Alak Süresi Bilmen Tefsiri

1-) Oku,yaratan Rabb’inin adıyla.

Bu sûre-i celîle, Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimizin ilâhî vahye ilk mazhar olup okumakla mükellef ve ilâhî feyizlere nâil olduğunu gösteriyor. İnsanların nasıl bir küçük tohumdan türeyip gelişmeye muvaffak olduklarını bildiriyor. Yüce Peygambere karşı muhalif bir cephe alan, nâil oldukları nîmetlere karşı nankörlükte bulunan, gururlu bir vaziyet alan kimselerin ne kadar sapıklık içinde kalmış, bağımlı insanlar olduklarına işaret ve kendilerini tehdit buyuruyor. Yüce Peygamberin de, o gibi kimselere iltifat buyurmayıp secde ile ve mânevî yakınlığa erişmek için çalışmakla mükellef olduğunu beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Ey Muhammed!. (a.s). sana vahy olunanı (oku, o Rab’bin ismile.) o kerîm Mâbudun kutsal ismini zikrederek oku (ki:) O Yüce Yaratıcın bütün âlemleri yaratmıştır, kudretîle yoktan var etmiştir.

  • 2-) O,insanı (rahme tutunan) alaktan yarattı

O Yüce Yaratıcı, kısaca (İnsanı) mahlûkatın en şereflisi olan insan nev’ini (bir uyuşmuş kandan yaratmıştır.) öyle cüz’iyattan olan bir şeyi, insan gibi bir eşsiz zümrenin aslî maddesi kılmıştır. Bu, ne kadar büyük bir ilâhî kudret eseridir?. “Alâk” donmuş bir kan parçası demektir.

  • 3-4-) Oku,kalemle yazmayı öğreten Rabb’in en büyük kerem sahibidir.

Evet.. Ey Peygamberlik şerefine sâhip olan zât!, (oku..) Sana vahyolunacak ilâhî âyetleri oku. (ve Rabbin sonsuz kerem sâhibidir.) Mahlûkatını nice nîmetlerine nâil kılmaktadır. Seni de peygamberlik şerefine Allah’ın âyetlerini okumak nîmetine nâil buyuruyor.Evet.. O Hikmet Sâhibi Yaratıcıdır (ki: O) Kerem Sâhibi Mâbud’dur ki: Nice hakikatleri kullarına (kalem ile öğretmiştir.)

İnsanlar arasında ilim ve bilginin yayılmasına öyle uyuşmuş, hayattan nâsipsiz bir âleti mükemmel vasıtası kılmıştır.

  • 5-) O,insana bilmediği şeyleri öğretti

Evet.. O âlemlerin Rabbi’dir ki: (insana) O seçkin bir yaratılış zümresine (bilmediği şeyleri bildirmiştir.) Artık o kadar muazzam kudrete ve kulları hakkında lütuf ve keremi bol olan bir Yüce Yaratıcı, ey peygamberlik şerefine nâil olan Hz. Muhammed!. Sana okumayı, ilk ve hikmet ile vasıflanmayı nasîb edemez mi?. Binaenaleyh seni de ey muhterem Peygamber!. Okumaya, ilâhî ilimler ile ruhunu yüceltmeye ve insanlık âlemine ilk ve marifet nûrlarını yaymaya muvaffak kılacaktır. Artık sana vahiy olunacak âyetleri oku, ezberle, ümmetine tebliğe çalış

  • 6-7-) Hayır,şüphe yok ki insan,kendisini yeterli görmesi halinde,kesinlikle azar

Cenab-ı Hak, lûtfetmiş, insanlığı aydınlatmak için Peygamberler göndermiş, dinî hükümleri vahiy yoluyla bildirmiştir. Buna rağmen bir çok insanlar, nankörlükte bulunmuşlardır. İşte nîmete karşı nankör kimselerdir, (şüphe yok ki, insan) öyle temiz yaratılışını zâyi etmiş olan herhangi bir şahıs (elbette azar.) günahkâr olarak haddi aşar.

Evet.. Öyle bir kimse (Kendisini ihtiyaçtan kurtulmuş) maddî, fânî bir servete, bir varlığa nâil olmuş, yâhut büyük bir aşirete, bir takım yardımcılara sahip bulunmuş (görünce) öyle azgınlıkta bulunur, hakkı kabulden kaçınır, kibirli bir hâlde yaşar, bu âyet-i kerîmenin Ebû Cehil hakkında nâzil olduğu rivâyet olunuyor

  • 8-) Hiç kuşkusuz,ancak Rabb’inedir dönüş

Fakat insan nasıl olur da dünya varlığına güvenerek hakikatleri kabulden kaçınır, istikbâlini düşünmez?. (Muhakkak ki: Dönüş ancak Rab’binedir.) Bütün insanlar, öleceklerdir, sonra yine hayata ererek mahşere sevk edilecekler, bir muhasebeye tâbi tutulacaklardır. Bir kere bu âkıbeti bir düşünmeli değil midir.

  • 9-10) Namaz kılarken bir kulu bundan men edeni hiç düşündün mü?

