Aile Ve Namaz Rehberi

  • 30 Kasım 2017
  • 377 kez görüntülendi.

Aile Ve Namaz



Ailene namazı emret ve sen de onun üzerine sabret (Ta’ha Süresi’132). Çocuk yedi yaşına ulaştığı vakit ona namaz kılmalarını emredin.On yaşına ulaşacak olursa (ve namaz kılmazsa) bundan dolayı onu dövün.Evlilikle İlgili Meseleler de çocuk yetiştirmekle ilgili bazı konulara değinmiştik;ancak eksik kalan unuttuğumuz bazı noktalar vardı ki,onları dile getirdikten sonra konumuza dönmek sanırım isabetli ve yerinde bir karar olacaktır.

Şöyle ki;Siz eğer çocuğunuza küçük yaşta varlıkla beraber yokluğu da öğretmeyecek olursanız,varlığın ne olduğunu çok iyi bildiği halde yokluğun ne olduğu ve nasıl bir duygu olduğundan habersiz olarak yetiştirilirse; yediği önünde yemediği arkasında misali her isteğine olumlu cevap verip de tamam kızım,tamam oğlum şeklinde cevap verirseniz eğer;o çocuk hep öyle küçük kalmayacağı içindir ki hangi terbiye üzerine büyüyüp geliştiyse o terbiye ve karakter üzerede yaşamını sürdürecek ve kendinden olan nesile de aynısını aşılayacaktır.

Nitekim çocukluğundan beri yokluk nedir bilmeden varlık içinde büyümüş ancak aslının toprak olduğunu unuttuğu ve hatırlatmadıkları için maddi ve dünyalık olarak kendinden aşağıdakilere ya küçük gözle bakacak yada kendini onlardan üstün görecek.Kaldı ki birde kalbinde o yokluk duygusu olmadığı için acıma duygusuda olmayacaktır.Ondan sonrada ben benden aşağısıyla evlenmem,arkadaş olmam vs vs bir sürü zırvalama.

Tabi ki birde yokluğa düştüğü zaman yokluğun ne olduğunu bilmediği ve hep varlık içinde büyüdüğü için sabırdan ve sabretmekten yoksun olacağı için,ama az ama çok Rabbinin taksimine rıza göstermeyeceği için Allah’a isyan edecek yada isyana varan konuşmalarda bulunacaktır.

Yine aynı şekilde yokluğun ne olduğunu bilmediği ve yokluğa tahammülü öğrenmediği için sabır göstermeyip başkasının hakkına tecavüz edecek,başkasının malına el uzatıp kendince o şekilde rahata kavuşmak isteyecektir ki zaten bunlarda büyük günahlardandır.

Ancak kendisi bu günaha girdiği gibi anne-babasınada işlemiş olduğu günahın aynısı işleyenden eksilmemek kaydı ile yazılacaktır.Bundan tek istisna anne-babanın çocuğuna gereken terbiyeyi vermiş olanlardır.Çünkü evlat yetiştirmek ve terbiye etmek her anne-babanın üzerine farzdır.Ancak ben böyle bir terbiye almadım diyerekten bütün sorumluluk anne-babanındır diye bir kaide kuralda yoktur.

Nitekim yüce Allah “Her insanın vebalini, kendi nefsine bağladık (her insan yaptıklarına göre muamele görür). Nitekim kıyamet günü önüne açılan bir defter çıkaracağız (1)”.Çünkü “Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur; kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermediğimiz hiçbir halkı cezalandırmayız (2)”.

Bir diğer hususta şudur ki çocuğun eline bir tablet verip,içine iki tane oyun kayup,üç-beş tane müzik yükleyip de internette avanak avanak gezmesini seyretmeklede anne-babalık yapılmayacağı gibi bu şekildede çocuk yetiştirilmez dedikten sonra konumuza dönerek;

Yüce Allah buyuruyor ki;”Ailene namazı emret ve sen de onun üzerine sabret (3)” .Çünkü “İman edip makbul ve güzel işler yapanlara ise, içinden ırmaklar akan cennetler var. İşte en büyük başarı, en büyük mutluluk budur! (4)” ve “İman edip güzel ve makbul işler yapanların elbette günahlarını örteceğiz ve onların yaptıkları çalışmaları en güzel şekilde mükâfatlandıracağız (5)”.

