırz konularında zulüm yapanlar olmak üzere kısımlara ayrılır.Bunlardan bazısının günahı diğerinden daha ağırdır.Böyle kimseleri aşağılamak ve onlardan yüz çevirmek kuvvetli bir müstehaptır. Aşağılandıkları takdirde yaptıkları çirkin işten vazgeçecekleri beklentisi kuvvetliyse o zaman aşağılanmaları gerekir.

b- Fesat vasıtalarını hazırlayıp halkın fesada bulaşmasının yollarını kolay hale getiren eğlence yeri sahibi,dinleri hususunda insanlara zarar vermektedir.Bu fiil de aşağılanmayı,yüz çevirmeyi ve ilişkiyi kesmek gerektirir.

c- İçki içmek,vacip olan bir ameli yapmamak veya kendisini ilgilendiren bir haramı işlemek gibi,günahı sadece kendisine zarar veren kimsedir.Bu kimsenin işlediği fiilin çirkinliği diğerlerinden daha hafif olmakla birlikte bu fiilleri işlerken görüldüğü zaman onu vazgeçireceği umulan bir şeyle kendisine engel olmak vaciptir.Eğer sadece nasihatle vazgeçecekse ona nasihat edip yumuşak davranmalıdır.Eğer ağır sözler söylemek daha faydalı olacaksa onu yapmalıdır.



Kaynak : İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s/Sadıkin / C: I / bkz: 421-423

(1- Mücadele 22) – (2- Mümtehine 1)