Ahkaf Süresi Muhammed Gazali Tefsiri

Ahkaf Süresi,’Ha Mim’ ile başlayan sürelerin sonuncusudur.Bu sürelerin bu harflerle başlaması,Kur’an- Kerim’in alemlerin Rabbi katından indirildiğini vurgulamak içindir.İnsanların,bir öğrencinin öğretmenini dinler gibi Kur’an’ı dinlemesi ve kendilerine sunulan hikmete tabi olması gerekir ki doğru yolu bulabilsinler ve hatalarından dönebilsinler.Süre,baş taraflarında,Allah’ın tıpkı hiçbir şeyi meşgul etmeyen uzak ufuklarda dönen gezegenler gibi canlı bedenlerde boşluklar inşa ettiğini ve içinde yaşadığımız bu dünyanın da aynen ecellerimiz dolunca bizim yok olduğumuz gibi ecelinin geleceğini ve sonra ektiklerimizi yeniden biçmek için ikinci yaşama geçeceğimizi açıklamaktadır.

Gökleri,yeri ve ikisi arasında bulunanları biz,şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık.İnkar edenler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler (Ahkaf 3)

İnkar edenler iki şeyden yüz çevirmektedirler:

  • Birincisi : Dünya materyaline sahip olan bilimsel ysalardan
  • İkincisi : Herkesin yaptıklarının hesabını göreceklerini bekledikleri son duraktan

Ardından süre,Resul ile müşrikler arasında geçen inanç ve davranışlarını içeren tartışmayı ortaya koymuş ve müşriklerin ilahlarının hiçbir şey yaratamaaycağını hatırlatma ile süre başlamıştır:

De ki: Söylesenize! Allah’ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar,göstersenize bana! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz,bundan evvel (size indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana gösterin (Ahkaf 4)

Hiç kimse Asya’yı,Afrika’yı başka Rabb yarattı diyemez.Yine hiç kimse Güneş’i Allah,Ay’ı başka Rabb yarattı diyemez.Bu inkar götürmez bir gerçektir.Allah’tan başkasına dua etmenin ne değeri vardır? Müşriklerin yakarması,uzaya kadar ulaşsa bile onlar bir şey elde edemezler.Onlar boşa yalvarıyorlar:

Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar,bunların tapmalarından habersizdirler (Ahkaf 5)

İnsanlara daveti sunma esnasında aileler,mü’min ve kafir diye iki kısıma ayrılır.Bazen babalar doğru yola erer,çocuklar sapıtır.Bazen de tam tersi olur.Olsun.Dinde zorlama yoktur.Bazen bütün yakınlar hakka sarılabilir.O zaman nimet tamamlanır.İşte o an,insan şöyle der :

bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et.Benim içinde zürriyetim için de iyiliği devam ettir.Ben sana döndümVe elbette ki ben Müslümanlardanım (Ahkaf 15)

Bazen yaramaz bir çocuk,yeniden dirilme ve cezayı kabul etmeyebilir.Anne babanın kendisine nasihatlarını dinlemeyebilir.Ancak anne baba onun hakkında Allah için bir şey yapamaz :

Ana ve babasına : Öf bile deme! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken,beni tekrar dirilmekle mi tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye,ana ve babası Allah’ın yardımına sığınarak : ‘Yazıklar olsun sana! İman et.Allah’ın va’di gerçektir’ dedikleri halde o : Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir der.İşte onlar,kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde,haklarında azapın gerçekleştiği kimselerdir.Gerçekte onlar ziyana uğrayanlardır (Ahkaf 17-18)

Genellikle kafirlerin hayatları,eğlencelerle dolu,tutkularla onarılmış,oyun ve oynaşlarla yüklüdür.Bu yüzden onlar hakkında Allah şöyle buyurmuştur :

İnkar edenler ateşe arzolunacakları gün (onlara şöyle denir): Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız.Onların zevkini sürdünüz.Bugün ise alçaltıcı bir azap göreceksiniz (Ahkaf 20)

Hz Ömer bu ayete istinaten hayatın zevklerinden uzaklaşmıştır.İbn Atiyye’nin aktardığına göre,Hz Ömer Şam’a gidince Halid b. Velid,O’na çok hoş bir yemek ikram etti.Bunun üzerine Hz Ömer dedi ki : Tamam bu bizim için.Ölmüş fakir Müslümanlar için ne var,onlar arpa ekmeği ile bile doymadılar’.Halid dedi ki: Onlar için cennet var.Bunun üzerine Hz Ömer ağladı ve ‘Eğer bizim payımıza düşen makam ise onlar cennete gittiler,bizlerse onlardan çok uzaklaştık’ dedi.

Hz Ömer,yönetiminde zühd sahibi idi.Fakir Müslümanların yemeğinden fazlasını yemezdi.Biz,Allah’ın kullarına iyi olan şeyleri yasaklamadığını biliyoruz.Fakat israf edenlerin aşırı gidenlere meyletmeleri sebebiyle hak ve görevleri unutmaları uyarılmıştır.

Nihayet onu,vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce :Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur dediler.Hayır ! O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir.İçinde acı bir azap bulunan bir rüzgardır.O (rüzgar) Rabbinin emriyle her şeyi yıkar,mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) Onların evlerinden başka her şey görünmez oldu (Ahkaf 24-25)

Canlılar yok oldu ve sadece yerle bir olmuş evler kaldı.