(O kimseyi gördün mü ki:) Ne kadar taaccübe şayan bir hâldir ki: (Men ediyordu…) Engel olmak istiyordu, en mukaddes bir dini vazifenin icra edilmesinden müteessir oluyordu

Evet.. (Bir kulu namaz kıldığı vakit..) Onun namazını terk etmesini istiyor o âbit zâta hakarette bulunmak cür’etini gösteriyordu.

Rivâyete göre Ebû Cehil mel’unu, Resûl-i Ekrem’in namaz kılmasına mâni olmak istemiş, onu namaz kılar bir hâlde görürsem boynuna basar, yüzüne toprak saçarım demek gibi bir saçmalıkta bulunmuştu

  • 11-) Peki,ya o kul doğru yoldaysa

(Gördün mü) Bana haber ver, o ahmakın, o namaza mâni olmak isteyen inkârcının hâlini!. O ne kadar taaccübe lâyık câhilce bir cesaret!, (eğer) O menetmek istediği zât (hidâyet üzere olmuş ise..) pek doğru bir yolu takibetmekte bulunmuş ise

  • 12-) veya takvayı emrediyor;

(Veya) O men edilmek istenilen zât (takva ile emr etmiş ise..) insanları ıslâha, aydınlatmaya çalışarak onlara samimiyeti, Allah’ı birlemeyi, ahlâki olmayan şeylerden kaçınmayı emr ve tavsiyede bulunmuş ise öyle bir zât nasıl men edilebilir?.

  • 13-) berikiyse onu yalanlayıp yüz çeviriyorsa

(Gördün mü?) Ebû Cehil gibi ve Selman-i Farisi yi namazdan men’etmek isteyen Ümmiyye İbni Halef gibi kâfirleri ki, (Eğer yalanlar) Peygamberin risâletini yalan sayar (ve) îmandan (yüz çevirirse…) iyi mi yapmış olur? O hiç bu çirkin hareketlerinin cezasını düşünmez mi?.

  • 14-) Peki,o zat,Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?

Öyle bir dinsiz (Bilmez mi ki: Allah) Teâlâ Hazretleri (şüphe yok) onun bu haince hareketini (görür.) onun düşmanca maksadını bilir, onu bu çirkin maksadından dolayı nice azaplara uğratır

  • 15-) Yok,öyle şey! Eğer yaptıklarına son vermezse,onun perçemini elimize alır

(Yok yok…) O kâfirin öyle düşmanca hareketi devam edemeyecektir. (Eğer) O kâfirce, zâlimce hareketine (nihâyet vermezse) andolsun ki: (elbette ki, biz o alnı) O hain şahsı alnından yakalayarak cehenneme (sürükleyeceğizdir.) Onun yeri cehennemden başka değildir. Bu âyet-i kerîme; her ne kadar Ebû Cehil gibi bir kâfir hakkında nâzil olmuş ise de hükmü, umumîdir ve herkese yönelik bir öğüttür, insanları ibâdet ve itaatten menetmek isteyenlerin hepsi hakkında büyük bir tehdit taşımaktadır.

  • 16-) o yalancı ve günahkar alnı yerde öyle bir sürükleriz ki

Evet.. (Yalancı, günahkâr) Nice kusurları, cinâyetleri işlemiş (olan bir alnı.) yâni: Öyle bir şahsı öyle müthiş bir vaziyete düşürmüş olacağızdır. Artık o pek korkunç âkıbeti düşünmeli değil midir?.

  • 17-) O zaman gitsin,taraftarlarını çağırsın

(Artık o) Azaba uğratılacak olan inkârcı, hayra engel olan şahıs, (encümeni çağırsın.) kendilerine istişârede bulunduğu meclis azasını yanına dâvet etsin, onlardan yardım dilesin, baksın ki: Hiç biri kendisine yardım edebilecek mi?. Kendisini o azaptan kurtarabilecek mi?. Bu ne mümkün.

  • 18-) Zaten Biz de zebanileri çağıracağız

Cenab-ı Hak da buyuruyor ki: (Biz de çağıracağızdır, zebânileri.) O kâfirleri zebânî denilen azap melekleri vasıtasiyle cehenneme sevk edeceğizdir. Artık lâyık oldukları cezalara kavuşacaklardır. .

  • 19-) Sakın,ona boyun eğme! Rabb’ine secde et ve yaklaş

(Hayır hayır…) Ebû Cehil gibi kâfirler bilmiyorlar, iş onların dedikleri gibi değil, onlar hiç bir kimseden bir yardım göremeyeceklerdir. Artık ey yüce Resûl!. (ona) O Ebû Cehil gibi ibâdet ve itaate mâni olmak isteyen bir şahsa (itaat etme) onun sözüne iltifat buyurma (ve) sen (secde et) tilavet secdesinde bulun, Cenab-ı Hak’kın sana vâ’dettiği muvaffakiyyatı nazara alarak şükür secdesine kapan (ve) o Kerîm, Rahîm Mâbuduna ibâdet ve itaatle (yaklaş.) onun mânevî katında büyük bir mevki sâhibi bulun.Bu âyet-i kerîme Kur’an-ı Kerîm’deki son tilavet secdesi âyetidir. .



Tefsir = Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / Bilmen

Meal = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:1 / bkz:47-49

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.