Nitekim Yüce Allah’ın Ailene namazı emret ve kendinde bunun üzerinde sebat göster buyruğu ve başka bir ayet-i celilede Yüce Allah:’O ateşten nefislerinizin ve ailelerinizi koruyunuz (Tahrim Süresi’6)’ buyruğu hakkında Katade:

“Onlara Allah’a itaat etmelerini emreder,ona isyan etmelerini yasaklar.Ayrıca aile fertlerine Allah’ın emirlerini uygular,onun emirlerini onlara emredip,bu hususta onlara yardımcı olur,Allah’a isyan edildiğini görecek olursa kendilerini onlardan uzak tutar ve ondan vazgeçmelerini emreder (6)”

“Katade yüce Allah’ın:’Onlar ki namazlarına devam ederler (Mearic Süresi’23)’ buyruğu hakkında dedi ki:Bize zikredildiğine göre Denyal (a.s),Muhammed (s.a.v)’in ümmetinin niteliklerini anlatarak şöyle söylemiştir:

Onlar öyle bir namaz kılarlar ki,Nuh kavmi o şekilde namaz kılsalardı asla suda boğulmazlardı.Hud kavmi böyle bir namaz kılsalardı asla üzerlerine o kısır rüzgar gönderilmezdi.Semud kavmi böyle namaz kılsaydı o çığlık onları yakalamazdı.O halde namaz kılmaya dikkat ediniz.O müminlerin güzel bir huyudur (7)”.Nitekim yukarıdada belirtildiği üzere “İman edip güzel ve makbul işler yapanların elbette günahlarını örteceğiz ve onların yaptıkları çalışmaları en güzel şekilde mükafatlandıracağız (8)”.ayet-i celilesi de bunun delilidir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde:Çocuk yedi yaşana ulaştığı vakit ona namaz kılmalarını emredin.On yaşına ulaşacak olursa (ve namaz kılmazsa) bundan dolayı onu dövün buyurmuştur.

Ancak bir hadis-i şeriflerinde sevdiriniz nefret ettirmeyiniz buyurmaktadır.Sen eğer çocuğa sevdirmek yerine nefret ettirirsen,kılmıyor diyerekten,Allah’a itaat etmiyor diyerekten açıklayarak, anlatarak öğretmek yerine dövün cümlesini tekme tokat algılayacak olursan bu fayda yerine zarar getirecek ve zararı hem sana hemde çocuğuna dokunacaktır.

Kaldı ki emeklemeye başlayan bir çocuk için neden yürümüyorsun diye dayak atacak ve bağıracak olursan asıl dayak yemesi gereken sensin.Yine aynı şekilde yetişken bir insana emekle diyecek olursan bu sefer ya dayak yersin yada gülüp geçerler.

Bundan anlatmak istediğim şudur ki her insan bazı şeyleri bir yaşta kabullenirken ve yapması daha kolay iken yaş ilerledikçe bu daha çok zorlaşır ve belkide imkansız olmasa da çok zor bir hale gelir.Yada her insana anlayacağı dilden anlatacaksın tabiri de anlaşılabilir.

Nitekim çocuk emekleyerek başladığı işe yürüyerek ve koşarak devam eder.İşte sizlerde çocuğunuza daha küçük yaşta iken kendinizde örnek birer insan olmak şartıyla eğitimini verecek olursanız ve namaz kılmasını aşılarsanız eğer Allah’ın izniyle bu çocuk büyüdüğü zaman aynı istikamette gidecektir.Ancak böyle bir eğitimi vermeyip de daha çocuktur diyerek eline kitap yerine tableti,içeriğine sünnet yerine oyunu koyacak olursan eğer bunun akıbetinden korkulur.