Ad kavmi Kureyş’den daha güçlü idi.Kadere yenik düşmediler mi? Neden pişman olmadılar? Fakat insanlar,akıllarını uyutarak,gözlerini kapatarak ve kulaklarını tıkayarak kendilerini imandan alıkoyarlar.İşte o zaman vahşi hayvanlardan daha şaşkın olurlar:

Andolsun ki onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik.Kendilerine , kulaklar,gözler ve kalpler vermiştik.Fakat kulakları,gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı.Zira bile bile Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlardı.Alay edip durdukları şey,kendilerini kuşatıverdi (Ahkaf 26)

Kureyş,Arap Yarımadası’nın ortasında oturmakta,harap olmuş şehirleri,yerle bir olmuş Lut kavminin kasabalaını onarmaya gitmekte,Sebe ve Tebba kavminin başına gelenleri bilmektedirler.Putları onları kurtarabildi mi?

hayır,onları bırakıp gittiler.Bu onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir (Ahkaf 28)

Mekkelilerin inatı dillere pelesenk olacak kadar fazlaydı.Kur’an , peygamberlerin ebirinin kalbinden hüzünleri dağıtacak şeylerle ve daveteçilerin kıyamete dek hakkı savunacak ve hidayet meşalesini sürdürecek planlarla doludur.

Sonra Ahkaf Süresi,Kur’an’a kulakv ermeyen bazı insanlaran ve O’nu dinleyen ve yoluna uyan bir grup cinlerden söz etmektedir.Bu onların düşünceleri için yeterli değil miydi?

Laf lafı açar.Hurafeci insanlar,hayallerinin peşine dalmak için dedikodu mahfillerine koşarlar ve akli sapmalara yönelirler.

Kur’an şeytandan şöyle söz ediyor :

  • Çünkü o ve yandaşları,sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler (A’raf 27)

Onlar,cinlerin hayatından kitaplar yazmak ve onlarla insanlar arasında evlenmek ve Onların büyüleme üslubundan yararlanmak için gelirler.Onlar bu boş şeylerle o kadar uğraştılar ki,göklerin ve yerin kendisi için yaratıldığı Hak önünde engelleyiciler olarak durdular.Çoluk çocukları perişan oldu.Kanun koyucu olarak O’nu keşfedemediler ve O’ndan hiçbir şekilde yararlanamadılar.Batı,gökleri ve yeri yaratan bu Hakkı öğrenmekle mi kalkınmıştır? Bunu bir tarafa bırakalım.Kur’an-ı Kerim’in ahmak müşriklerden oluşan yalancıların dinlemeleri için cinlerden akrabalarına bir bakalım :

Bir zamanlar cinlerden bir grubu,Kur’an’ı dinlemek üzere sana yöneltmiştik.Ona geldiklerinde (birbirlerine) : Susun,(dinleyin) dediler.(okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler (Ahkaf 29)

Ancak cinlerden başka Ademoğulları’ndan şöyle diyenler oldu : ‘Bu Kur’an’ı dinlemeyin,onun hakkında gürültü edin.Belki (böylece) ona galip gelirsiniz (Fussilet  26)

Cinler ise denileni iyice kavradılar ve kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.Onların dediklerine bir bakalım :

‘..Biz Musa’dan onra indirilen bir kitap dinledik (Ahkaf 30)

Belki de onlar,İncil,Tevrat’a mülhak,O’nun hükümlerini destekleyen ve bazı şiddetli hükümlerini hafifleten bir kitap olduğu için böyle söylemişlerdi.Kur’an ise,anlamlarında Tevrat ve İncil’i rafa kaldıran ve önceki vahiylere egemen olan bir şeriat ortaya koyan müstakil bir kitaptır:

Ey kavmimiz,Allah’ın davetçisine uyun.O’na inanın ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı azaptan kurtarsın (Ahkaf 31)

Bağlama göre Kureyş’in anlatılması,karanlıklardan çıkarılması,yeniden dirilme ve ceza ile tehdit edilmesi devam etmektedir:

Gökleri ve yeri yaratan,bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın,ölüleri de diriltmeye kadir odluğunu görmüyorlar mı? Evet O,her şeye kadirdir (Ahkaf 33)

Ad kavmi,Kureyş’ten,cinler ise her iki kabileden daha güçlüdür.Bu,insanlar yanında küfrün elebaşlarına engel olabilmişmidir?

Ahkaf Süresi,Nuh,İbrahim , Musa ve İsa’dan oluşan,kavimlerinin yaptıklarına sabreden ve onlar hakkında kaderin hükmü gelinceye kadar direnmeye devam eden azim sahibi peygamberlerle teselli olmasını Muhammed’den isteyen bir ayetle son bulmuştur:

O halde sen de peygamberlerden azim (ve irade) sahiplerinin sabrettikleri gibi sabret.Onlar için acele etme (Ahkaf 35)

Mücadele günlerce sürer.Beklenen sonuç gelince sanki bir nostaji oluverir.Adeta eskiyi yad etmeden ibaret kalır.Şair’in dediği gibi;

  • Sanki sen çağın herhangi big ecesinden geçmedin;
  • Senden isteneni kavradığında

Onlar tehdit edildikleri azapı gördükleri gün,sanki gündüzün sadece bir saati kadar (dünyada)kalmış gibi olurlar (Ahkav 35)

Onun tamamı böyle zikredilmiştir.(Bu) bir tebliğdir.Yoldan çıkmış topluluktan başkası helak edilir mi? (Ahkaf 35)



Kaynak = Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz:643-650

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.