Ahiret Hayatını İnkara Sebep Olan Faktörler-1

Geçmişte ve günümüzde bir çok insan,bilmediği ahiret hakkında sürekli olarak konuşmaktan çekinmemiş ve ölüm ötesi hayatı akıl ve idraklerine sığdıramadıklarını ileri sürerek kabule yanaşmamışlardır.Bu çerçevede Kur’an’da ‘düşüncenin ihmaliyle‘ alakalı,gerekse ‘nefsani’ faktörler açısından ahireti inkara götüren bir kısım sebeplerin nazara verilği görülmektedir.

Kur’an’a göre,ahirete inanmayanların tatmin edici hiçbir delili yoktur.ancak inkarcılar,sathi (yüzeysel) bakışlarıyla kavrayamadıklarından veya kavrama cehd ve gayretini göstermediklerinden,ortaya bir çok iddia atmaktan kendilerini alamamışlardır.Bu insanları inkara sevk eden faktörleri şu başlıklar altında toplamak mümkündür;

  • DOĞRU DÜŞÜNCENİN İHMALİYLE ALAKALI FAKTÖRLER

Sathi ve Önyargılı Değerlendirme = İnsana gerek peygamber vasıtasıyla gerekse kainatta cereyan eden hadiselerin diliyle ardarda bilgiler verilmektedir.Bu hususla ilgili olarak bir ayette şöyle buyrulur: “…Ahiret hakkında onlara bilgiler ardarda gelmektedir,ama onlar bundan bir şüphe içindedirler,daha doğrusu onlar bundan yana kördürler (1)”.Bu ayet ahirete dair delillerin bolluğuna rağmen,bir kısım insanlarda cehalet ve körlük içinde hareket etmeleri sebebiyle bu konuda hiç bir bilgi ve fikri ameliyenin oluşmadığını anlatmaktadır.

Zamana Dayalı Fikir Yürütme = Bu hayatın sonunda başka bir hayatın olmadığına dair,inkarcıların elinde giç bir ilmi dayanakları ve delilleri yoktur.İnsanı ancak zamanın yok edeceği ve geriye toz topraktan başka bir şey kalmayacağı şeklindeki düşünceler; gerçekte ahireti inkar edenlerin zanlarından öte bir şey değildir.Onlar ‘Bu hayattan sonra ne olacağını bilemeyiz; insan tıpkı bir saat gibi zamanla durur ve yok olur’ demekten öteye geçemezler.Gerçekte iddialarının akli ve mantıki bir temeli yoktur,ama onlar öyle olmasını arzu ederler.

Kur’an inkarcıların çoğunun,düşünceyi ihmal ve cehaleti tercih etmelerinin bir tezahürü olan zan ve tahmine dayandıklarını belirgin bir şekilde şu ayet-i kerimeyle ortaya koymaktadır: “İnkarcıların çoğu sırf bir zan (ve tahmine) tabi olurlar.Oysaki zan,gerçek adına bir şey ifade etmez (2)”

İnsanın tahmine dayanarak hakkında konuştuğu sahalar ise, aslında onun bilgi sahibi olmadığı sahalardır.Öyleyse insanın bilgis ahibi olmadığı bir hususta hiç bir esasa dayanmadan,heva ve vehimlerinden ibaret olan bir zanna tabi olmak suretiyle gerçeğe ulaşması asla mümkün değildir.

Taklidi Yönelme = İnsanların,diğer bir çok konuda olduğu gibi ahiret konusunda da inkara kaymalarında sahip oldukları bilgilerin,doğru olup olmadığını öğrenmek için kendilerini zahmete sokmadan önde bulunanların veya çoğunluğu teşkil edenlerin ,düşüncelerine kapılmalarının rolü büyüktür.Hiç bir delile dayanmaksızın önceleri taklit edenlerin,onlar gibi ahireti inkara gittiklerine Kur’an şu ayetiyle dikkat çeker: “Hayır,yine öncekilerin dediklerini derler.Öncekiler : ‘Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? Yemin olsun ki,biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti.Bu evvelkilerin masallarından öte bir şey değildir’ demişlerdi. (3)”.



Kaynak=Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz:169-170-171

1-Nesml Süresi’66 ; 2-Yunus Süresi’36 ; 3-Mü’minun Süresi’81-83

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.