Kaldı ki eğer bakacak olursanız daha küçük yaşta iken ve kendine farz olmadığı halde küçük çocuklar oruç tutuyor ve tutmak istiyor.ama ne zaman ki oruç üzerine farz oluyor bu seferde tam aksine oruç tutmuyor.Buda demek oluyor ki aklı ermeye başladıktan sonra o akıl ancak terbiye edilmezse eğer nefsine yönelik hareket eder ve nefsite her zaman kötülüğü emreder.

Nitekim ailenize namazı emredin ve sizde bunda sebat gösterin ayet-i celilesi çocuk için değil aynı şekilde ev halkı içinde geçerlidir.Yani bu geçerlilik eşin içinde geçerlidir.Ama kadın erkeği teşvik eder ama erkek kadını teşvik eder.Kim kimi teşvik ederse ve yola Hak yola girmesi için mücadele ederse ne mutlu o insana.

Ancak aileye dini bilgi öğretmek ve bu bilgiyi vermek kocanın üzerine farzdır.Aksine bu bilgi verilmeyecek olursa yarın mahşer meydanında karısıda olsa,çocuğuda olsa kendisinden davacı olacaktır neden bize öğretmedin diye.Sen öğret,en azından üzerindeki sorumluluk kalksın,üzerindeki ağırlığı atmış olursun.

Nitekim Yüce Allah “Her insanın vebalini, kendi nefsine bağladık (her insan yaptıklarına göre muamele görür). Nitekim kıyamet günü önüne açılan bir defter çıkaracağız (9)” ve “Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur; kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermediğimiz hiçbir halkı cezalandırmayız (10)”.

Resulüllah (s.a.v):Geceleyin kalkıp namaz kılan,hanımını uyandıran,uyanmak istemezse yüzüne su serpen bir adama Allah’ın rahmeti olsun.Geceleyin kalkıp namaz kılan,kocasını uyandıran,uyanmak istemezse yüzüne su serpen kadına da Allah’ın rahmeti olsun buyruğu ile kadınıyle erkeğiyle birbirlerini teşvik etmeleri ve birbirlerine yardımcı olmaları vurgulanmakta ve öğüt edilmektedir.

Nitekim yüce Allah “Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velileri, yardımcılarıdır. Onlar iyilikleri teşvik edip kötülükleri menederler. Namazı hakkıyla yerine getirir, zekâtı verir, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte onları Allah geniş rahmetine mazhar edecektir. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir) (11)” şeklinde buyurmaktadır.Bu uyarıyı dikkate alıp da buna göre hareket edene,kendine çeki düzen veren insana ne mutlu,ne mutlu o insana ki böyle bir eşe (kadına),böyle bir kocaya sahip.

Yazıyı yüce Allah’ın şu buyruğu ile tamamlamak istiyorum ki yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Allah’a teslim olan erkekler ve teslim olan kadınlar, İslâm dinine iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, dürüst erkekler ve dürüst kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, hayır yolunda infak eden erkekler ve infak eden kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır (12)”

“Eğer inkâr edecek olursanız bilin ki Allah sizden müstağnidir, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama kullarının inkâra sapmalarına razı olmaz. Eğer şükrederseniz, bundan hoşnut olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda hepinizin dönüşü Rabbinize olacak ve O da yaptıklarınızı size tek tek bildirecek ve dilerse bunların karşılığını verecektir. Gerçekten O, kalplerin en derin yerinde olan şeyleri dahi bilir (13)”



(1-İsra Süresi’13);(2-İsra Süresi’15);(3-Ta’ha Süresi’132);(4-Buruc Süresi’11);(5-Ankebut Süresi’7);(6-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:11 / bkz:285);(7-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:11 / bkz:387-388);(8-Ankebut Süresi’7);(9-İsra Süresi’13);(10-İsra Süresi’15);(11-Tevbe Süresi’71);(12-Ahzab Süresi’35);(13-Zümer Süresi’7)