Ahkaf Süresi 17-18-20-26 Ayetler Geylani Tefsiri

“Annesine babasına karşı öf be size,benden önce nice nesiller glip geçmişken,tekrar dirilmekle beni tehdit mi ediyorsunuz? diyen kimseye annesi-babası , Allah’a sığınarak dediler ki : Yazıklar olsun sana! İman et.Allah’ın vaat ettiği şey hakikattir.Oğulları da şöyle cevap verir: Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir (1)

Anne babası çocuklarını iman etmeye davet ettikleri zaman,onu tevhide çağırdıkları ve evlatlarını şirk karanlığından ve eskileri taklit etmekten kurtarmaya çalıştıkları ve onu kıyamet gününün şiddetinden ve dehşetinden alıkoymak istedikleri zaman,evlat atalarına şöyle dedi :

Yeter artık,sizden sıkıldım! Beni mezarımdan dirilterek çıkarıldıktan sonra azap görmekle mi korkutuyorsunuz? Halbuki benden önce bu kadar zaman geçti ve henüz mezarından hiç kimse diriltilerek çıkarılmadı.Ben de çıkarılmayacağım.O bu şekilde isyanlarını sürdürürken anası ve babası,evlatlarını çok sevdikleri ve ona acıdıkları için Allah’a yalvarıyorlardı ve oğullarına yardım etmesini,iman etmesine yardım etmesini istiyorlardı.Bir taraftan da çocuklarını korkutarak susturmak amacıyla şöyle diyorlardı :

Sus.Yazıklar olsun sana.Sus,yoksa başına bir bela gelecek! Çabuk ol ve Allah’a iman et.Hem Allah’a iman et hem de dünyada ve ahirette olacak olanlarla ilgili buyurduklarına iman et.Allah’ın peygamberlerinin ve kitaplarının diliyle bildirmiş olduğu ne kadar vaat varsa hepsi haktır,gerçektir. Bunda asla şüphe yoktur.Allah vaat ettiklerinin hepsini yerine getirecek ve istediğinden intikamını alacak,istediğini de ödüllendirecektir.

Evlat ana-babasının bu sözlerini dinledikten sonra öfke ile inkar ederek şöyle diyecek : Bana nasihat olsun diye söylediğiniz bu şeyler,eskilerin efsanelerinden başkası değildir.Korkutmak için uydurulmuş boş şeylerdir.

“İşte onlar,kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları içinde,haklarında azap gerçekleşen kimselerdir.Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır (2)

İşte bu gibi sözleri söyleyen şakiler,Allah’ın huzuruna kabul edilme şerefi ellerinden alınarak kovulanlardır.Onlar yok edilmişler ve azaba müstahak olmuşlardır.Böyleleri insanlar arasında ve cinler arasında mevcuttur.Onların hepsi ziyana uğramışlardır.Kendilerine verilmiş olan Allah’ın halifesi ve vekili olma şerefini kaybetmişlerdir.İnsanlık hayatında kendilerine Allah’ın vaat etmiş olduğu en büyük makamı kaybetmiş olanlardır

“İnkar edenler cehennem ateşinin önüne getirildikleri zaman ‘dünya hayatımızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız,keyfini sürdünüz.Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan , bozgunculuklarınızdan dolayı korkunç bir azapla cezalandırılacaksınız (3)

Ey Peygamberlerin en mükemmeli ! Sen onlara hatırlat : Hakk’ı inkar edip,Hakk’a sarılanlardan yüz çeviren sapıklar,kafirleri yakmak için çatırdayan cehennem ateşinin önüne getirildikleri zaman kendilerine şöyle denilir : Siz,dünya hayatınızda güzelliklerinizi yok ettiniz.Hepsini harcadınız.Artık bugün sizi aşağılayacak olan dehşetli azapla cezalandırılacaksınız. Çünkü siz dünyada iken haksız olarak büyükleniyordunuz , Müslümanların zayıflarına karşı kibirleniyordunuz.Bu yaptıklarınızın karşılığı olarak bugün cezanızı işte burada çekeceksiniz.Çünkü siz hudud-i ilahiyyenin dışına haksız yere ve zalimce çıkıyordunuz.

“Yemin olsun ki biz size vermediğimiz gücü onlara vermiştik.Onlara kulaklar,gözler ve yürekler de vermiştik.Fakat ne kulaklarının,ne gözlerinin ve ne de yüreklerinin hiçbir şeyde kendilerine faydası dokundu.Çünkü onlar Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlardı.Şimdi o alay ettikleri şey onların etrafını sarıverdi (4)”

Ey Mekke halkı! Andolsun ki biz Ad kavmine size vermediğimiz zenginliği,çok evladı,yüksek sarayları,kaleleri,köşkleri, geniş geniş evleri verdik.Yine onlara Allah’ın vahdet-i zatına delalet eden  ayetleri duymaları için kulaklar verdik,gücümüzün ve kudretimizin izlerini,ilmimizin sonsuzluğunu işaret eden hikmetlerimizin sağlamlığını görebilmeleri için gözler verdik.Bizim vahdet-i zatımızı keşfetmeleri,o sırra vakıf olmaları için,bütün yaptıklarımızı ve yönlendirdiklerimiz tek başımıza yaptığımızı anlamaları için onlara gönüller,kalpler verdik.Bütün bunlara rağmen kulakları,gözleri ve gönülleri onlara hiçbir fayda vermedi.Bu kadar muazzam işaret ve delilden hiçbir fayda temin edemediler,hiç bir şey anlayamadılar.Eğer anlayabilseler idi Allah’ı tanımış ve sapıklıktan kurtulmuş olacaklardı ve doğru yoldan habersiz kalmayacaklardı.Onlar çok cahil oldukları için yani yaratılışları itibariyle sizin gibi ey kafirler,onlar da Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlardı.Allah’ın tevhid yolunun işaretlerini inkar ediyorlardı ve onlarla alay ediyorlardı.Kendilerine bu ayetleri getiren peygamberlerle de alay ediyorlar ve onları aşağılıyorlardı.Bunlardan dolayı alay ettikleri şeylerin günahı etraflarını sarıverdi şimdi.Onların başlarına geliverenler,ey kafirler,ey aşırı gidenler sizin başınıza da zamanı geldiğinde kat be kat fazlasıyla gelecektir.



Kaynak : Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:V / bkz: 309-314

(1-Ahkaf 17) – (2-Ahkaf 18) – (3-Ahkaf 20) – (4-Ahkaf 26)